İkinci yarıdaki Beşiktaş

06 Ekim 2019, Pazar 19:32
- A +

Kendi alanında, seyircisi önünde mücadele eden bir takımın temel strateji, ilk dakikalarda rakibini endişeye sürükleyecek baskı ile oyuna başlamak olmalıdır. Bu geçmişte böyleydi, bugün de değişmedi. Ne var ki, Beşiktaş öylesine pasif bir futbol ile oyuna başladı ki, sanki Alanyaspor ev sahibi onlar deplasmandaydı. Maçın 15 dakikalık bölümü geride kaldığında topla oynama üstünlüğü Alanyaspor’un elindeydi. Bu oyunun doğal sonucu olarak da, Beşiktaş santrforu Burak Yılmaz ilk kez topa dokunduğu zaman saatler 18. dakikayı göstermekteydi. Burak Yılmaz’ın ilk yarıda topla oynamadığını sadece üç defa topa dokunduğunun altını çizersek siyah-beyazlıların oyun olarak hangi konumda olduğunu anlayabilirsiniz.

İlk yarının sonlarına doğru Beşiktaş topla oynama oranında rakibiyle eşitliği sağladı ama nasıl? Bu devrede Beşiktaş’ın en iyi yaptığı iş, stoperleri ve bekleri ile birbirine yaptıkları yan ve kaleci Karius’a verilen geri paslardı. Alanyaspor baskısı altında bunalan Beşiktaşlılar bu dakikaları geriye ve yana oynayarak geçirdiler.

Maç ikinci yarıda adeta kıran kırana bir mücadeleye dönüştü. Henüz sezonun yedinci karşılaşması olmasına rağmen böyle üst düzeyde bir ikinci yarı futbolumuzda az görülen olaylardandır. İlginç olan, mücadelenin boyutu yükseldikçe Atiba’nın ön plana çıkmasıydı. Son oynadığı maçta kendisini eleştirdiğim Kanadalı oyuncu maçın ikinci yarısında mücadele ve oyunu rakip alana yığma konusunda zirve yaparken, maça başlangıcın en kötü oyunculardan biri olan Enkoudou da ona eşlik etti. Enkoudou, çabukluğunun yardımı ile harika bir çalım atıp haklı bir penaltı aldı. Çok kolay adam geçen bu oyuncunun temel sorunu ise ilk yarıda rakip bekle hiç baş başa kalmaması. Bire birde durdurulması çok zor bir oyuncu…

Kötü geçen ilk yarıdan sonra Abdullan Avcı’nın, Ljajic-Diaby değişikliği de oyuna damgasını vurdu. Hemen hemen Oğuzhan Özyakup ile benzer özyapıda ki Ljajic’in birlikte oynaması belki de hataydı. Çünkü ilk yarıda Oğuzhan Atiba tarzı mücadeleci oynamak zorunda kalınca maçın gidişatı da Beşiktaş’ın aleyhine döndü. Diaby ikinci golü atarken, kendi başlattığı atağı harika bir topsuz koşu ile tamamlayıp Beşiktaş’a nefes aldırdı. Bu gol Beşiktaş’ın ne yapması gerektiği konusunda da net bir ipucu oldu. Bir takım bugünün futbolunda rakip savunma arasına sürpriz koşular yapan oyuncuya sahip değilse kazanması çok zor olur.

Şenol Güneş tarafından yok sayılarak küstürülen Lens’in kendine gelmeye başlaması da Beşiktaş için bir kazanç olmalı. Lensi’n başarılı olması Diaby’in orta alanda alternatif olması anlamına da gelmekte. Burak Yılmaz henüz tam formunda değil. Bu yüzden ikinci hamleleri yapamıyor. Hatta geçen maçtan sonra bu karşılaşmada da rakibinin yüzüne dirsek atıp sarı kart görmesi fiziksel kalite eksikliğinden kaynaklanıyor. Ancak Diaby’in attığı ikinci golde de, rakip alana koşu yapan bir oyuncunun ne zaman tekte ve ne zaman topa basarak orta yapması gerektiğine iyi bir örnek oldu.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...