Futbol öğretiyor ama teknik adamlar direniyor…

23 Nisan 2019, Salı 11:39
- A +

Bu köşede futbolun ne derece öğretici bir etkinlik olduğu konusunda sık sık vurgu yapmışımdır. Her ne kadar Fatih Terim “Ben ders almam, ders veririm” dese de futbol herkese her zaman öğretmeye devam ediyor. Yeter ki kendi dünyamızla öğretici öğeler arasına duvar çekmeyelim.

Hafta sonu oynanan futbol karşılaşmalarında yeni bir deneyim olarak karşımıza çıkan birçok olay yaşandı. Hepsine ayrı ayrı değinmek bu köşenin sınırlarını da boyutlarını da aşar. Ancak Başakşehir’in üst üste beklenmedik puanlar yitirmesinden sonra şampiyonluk şansı yeniden gündeme gelen Beşiktaş ile Sivasspor arasında yaşanan bir olaya değinmek yeterli olur sanırım.

Bana sorarsanız değil ama Şenol Güneş kendinin öğretmen kökenli olduğunu söyler. Varsayalım ki öyle olsun. Kendine öğretmen diyebilen bir insan ömür boyu öğrenci kalmasa da öğrenme arzu ve isteği hiçbir zaman bitmez. Güneş iki yıl üst üste şampiyonluk yaşadıktan sonra kendisinin eleştirilmez olduğu kanısına varınca gerek oyuncularına bakış açısı gerekse kadro seçiminde büyük hatalar yaptı. Oysa bir teknik adamın belki de birinci önceliği futbolcularını her yönüyle tanımasıdır. Onlardan hangi mevkide nasıl verim alabileceğini en somut şekilde bilmelidir. 

Şenol Güneş Medel ile birlikte ikinci sezonun sonuna yaklaştığı halde Şilili oyuncunun biyomotorik özelliklerini henüz tam olarak öğrenememiş. Sol bekte defalarca görev verdiği ve hiçbirinde başarılı olamayan Medel, Sivasspor karşısında da aynı başarısızlığı yaşadı. Rakibi Diabate’nin topla birlikte yaptığı siprinte yanıt veremedi. Çünkü Beşiktaş’ın Şilili futbolcusu Medel geniş alan oyuncusu değil. Orta alanda, 15-20 metrelik dar alanlarda giriştiği mücadelelerde biraz da cesaret ve azmiyle başarılı olabiliyor. 

Malili forvet Diabate’nin sprint kuvveti öylesine etkiliydi ki adeta Medel’in süratte devamlılığını test etti ve Beşiktaşlı oyuncunun bir daha asla bu mevkide oynatılamayacağını Şenol Güneş’e öğretti. Bir yandan da psikolojik olarak bunalıma giren Medel, Güneş’in karşı çıkmasına rağmen oyun dışına attı kendini. Necip Uysal oyuna girdikten sonra Diabate bir daha aynı başarıyı gösteremedi. Çünkü Necip kısa mesafede çabuk olmasa da mesafe uzadıkça devamlılığı doruğa çıkıyor. Bunların hepsi oyuncuları pratikten tanımakla bilgi ile tanımak arasındaki mesafenin açıklığını göstermektedir. Uğur Mumcu’yu bu noktada anmadan geçmek olmaz: Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.   


YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...