MENÜ

Şampiyonluk hak edilerek kazanılır…

16 Mayıs 2021, Pazar 12:21 Son Güncelleme: 16 Mayıs 2021, Pazar 12:21
- A +

Bırakın oynayanları izleyenleri bile yorgun düşüren futbol tarihimizin en uzun maratonu nihayet sona erdi. Nasıl ki, 42 kilometre 195 metrelik maratonu kazanan sporcu madalyayı hak etmişse, Beşiktaş’ta bu şampiyonluğu bileğinin hakkıyla kazanmıştır.

Futbolu tüm diğer spor dallarından ayıran bir önemli özelliği var; lig süresince şampiyon olma olasılığı defalarca el değiştirebilir. Maratonun büyük bölümünü önde götüren Beşiktaş iki hafta kala neredeyse Fenerbahçe’ye kaptırıyordu zirveyi.

Fenerbahçe Sivasspor karşılaşmasını kazandığı anda son haftaya şampiyon olarak girecekti. Finalde ise Galatasaray avantajlı olduğu halde Beşiktaş tek gol pozisyonu bulamadan iki duran top golü ile ipi göğüsledi. Futboldan sonra en çok ilgilendiğimiz Basketbol ve Voleybol’da bile böylesi bir değişkenlik göremezsiniz!

Sezon başlangıcı korkutucuydu…

Beşiktaş’ın tüm avantajlarını yitirerek son dönemece endişeli girmesinin türlü nedenleri vardır kuşkusuz. Şimdi onları yazarak Beşiktaşlıların keyfini kaçırmak niyetinde değilim. Bu konulara dönmek için önümüzde zamanımız olacak. Ancak şampiyon olan takımın mutlaka rakiplerine göre iyi yaptıkları işler vardır.

Siyah beyazlı takımın sezon başlangıcı sadece endişe verici değil aynı zamanda korkutucuydu. Beşiktaş’ın halini gören medya mensupları arasında bu takımın küme düşmemek için mücadele vereceğini yazanlar bile oldu.

Kuyunun dibinden suyun yüzüne çıkmak…

Ancak Beşiktaş’ın gidişatı ve yazgısı Aboubakar, Ghezzal, Souza ve Rosier’in transferiyle değişti. Değişimi yaratan sadece bu oyuncuların katılımı değil aynı zamanda, teknik adam katkısı ya da oyuncuların kendiliğinden uyguladıkları bir sistem ortaya çıkmasıydı.

Fenerbahçe’nin medyada yazılanlardan sonra keşfettiği 4.6.0 dizilişini Beşiktaş en başta yakalamıştı. Düzen, belki Avrupa standartlarında değildi ama Türkiye’ye fazla gelmişti. Yeni uygulama deyim yerindeyse Beşiktaş’ı kuyunun dibinden suyun yüzüne çıkartmıştı.

Topa sahip olmak rakiplerini yordu

Aboubakar’ın transferi sonucunda özünde santrfor olan Larin orta alanın en dış kulvarında görevlendirilince sistem kendiliğinden 4-5-1 oldu. Aboubakar’ın orta alana gelip pas oyununda etkin görev almasıyla forvet oyuncuları ile orta alanda görev alan futbolcular iç içe geçip birlikte hareket eder oldular.

Bu yapı ile topa sahip olmak Beşiktaşlıları değil rakiplerini yordu. Rakiplerine göre az sayıda oyuncunun katılımı ile ligi uzun süre avantajlı olarak önde götürmenin sırrı da burada olsa gerek. Topa sahip olmanın verdiği kendiliğinde motivasyon Beşiktaşlı oyuncuları canlı tuttu. İnişli çıkışlı bir performansın yerini devamlılık aldı.

Forvetsiz kazanmanın yolunu buldular

Şampiyonluğa oynayan iki rakibi son haftalarda bile arayış içindeyken Beşiktaş’ta kimlerin görev alacağı netti. Yine iki rakibi beşer forvetleri ile lüks peşindeyken Beşiktaş forvetsiz oynamanın yolunu bulup avantajını kullandı. Çünkü topa sahip olunarak pas oyunu takımın temelini sağlam bir yapıya oturtmuştu. Beşiktaş yapı ile değil mevkiler ile uğraştı.

Kısa erimli turnuvalarda hatta Dünya Futbol Şampiyonası’nda bile rastlantılar sizi zirveye taşıyabilir. Ancak 42 haftalık bir ligde kimse tesadüfen şampiyon olamaz. Bu salgın döneminde herkese yakışan başarıyı alkışlamaktır. Beşiktaş’a yakışan ise kendisini geliştiren değerli rakiplerine karşı ağırbaşlılığını korumak ve onlara hak ettikleri değeri vermektir…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...