MENÜ

Futbolda birlikte oynamanın önemi…

14 Ekim 2021, Perşembe 12:41 Son Güncelleme: 14 Ekim 2021, Perşembe 12:41
- A +

Türkiye Ulusal Futbol Takımı tarihinin en önemli başarılarını ne zaman ve nasıl edindi. Sorunun yanıtını yaşı uygun olan herkes bilir. 2002 Kore-Japonya’da yapılan Dünya Kupası’nda ve 2008 Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülük.

Peki, bu takımlar nasıl oluşturuldu? Piontek’in belirlediği genç oyuncuları Fatih Terim Galatasaray’da topladı. O oyuncular dört yıl üst üste şampiyonluk kazanıp bir de Avrupa kupası edindi. İskeleti Galatasaray’dan kurulan takım Dünya Kupası üçüncüsü oldu.

2008’de Avrupa üçüncüsü olan takımda ise 20 oyuncu U13’den U21’e kadar birlikte oynamışlar. Bu 23 kişilik kadronun içine dışarıdan sadece Kolin Kazım, Mehmet Auerlio ve Hakan Balta monte edilmiş. Hakan Balta’da Almanya’dan gelmiş. Sadece Tümer Metin altyapı takımlarında görülememiş, direk A Ulusal takıma alınmış.

Gençler neden başarılı olur?

Bir arada uzun süre birlikte oynayan genç futbolcular neden başarılı oluyor? Genç oyuncuların kafasında daha az yerleşik düşünce oluyor. Dolayısıyla daha uysal ve daha korkusuzlar. Gelecek hesabı yapmaz, ileride yaşanabilecek olumsuzluklardan ve kaygılardan etkilenmezler. 

Küçük yaştan itibaren birlikte oynamaya alışmış olan oyuncular birbirlerini daha iyi anlıyor, organik olarak birlikte büyüdükleri için birbirlerinin sıra dışı özelliklerine uyum gösterebiliyorlar. Biri öne çıktığında diğeri arkasını kolluyor; pozisyon değişimleri akıcı, neredeyse bilinçaltı dürtüleriyle gerçekleşiyor. Böylesine otomatik hale gelmiş bir futbol ancak derin bir karşılıklı anlayıştan kaynaklanabilir. Bu da en kolay genç yaşta ortaya çıkabilir.

Avrupa Şampiyonası’nda gençler neden başarılı olamadı?

2002 ve 2008’de kazanılan uluslararası başarı bu satırlarla dile getirmeye çalıştığım “öğrenilmiş futbolu” bize anlatmıştır ama ne yazık ki anlamaya çalışan çok azdır. Beşiktaş ve Trabzonspor’un zamanında altyapılarla edindiği başarılar da genç oyuncuların önemini hep vurgulamaktadır.

Peki, Avrupa Şampiyonası’na giden genç oyuncularımız neden başarılı olamadı? Bu arada, bugünkü Ulusal takımla ilgili bir düzeltme yapmam gerekiyor. Bugünkü ekibe Cumhuriyet tarihinin en iyi kadrosu demiştim. Sözümün arkasındayım. Ancak en iyi takımı değil. Çünkü bizim çocukları tek tek topladığınız zaman büyük bir değer ortaya çıkıyor. Ne var ki o değeri işleyip “takım” haline getirecek bir teknik adama sahip değildik. 

Adım gibi biliyorum ki bugünkü kadronun yarıdan fazlası Şenol Güneş’e güvenmiyordu. Letonya yengisinden sonra başta teknik adamlar olmak üzere futbolcuların çılgın bir sevinç gösterisi yapmalarının altında yatan gerçek de bu olsa gerek. 

Bir anımsatma daha; 2010 Dünya Kupası’nda şampiyon olan İspanya’nın 23 kişilik kadrosunun 20’si La Liga’da oynuyordu. Takımın iskeleti Cruyff’un kurduğu Barcelona’nın futbol okulundan yetişmişti.


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...