MENÜ

Kadro derinliğinde boğulmak…

11 Kasım 2020, Çarşamba 11:39 Son Güncelleme: 11 Kasım 2020, Çarşamba 11:39
- A +

Fenerbahçe’nin kadro derinliği üzerine düşüncelerimizi Konyaspor karşılaşmasından iki gün önce dile getirmiştik. Eskiler bir benzetme yapmak istediklerinde “teşbihte hata olmaz” diye söze başlarlardı. Biz de Fenerbahçe’nin kadro derinliğinde boğulduğunu söylersek bunun bir benzetme, yenilginin nedenlerine bir vurgu yapmak için olduğuna inanılmasını isteriz.

Dünyanın en güçlü takımları bile futbolda beklenmedik yenilgiler alabiliyor. Kaldı ki Fenerbahçe henüz yeni bir takım sayılır. Bu takımın oyuncuları ne denli kaliteli olursa olsun 41 maç oynayacakları bu dönem içinde başka zorluklar ve farklı engellerle mutlaka karşılaşacaklardır. Bu, zorlu maratonun temel gerçeklerinden biridir. Türkiye ligleri kurulalı beri böylesi uzun bir lig dönemi ilk defa yaşanacak. Fenerbahçe’nin derinliği olan kadrosu bu anlamda avantajlı konuma da gelecektir. Ne var ki kadro derinliği ile kadronun kurulması arasında doğru bir ilişki kurulduğu konusunda kuşkularım var.

Transfer döneminin lideri kimdi?

Erol Bulut teknik direktörlük yaşamına başlayalı beri düzgün ve tutarlı bir çizgi izliyor. Ancak bu kadronun teknik direktör tarafından kurulmadığını, transfer döneminin liderinin Emre Belözoğlu olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla kadroyu kuran Belözoğlu’dur ve Fenerbahçe futbol takımı teknik kadro olarak ona teslim edilmiştir.

Emre Belözoğlu’nun bu kadroyu hangi birikim, hangi bilgi ve hangi yeterlilik ile oluşturduğu bir başka konudur. Onun sürekli Erol Bulut’un yanında olduğu, teknik kadrodaki herkesin Bulut’a yardım etmek için var olduğuna ilişkin açıklamaları işler iyi giderken söylenmiş sözler gibi geliyor bana. Bu geniş kadronun kuruluşu ve oynatılış biçimi bakımından Belözoğlu ile Bulut arasında bir çatışma çıkma olasılığı yüksektir.

Caner Erkin’in oynatılmasında karar kimin?

Elbette ki bunu söylemek bir kehanet değil. Sadece Caner Erkin’in oynatılışı ve görev tanımlaması bile böyle bir ihtimalin ilerleyen günlerde karşımıza çıkacağına ilişkin ipuçları veriyor. Bunca transferden sonra ağır, çabukluğu ve kıvraklığı olmayan Caner’in oynatılmasının kararını kim veriyor? Bu karar verilirken temposu olmayan bir oyuncuyu 60-70 metrelik bir kulvarda koşturmanın doğuracağı kayıplar nasıl görülmüyor?

Konyaspor karşısında yenilen iki golde de son noktada onun hatası var. İlk golde yorgunluktan kafaya çıkamayıp rakibin altında kaldı, ikinci golde ise ofsaytı bozdu. Bunların ikisi de kondisyonel yeteneklerin eksikliğine bağlı. Fenerbahçe gibi büyük ve iddialı bir takımda bir oyuncu sadece sol ayağıyla kesik toplar atıyor diye oynatılır mı?

Üstelik o toplara kafa vuracak birileri de şimdilik yok gibi. Belli bir disiplin içinde değil hatta başına buyruk oynayan Caner’in bu görüntüsü Belözoğlu ile Bulut’un arasını açabilir. Caner oynayacaksa savunmaya dönmeden arkasına önlem alınarak oynatılmalı. Böyle bir oyun şeklinde ise bir görevi iki oyuncu yapacak olmasından dolayı başka bölgelerde eksiklik doğacaktır. Konyaspor karşısındaki gibi oynarsa bir teknik direktör buna katlanamaz. Eğer katlanırsa bu, iplerin başkasının elinde olduğunun kanıtı gibi durur.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...