MENÜ

İstatistikler Erol Bulut'a ne söylüyor?

23 Şubat 2021, Salı 11:12 Son Güncelleme: 23 Şubat 2021, Salı 11:16
- A +

Fenerbahçe-Göztepe maçından bir gün önce bu köşede yayımlanan yazımızda sayısal verilere ilişkin görüş belirtmiştik. Yazıdan bir gün önce de aynı Fenerbahçe gibi Alanyaspor’da topla yaklaşık yüzde yetmiş civarında oynayarak Galatasaray’a kaybetmişti.

Bugünün futbolunda topa sahip olarak oynamak büyük takımların stratejisi haline geldi. Ancak, zamanı geldiğinde topla çok oynamanın yerine daha az ama nitelikli oynamak da bir seçenektir her takım için.

Sayısal veriler maç kazanmaz ama fikir verir demiştik. Fenerbahçe ligin deplasmanda en fazla kazanan takımıdır ancak iç sahada ise en fazla yitiren büyük takımdır. Özellikle iç saha oyunlarında topa sahip olunduğu halde neden maçlar kaybediliyor? İstatistikler Erol Bulut’a ne söylüyor?

İlk başlarda savunma ile uğraşıldı. Çünkü gol yeniyorsa en kolay yol savunma ve kaleciye yüklenmektir. Kaleci takımın temel direklerinden biri olduğu için kusuru defansta arayıp ara transferde Szalai’yi transfer ederek sorunun çözümleneceği sanıldı. Macar stoperin oynadığı maçlarda alınan puanların kaleci Altay’ın kişisel becerisiyle kazanıldığı dile getirilse de yeterince hakkı verilmiş sayılmazdı.

Dünyanın en iyi savunma oyuncularını da alsanız orta alan ve forvet hattı yeterince organize olmayan takımların başına nelerin geleceğinin tipik örneğini yaşıyor Fenerbahçe. Sarı lacivertli takım topla yüzde yetmiş oranında oynuyor ama forvetlerinin rakip kaleye nasıl gideceğine ilişkin yeterince hazırlanmış plandan yoksun takım. Son oynanan Göztepe maçında rakip ceza alanı içerisinde rekor derecede girişim var ancak bu hamlelerin hiçbirinde sonuç alacak nitelikte uygulamalar da yok.

Ceza alanı çevresi ve içinde her oyuncu kendi başına buyruk oynuyor. Evet, forvet oyuncuları yeri geldiğinde inisiyatif almalıdırlar. “Savunma organizasyon, forvet inisiyatiftir” diye çok eski bir futbol deyimi vardır. Ancak bugünün savunmacıları ve kurulan çok adama dayalı savunma sistemleri ne inisiyatif almaya ne de çalım atmaya izin veriyorlar.

Zamanında futbolcu şimdilerde yorumcu olan bazı dostlarımız Fenerbahçeli forvetlerin çalımla adam geçemediklerinden şikayetçi oluyorlar. Onlar bugün sahaya çıksalar eminim ki o çalımların hiçbirini atamazlardı.

Hatta futbol tarihinin en büyük iki çalımcısı Brezilyalı Garrincha ve İngiliz Stanley Matthews bile bugünlerde belki yine futbolcu olurlardı ama o çalımların büyük bölümünü atmalarına izin verilmezdi. Matthews kendine özgü çalımları ile “Sir” unvanı almıştır.

Onun içindir ki çalım rakip ceza alanı içerisinde tek başına kalındığında başvurulan bir bireysel taktiktir. Aynı Göztepeli Halil Akbunar’ın yaptığı gibi…

Fenerbahçe rakip ceza alanı içinde en az 3-4 oyuncuyla sayısız girişimde bulundu. Birlikte nasıl hareket edileceğinin planları netleşmediği için gol yolları bulunamadı. Ama buna karşın amatör kümede yapıldığında lisansları yırtılacak kadar büyük bir hataya ortak olan oyuncuların savunma yetersizliği ile kalesinde gol buldu.

Erol Hoca onca transfere ve onca yatırıma karşın oyunun gidişatını değil sadece oyuncu değiştiriyor. Üstelik değiştirdiği oyuncuların tamamına yakını forvet ya da ileriye dönük oynayan oyuncular.

İstatistikler Bulut'a “tamam ileride çok oynuyorsun” diyor zaten. Ancak sayısal verilerin söylemediği “ileride nasıl oynanacağıdır.” Onu da sayılar değil hocalar bilecek…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...