MENÜ

Mesut Özil’in yaratacağı kelebek etkisi…

17 Şubat 2021, Çarşamba 11:25 Son Güncelleme: 17 Şubat 2021, Çarşamba 11:25
- A +

Şampiyonluk yarışı içinde olan takımlar bir yana, ligin orta sıralarındaki ekipler bile kalesinde Fenerbahçe kadar çok pozisyon görmüyor. Bunun bir ya da daha fazla nedeni olabilir. Ancak şu futbol gerçeğine dikkat çekmeden diğer nedenler ya yardımcı ya da önemsiz olabilirler: Futbol öyle bir oyundur ki, futbol alanının bir ucunda yaşanan bir değişimin öbür uçta mutlaka radikal bir etkisi vardır.

Sözgelimi Fenerbahçe forvetlerinin top rakibe geçtiği anda yalancı, rakibi değil kendi arkadaşlarını aldatıcı gölge presi yapmaları. Öncelikle presin koşma ya da rakibe bilinçsiz saldırma işi değil, takım halinde yapılan organizasyon olduğunu bilmek gerekir. Forvette başlatılan presin arkası orta alan oyuncular ile doldurulamaz, savunma da orta alana çıkıp alanı daraltmazsa pres değil kandırmaca olur ki Fenerbahçe’nin yaptığı bundan başka bir şey değil.

İlerideki tek santrfor ve onun arkasındaki üçlü göstermelik baskı yapıyor, doğal olarak rakip savunma bu yalancı presi kolayca bozup ilerideki dörtlüyü pas ile geride bırakıyor. Sonrası ise belli, sayısal üstünlük rakibe geçiyor, onlar da savunmanın arasından kolayca boşluk buluyor. Şimdi bir de Mesut Özil sorunu var.

Mesut nasıl sorun olabilir diye karşı çıkanların sayısının fazla olacağını biliyorum. Mesut bir zamanlar dünya yıldızı olabilir. Onun transfer edilişinin altında türlü nedenler de olabilir. Örneğin, forma satmak, adıyla rakipler üzerinde baskı oluşturmak, Salgın nedeniyle ekonominin bozulduğu bir dönemde Fenerbahçe adının dünyada daha fazla duyulmasını sağlamak gibi…

Ne var ki, Mesut’un adı medyada ses getirmesine karşın futbolunun şimdilik hiçbir parıltısı yok. Bir yıla yakın bir zaman futbol oynamamaktan dolayı alışkanlıklarını ve maç formunu yitirmiş. İlk kez oynadığı Hatayspor karşılaşmasında 17 dakika alanda kaldı, sadece bir kez topa dokunabildi. Sağ tarafa basit bir pas verdi, Nazım’ın yaptığı ortayı rakip kendi kalesine attı. Futbolda 17 dakika o kadar uzun bir zamandır ki, sonuç 3-5 kez değişebilir. Oysa Mesut topa sadece bir kez dokunabildi.

Hagi’de yaklaşık aynı yaşlarda Türkiye’ye geldi. Ama sahaya çıktığı birinci dakikadan itibaren liderliği ele alıp neler yaptığını bütün Avrupa’ya göstermişti. Mesut’un sorunu işte burada... Hiçbir şey gösteremeyecek gibi duruyor sahada. Sanki futbolu unutmuş. İnsan futbolu unutur mu demeyin sakın. İnsan belli bir zaman ara verdiği her şeyi unutabilir. Örneğin üç ay kalkmadan sırt üstü yatarsa en çok bildiği yürümeyi unutur. Lev Yaşin’den sonra Sovyet Rusya’nın en büyük kalecisi olarak kabul edilen Rinat Dasaev, İspanya’nın Sevilla takımına transfer olduktan sonra 10 yıl orada kaldı. Bu süre içerisinde hiç Rusça konuşmadığı için ana dilini unutmuştu. Ülkesine döndüğünde konuşmak için yeniden Rusça dersleri aldı.

Mesut son oynadığı Karagümrük maçında bir orta yaptı, iki rakip savunmacı birbirini bozunca Thiam yaşamının en kolay golünü attı. 80 dakika sahada kaldığı süre içerisinde topu alıp ya sağa, sola ya da geriye pas olarak verdi. Bir tek rakibi geçmedi, rakip kaleyi tehdit eden bir orta yapmadı ya da şut çekmedi. Gol pasını bırakın bir tek derin top atmadı. Savunma oyuncusu Szalai bile daha fazla derin pas girişiminde bulundu.

Bir zamanlar dünya yıldığı olan ancak futbolun dünü yutma özelliğinin devreye girmesi nedeniyle parıltısını yitirmiş olan Mesut varken zaten pres yapmayan Fenerbahçe baskı ile kendisini nasıl kabul ettirecek? Sahanın bir ucunda yaşananlar diğer ucundaki uygulamaları etkilemez mi? Yani küçük çaplı bir kelebek etkisi yaratılmaz mı? Neydi kelebek etkisi? Kaliforniya’da kanat çırpan bir kelebeğin yarattığı hava akımı bir ay sonra İstanbul’da fırtınaya neden olur…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...