MENÜ

Konuşmak mı yoksa dinlemek mi?

28 Ağustos 2021, Cumartesi 11:47 Son Güncelleme: 28 Ağustos 2021, Cumartesi 11:47
- A +

Çok eskiden beri kulağıma küpe olmuş bir genel yargı vardır. Derler ki, konuşan değil dinleyen insan öğrenir. Bütün genellemeler gibi bu yargının da bir eksik tarafı var gibi. Konuşan olmazsa kimi nasıl dinleyeceğiz.

Ülkemizin futbol ortamı öyle bir hal aldı ki, herkes konuşuyor. Kamyon şoförünün dediğini hepimiz biliyoruz. Biz sadece futbol dünyamıza dönecek olursak denebilir ki bilgisi olan konuşacak, öğrenmeye istek ve hevesli olanlar da, iş olsun diye değil bilgi dağarcığını doldurmak için dinleyecek.

Hani, son zamanlarda 8+3 sadece insanlarımızın değil teknik direktörlerin de kafalarını karıştırınca futbol dünyası yabancı, yerli, genç, ihtiyar futbolcu pazarının içinden çıkış yolu bulmaya çalışıyorlar.

Sergen Yalçın konuşmaz mı?

Herkes fikir beyan eder de Sergen Yalçın durur mu? Beşiktaş’ın şampiyon unvanlı teknik direktörü yine kitabın tam ortasından konuşmuş! Ne demiş Yalçın: “Bu ligde gücü ve yeteneği olan oynar.”

İlk bakışta gayet mantıklı bir yaklaşım… Ancak altını eşelediğiniz zaman Ali Rıza Sergen Yalçın Bey’in yaşamındaki çelişkilere de dokunuyor bu mantıklı görünen tümce. Şöyle; Yalçın’a sormak isterim Nsakala’mı yoksa Rıdvan Yılmaz mı daha yetenekli.

Bu iki oyuncunun yeteneklerini ölçecek birtakım testler biliyor musunuz, biliyorsanız uyguladınız mı? Yoksa yanılma olasılığı her zaman olan göz ucuyla mı saptadınız Nsakala’nın yetenek ve güç fazlalığını.

Avrupa Şampiyonası’ndaki Danımarkalı futbolcu Christian Eriksen’den sonra Nsakala’da yüreğimizi ağzımıza getirdi. Daha önce futbol sahalarında yaşadığımız acı olaylardan sonra sıradan sakatlıklar bile hepimizi endişeye düşürüyor.

Nsakala’nın nesine güveniyor Sergen Hoca?

Geçen yıldan bu yana ısrarla Nsakala konusunu deşmeme karşın Ali Rıza Bey onun yeteneğine güveniyor da, bütün ülkenin ve Ulusal takımın sol beke ihtiyacı olduğu halde Rıdvan’ın dünyasına bir türlü giremiyor.

Futbolcunun dünyasına girmek dediğinizde bu işi en iyi bilmesi gereken teknik direktörler olduğunu da kabul etmeliyiz.. Avrupa Şampiyonası’nda Şenol Güneş Rıdvan Yılmaz’ı oynatmak istemişte onun başka dünyalarda olduğunu görüp vazgeçmiş. Yani Güneş’de Rıdvan’ın dünyasına girememiş.

Peki, rahmetli Özkan Sümer nasıl oluyor da çalıştığı her futbolcunun dünyasına girip onun dünyasını değiştirebiliyor. Örnek mi istiyorsunuz, işte Yusuf Yazıcı…

Yusuf Yazıcı’nın dünyasını kim değiştirdi?

Yusuf Yazıcı, Özkan Sümer aramızdan ayrıldığı zaman hakkında ne dedi? “Hayallerimin sınırlarını kaldırdın, dünyamı değiştirdin, esin kaynağım oldun.” Zaten Sümer’in teknik direktör tanımlamalarından biri de şöyle:

“Teknik adam güdüleyici değil ilham verici olmalıdır.” O Özkan Sümer, başka bir dünyaya göç etmeden önce son ürününü de Yusuf Yazıcı, Uğur Can Çakıcı ve Abdülkadir Ömür’ün dünyalarına girerek verdi.

Konuşmak kolay dinlemek ve yapmak zordur

Peki, Ali Rıza Sergen Yalçın Bey de Beşiktaş altyapısında çalışmadı mı? Orada dünyasına girebileceği hiç mi çocuk yoktu? İnsan iki-üç yıl çalıştığı altyapı da adalesi güçlü ve yetenekli bir çocuk çıkartamaz mı? En azından, zamanı yetmese bile orda gördüklerinin peşine düşmez mi?

Diyeceksiniz ki, gözünün önündeki Rıdvan Yılmaz’ı görmeyen, ısrarla oynatması sonucunda “ben bu takımın oyuncusu değilim” diyerek bedeni bile kendine isyan eden Nsakala kolaylığına kaçıyorsa, bir de şampiyon olmuşsa neden kendini yorsun Ali Rıza Bey?

Ancak herkes çok iyi biliyor ki hazıra dağlar dayanmaz. Şenol Güneş de beş yıl üst üste şampiyon olabilecek bir takımdan ancak iki şampiyonluk çıkarabildi, hazır yemek yüzünden. Sergen Yalçın’da hazırın nimetlerinden faydalanıyor. Faydalansın faydalanmasına da bari konuşmalarına dikkat etsin… Konuşmak kolaydır, dinlemek zordur hele yapmak çok çok daha zordur…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...