MENÜ

Pas oyununun şifreleri

28 Ağustos 2020, Cuma 11:23 Son Güncelleme: 28 Ağustos 2020, Cuma 11:23
- A +

Futbol oynamak dediğimizde basitçe aklımıza ne gelir? Topla oynamak, top sürmek, pas vermek, topa dokunmak, şut çekmek ilk aklımıza gelen etkinlikler olduğunda, aslında tüm bu durumlar ne kadar az futbol oynandığını göstermektedir. Buna karşın futbolu arkadaşlarımızla paslaşmak ve kısa süreli topa dokunmak, topu rakipten uzak tutup bireysel davranışlar olarak algılarsak, o zaman da bol bol futbol oynanıyor demektir. Bu da futbolun çok fazla topa sahip olmak demek olmadığını, daha çok arka arkaya yapılan sayısız top kaybını yönetmek olduğunu gösteriyor.

Topa sahip olmanın ölçülebilir iki hali vardır: Bir takımın topu bir yerden diğer tarafa iletme fırsatını kaç kez yakaladığını ve bu fırsatı yakalayana kadar geçen süre. Elbette ki her takımın planı, strateji ve taktiğe dayalı uygulaması başlama vuruşundan itibaren topun hakimiyetini ele geçirmek, maç süresince topu ayağında daha fazla tutmak ve ilk fırsatta golü atmak olsa gerek.

Ne var ki bu hiç de gerçekçi bir düşünce değil. Önceden planlanmış tüm uygulamalar eğer top hakimiyetine dayalı bir futbol oynamayı öncelikli görmüyorsa, gerçekçi de değildir. Koşullar ne olursa olsun rakibinden daha uzun süre topa hakim olup, top kayıplarını yönetemiyorsanız, kazanmayı sadece hayal etmekten öteye gidemezsiniz. Öyleyse bu kısımı şöyle genelleyebiliriz: Futbol topa sahip olma üzerine kurulu bir spor değil, peşi sıra yapılan top kayıplarını yönetmek üzerine kurulu bir etkinlik.

Bu durum futbolun elit takımları, sözgelimi Barcelona ve Arsenal için de geçerlidir. Üstelik kulüpler arasında ne kadar topa sahip olma felsefesiyle oynasalar da pek bir fark yoktur. Opta’nın verilerine göre üç sezon boyunca İngiltere Ligi’nin ilk 10 sırasına yerleşen takımlar rakiplerine 101,4 kez top kullanma hakkı vermişler. 11 ile 20. sırada yer alanlar ise 99,1 kez rakiplerine topa sahip olma fırsatı vermişler.

Bu da bize topa sahip olmak denilen şeyin bireysel değil, kolektif bir çaba gerektirdiği anlamına gelir. Topa sahip olmak belirli bir oyuncunun yeteneğinin değil takımın yeterliliğinin ölçütüdür. Yetenek diye diye ömrümüzü tükettik de asıl yeteneğin, bütün takımın birlikte ortaya koyduğu “ortak davranışlar bütünü” olduğunu bir türlü anlayamadık…

Pas oyununun en temel şifrelerinde biri, başarılı pas yüzdesinin pası veren oyuncunun teknik becerisinden çok atılmaya çalışılan pasın zorluk derecesiyle ilgilidir. Esas önemli olan ne yaptığınız değil nereden nereye doğru yaptığınızdır.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...