MENÜ

Fatih Terim’in gülen yüzü

10 Ocak 2021, Pazar 11:58 Son Güncelleme: 10 Ocak 2021, Pazar 11:58
- A +

Normal koşullarda oturup sohbet ettiğiniz zaman Fatih Terim’in nasıl sevecen ve yardımsever bir insan olduğunu bilenler bilir. Başkaları ya da ihtiyaçlı olanlar adına ne zaman kendisinden bir ricada bulunsam elinden gelen tüm olanakları seferber ettiğini de ben bilirim.

Her ne kadar saklamaya çalışsa da Gençlerbirliği maçından sonra basın toplantısına geldiği sırada yüzünde açan gülleri görmek zor olmadı. Takımı iyi futbol oynamış, son haftaların formda ekibi Ankara temsilcisini farklı yenmiş dolayısıyla keyfi yerine gelmişti. Toplantıda herkese hakkını teslim etti. Gördüğüm kadarıyla ilk kez yardımcılarının kendisini aratmadığının, hepsinin görevlerini layıkıyla yaptığının altını da çizdi.

Galatasaray’da birlikte forma giydiği ve Avrupa Şampiyonu olunduğu dönemde yardımcılığını yapan arkadaşı Eser Özaltındere için bile tek söz söylememişti. Maç 6-0 bitmesine karşın yine hakemlere dokunda ama bu kez incitmeden, daha dikkatli olmalarını rica ederek…

Fatih Hoca söz konusu olduğunda neden her zaman böyle olmadığını düşünür dururum. Arkasından ne geleceğini tahmin edebildiğim için de temkinli olurum. Oysa sonuçlar ya da durumlar uygun olmadığında futbolun diğer paydaşlarına karşı en çok duyarlı olması gereken insanın Fatih Terim olması gerektiğini düşünürüm.

Çünkü olayların ya da futbolun önünde arkasında nelerin olup bittiğini en çok bilmesi gereken Fatih Hoca’dır. Çünkü O, Türkiye’nin en çok şampiyonluk, en çok kupa kazanan ve Avrupa Şampiyonu olan tek hocasıdır. Bu başarıların tamamı Fatih Terim’in zaman zaman çok ağır eleştiriler yöneltip haftalarca takımının başından uzak kaldığı aynı koşullarda kazanıldı.

Fatih Terim’in gülümseyen yüzünün altında yatan bir gerçek de Galatasaray’ın farklı skoru yerli oyuncular ağırlıklı bir takımla kazanması olsa gerek. Sezon başında ya da geçen yıl 11 yabancıyla sahaya çıkan Galatasaray çok eleştirilmişti. Ancak sakatlıklar ve hastalıklar nedeniyle takım ağırlıklı olarak Türklere kalmıştı.  

Nasıl ki az ya da hiçbir ithalata ihtiyacı olmayan ülke en talihli, en zengin ülke ise, kendi içsel zenginliğiyle varlığını ve başarısını sürdüren takımlar da o derece mutludur. İnsanlar kendi toprağının ürünleri ile mi yoksa dış alımla mı mutlu olur? Bu sorunun yanıtını Aristoteles yaklaşık 2500 yıl önce vermiştir; “Mutluluk kendi kendine yetenlerindir.”

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...