MENÜ

Fenerbahçe başlangıçtaki hataların bedelini ödüyor…

30 Nisan 2021, Cuma 12:39 Son Güncelleme: 30 Nisan 2021, Cuma 12:39
- A +

Bugün gelinen noktada ortaya çıkan sonuca göre konuşanlar için güzel bir özlü sözümüz var: “Araba devrilince yol gösteren çok olur.” Ne var ki, bu satırların yazarı Fenerbahçe’ye ilişkin düşüncelerini ilk baştan dile getirdiği için bu gün de yinelemekten herhangi bir çekincesi yoktur. 

Baştan yanlış bir seçim olan Erol Bulut bir yana, sezon başında Fenerbahçe’ye yakışan bir takım planlaması ile transferler yapılmayınca, sarı lacivertli kulüp üst üste yığılmış bir futbolcu yığınağından öteye geçmedi. Bu futbolcuların transferinde söz sahibi olan herkes sadece hatalı değil, aynı zamanda suçludurlar da…

Caner ve Gökhan üzerinden kaç puan kaybedildi?

En büyük suçlu da Gökhan Gönül ve Caner Erkin’i Fenerbahçe’nin “asıl savunmacısı” olarak transfer edenlerdir. Bu iki bekin üzerinden kaybedilen puanlar Fenerbahçe’yi şampiyonluktan etmiştir. Caner’in yaptıklarını herkes biliyor ancak Gökhan Gönül de genelde gözlerden kaçıyor.

Ligin ilk yarısındaki Beşiktaş maçında Necip Uysal, Gökhan’ın yarım metre üzerinden kafa golü attı. 36 yaşına gelmiş bir futbolcunun sıçrama kuvveti, hareket ve tepki kuvveti artık sorunlu olur. Alanyaspor karşısında bu eksiklikleri yüzünden oyundan atıldı. 

Ahbap çavuş ilişkisi profesyonelliği kurban etti

Çünkü rakibinin atletik niteliğine yanıt veremedi. Fenerbahçe ilk yarıdaki Beşiktaş maçını kaybetmese ya da kazansa bugün Beşiktaş’ın bir puan üstündeydi. Fenerbahçe bu denli çok forvet ve orta alan futbolcusu transfer edeceğine iki dünya çapında bek alsaydı şu anda ligi şampiyon belliydi ve bu takım Fenerbahçe’ydi. En azından kendi sahasındaki altı maçı kaybetmezdi. Ya da ikisini kazansa bile bugün liderdi.

Mesut Özil Fenerbahçe’ye transfer edildiğinde “Fenerbehçe mesut olur mu?” başlıklı bir yazı yazdım. Mesut Özil’in Fenerbahçe’de oynayamayacağı, oynarsa bile yararlı olamayacağı daha nasıl anlatılabilir? Bu futbolcunun transferi baştan sona yanlıştır. 

Devre arasında Mesut ve İrfan Can Kahveci’nin yerine iki bek alınsaydı yine büyük kazanç olurdu. Sadece Attila Szalai’nin alınmasının savunmayı nasıl rahatlattığını gördük. Ama Gökhan ile Caner Emre Belözoğlu’nun arkadaşları olduğu için “ahbap çavuş ilişkisi” profesyonelliği kurban etmiştir.

Belözoğlu henüz eski bir futbolcu…

Teknik direktörlüğün sanıldığı kadar kolay bir uğraş olmadığını, Emre Belözoğlu’nun teknik direktör olmak için çok uzun bir yolunun olduğu da açık seçik yazıldı. Ancak bizim sonuca endeksli medyamız üç maç kazanınca Belözoğlu’nu Fenerbahçe’nin geleceği olarak ilan ettiler.

Emre Belözoğlu teknik direktörlüğe baş koyarsa on yıl içinde bazı şeyler öğrenebilir ama o zaman da 50 yaşında olacak. Bayern Münih 1987 doğumlu yani Gökhan Gönül’den üç yaş küçük Julian Nagelsmann ile teknik direktör olarak anlaşırken biz 40 yaşındaki Emre Belözoğlu’nu hiçbir deneyimi olmadığı halde teknik direktörlüğe soyundurup ona bel bağlıyoruz, ne büyük çelişki! Bir maçta yaptığı hatalar şampiyonluğun yolunu kapattı belki de. 

Serdar ve Sinan ne için kavga ediyorlar?

Her şey karşın Alanyaspor maçı öncesine değin Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansının daha fazla olduğuna inanmaktaydım. Bu inancım Fenerbahçe’nin iyi olmasıyla ilintili değildi. Daha çok Beşiktaş’ın maçlarıyla bağlantılıydı. 

İlginç bir lig dönemi yaşıyoruz. Bunca kayba ve dört maç kalmasına rağmen Fenerbahçe’nin hala şansı devam ediyor. Ancak Fenerbahçeli futbolcular Alanyaspor maçının sonunda birbirleriyle kavga edecek konuma gelmişlerse, gelecekten umut da kesilmiş demektir. 

Emre Belözoğlu, Serdar Aziz ile Sinan Gümüş’ün kavgasını nasıl yorumlayacak? Bu da profesyonel futbolda olan, oyuncuların hırsından kaynaklanan ya da yenilgiyi kabullenmemek olarak mı kabul edilecek? Oynayan da oyundan çıkan da memnun değil. Bu nasıl bir profesyonellik anlayışıdır?

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...