MENÜ

Galatasaray’a ne olmuş böyle?

04 Nisan 2021, Pazar 12:40 Son Güncelleme: 04 Nisan 2021, Pazar 12:40
- A +

Ülkemizde futbolun oynanış biçimi ve kalite düzeyi genelde evrensel boyutlara ulaşmasa da, bu anlamda futbol oynamaya en yakın takım Galatasaray’dır. Son 20 yılı gözünüzün önüne getirdiğinizde sarı kırmızılıların diğerlerinden ayrıldığını görürsünüz.

Dolayısıyla Galatasaray bizleri izlenebilir bir futbol tarzına daha çok alıştırdı. Bu sezon Beşiktaş’ı bir kenara koyarsak, Başakşehir’den önce kazanılan iki şampiyonluk sırasında bile Galatasaray’ın savunmadan oyun kurarak ataklara çıkması ve kanatlarda kurduğu üçgenlerle rakip savunmaların arkasına adam kaçırarak goller atması takım oyununa ilişkin görüntüler sergilerdi.

Rizespor maçından daha kötüydüler

Hatayspor karşısında izlediğimiz Galatasaray ise kendi sahasında Rizespor’dan dört gol yiyen takımdan daha kötü, daha karmaşıktı. Bu Galatasaray’a takım bile denilemez. Çünkü “takım” sözcüğü kendi içinde birtakım anlamlar yüklenmiştir.

En basit tanımlama ile birlikte hareket eden, birbirlerinin eksikliklerini tamamlayan, başarılarını ve sevinçlerini paylaşan, bir amaç uğruna birlikte mücadele eden gruba takım adı verilebilir. Galatasaray’da takım tanımlamasının içinde öne çıkan unsurların hiç birini göremedik ne yazık ki…

Savunma hataları vardı. Ancak o hataların benzerleri daha önce de yapılmıştı. Ne var ki oyunun doğru oynanması anlamında kural hatası yaparak gol yemek ile bir futbolcunun yapacağı hata sonucunda kalenizde gol görmek arasında fark vardır. Birisinde savunma ilkelerini çöpe atmışsınızdır diğerinde pozisyon kusuru işlemişsinizdir.

Savunma prensipleri nerede?

Galatasaray’ın yediği üç gol de, futbolda savunma ilkelerinden koptuğunuzda başınıza nelerin geleceğine ilişkin tipik örnekler sergilemektedir. İlk golde Şener’in rakibi “yönlendirme” hatasına, başka mevkilerden devşirme olsalar da stoperlerin “denge” ve “kontrol” hatası eklenmiştir. Hadi Saracchi’nin onca uzak mesafeden şandel gelen ortada yaptığı zamanlama hatasını da bireysel olarak kabul edelim…

Ya ikinci gole ne demeli? Şampiyonluğa oynayan bir takım böyle gol yerse taraftarlar şampiyonluk beklentisini ertelesinler. İkinci gole dikkatli bakın Galatasaray’ın ne halde olduğunu görürüsünüz. Neredeyse 60 metrelik yerden, kaleye paralel bir pas ceza alanının üzerine gönderiliyor.

Topun bu gidişi sırasında geçen zaman içerisinde futbolda bir değil birkaç olay gerçekleştirilebilir. Topa vuracak rakibin üzerine en az üç kişi gidip vuruş açılarını kapatması gerekirken sadece Etebo gidiyor. O da doğal olarak bir aldatmayla etkisiz kalıyor.

Ceza alanı yayı ne işe yarar?

Hal böyle olunca Hatayspor’un golüne şapka çıkartmaktan başka bir davranış kalmıyor. Ceza alanı yayı sadece penaltı atışı sırasında 9.15’i belirlemek için çizilmemiştir. Kaleyi karşıdan gören bir alan olduğu için çok tehlikelidir.

Bu noktalardan yapılan vuruşlar ya gol olur ya da sizi psikolojik olarak yıpratır. Eğer rakipler şut çekecek oyuncuları boş bırakırlarsa, nadir bulunan bir çiçek olan gollerden her karşılaşmada bir demet yapılır.

Onyekuru’nun hali nedir?

Onyekuru’nun sahadaki görüntüsüne baktığınızda da, Galatasaray’ın hal ve gidişini anlayabilirdiniz. Üçüncü dönemdir Galatasaray’a geliyor, onun futboldan bu denli koptuğunu ilk kez görüyorum. En önemli özelliği olan rakip savunma arkasına attığı deparları bir kez bile görmedik.

Tersine, oynamamak, oyuna katılmamak için sürekli kendi savunmasının içine saklanıp savunmaya da bir katkı yapmadı. O kadar isteksizdi ki, rakibin kırmızı kart gördüğü pozisyonda bile zoraki ilerledi. Bizim bildiğimiz Onyekuru o pozisyonda ya gol atar ya da bir an önce ceza alanına girerek penaltı yaptırırdı.

Bu Galatasaray’da bir iş var!

İkinci yarıya çıkarken dört oyuncuyu birden değiştirmek, karmaşık takımı daha da karıştırmaktan başka işe yaramadı. Sadece Halil Dervişoğlu ve Oğulcan çabaladı onlarda bireysel olarak tek başına mücadele ettiler. Bu gibi durumlarda önce sahadakilerini kendine getirecek yollar aranmalı. Sahayı değiştiremiyorsanız kulübeyi devreye sokarsınız.

Anlatmaya çalıştığımız Galatasaray görüntülerinin, hocanın içeride ya da dışarıda kalmasıyla bağlantılı olabileceğini sanmıyorum. Levent Şahin aklı başında genç bir teknik adam… Uzun zamandır Fatih Hoca’nın yanında görev yapıyor. Ancak Terim tribünde olduğu sürece ondan bağımsız kararlar almasına izin verilmez.

Epey zamandır birlikte oynayan futbolcular var. Bu oyuncuların adlarını tahtaya yazdıktan sonra “çıkın oynayın” deseniz bile bundan daha başarılı olurlar. İşin içinde iş var mı bilemiyorum. Eğer varsa, açığa çıkartmak, Galatasaray’ı yakından takip eden muhabir arkadaşların boynunun borcudur…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...