Futbolda galibiyetin formülü var mı?

16 Ocak 2019, Çarşamba 11:54
- A +

Futbolda topa sahip olunarak ya da pasa dayalı oyunun günümüzde yaygınlaştığını biliyoruz. Topa sahip olarak oynandığında daha fazla şut olanağı hazırlanabiliyor, daha fazla şut çekmenin de daha fazla gol getirdiği biliniyor. Hatta topa sahip olan takımların daha az maç kaybettikleri de biliniyor. Peki, o zaman her takım mutlaka bu şekilde mi oynamalı? Hayır, oynanılamaz! Futbolun kendine özgü iniş çıkışları vardır. Dolayısıyla, maçlar, rakipler, dönemler ve amaçlar değiştikçe, değişik taktik ve stratejiler geliştirilerek oyun formatında da farklılıklar yaratmak zorunluluğu vardır. Takım verimsiz bir döneme girdiğinde evrensel bir tedavi yöntemi yoktur!

Atak futbol ve Yunanistan

Dolayısıyla galibiyetin formülü de yoktur? Bugün için pas oyunu özellikle iyi takımların vazgeçilmez oyun prensibi olsa da her takım bunu uygulayamaz. Atak futbol oynayarak daha fazla maç kazanılacağı hatta büyük turnuvalarda şampiyonluğa ulaşılacağı düşünüldüğünde karşımıza 2004’de Avrupa şampiyonu olan Yunanistan çıkmaktadır. Aynı başarıyı daha sonra kazanan Portekiz’den de söz edilebilir. Geçmişte İtalya’nın Dünya Kupası final grubundan bir gol fazla atmak averajıyla çıkıp şampiyon olduğu da belleklerimizdedir. Burada karşımıza başka bir gerçek çıkıyor: Önemli olan defansif veya atağa dayalı oyun, uzun pas kısa pas, ya da fazla pas-az pas oyunu değil, doğru futbolu saptayıp ona göre oynamaktır.

Çok pas galibiyet getirir mi?

Galibiyet elde edebilmek için pasa dayalı oyun daha popüler olmaya başlasa ve galibiyet için bu yöntem formüle edilmeye çalışılsa da, büyük olasılıkla az pas yapıp rakibi tuzağa düşürmek üzerine kurulu oyun planları da her zaman olacaktır. Dolayısıyla futboldaki sayısal veriler, günümüzde ve yakın gelecekte oyunun nasıl oynanması gerektiğine ilişkin bize yol gösterecek olmasına karşın, henüz kazanmanın bir formülünü bize vermek konusunda yetersiz görünmektedir.

Futbolumuzda sayısal verilerin başlangıcı…

Türk futbolunda sayısal verilere ilişkin ilk girişimleri 1980’li yılların başlarında Cumhuriyet gazetesinde görmekteyiz. O yıllarda maçlarda görevli arkadaşlarımız atılan şutların, köşe vuruşlarının, yapılan ortaların sayısını maç yazılarının içinde verirlerdi. Bu basit girişimler Türkiye’deki veri endüstrisinin başlangıcı olsa gerek. Bugün sayısal veriler bir endüstri haline geldi ki, İngiltere’de 1920’lerde başlamıştı ve bu işin atası Charles Reep’tir. Gelin görün ki, bunca ayrıntıya ve uğraşa karşın bugün futbolda takımların kaderini tayin etmenin birçok yolu vardır. Futboldan iyi verim almanın yolu belki topa sahip olmak, belki de olmamaktır, kim bilir?

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...