MENÜ

Daha önce neredeydin Hamit Altıntop?

10 Ekim 2021, Pazar 10:57 Son Güncelleme: 10 Ekim 2021, Pazar 10:57
- A +

Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Ulusal takımın İtalya karşısında ortaya koyduğu futbolu gördükten sonra bu köşede çırpınıp durduk. Ne diye? Özetle bu takımın bir oyun anlayışı, oyun düzeni, futbol mantığı yok, Şenol Güneş derhal görevden alınmalıdır diye…

Norveç maçından kazanılamayan galibiyetten sonra ise play off umudunu da büyük olasılıkla yitiren Ulusal takım için Hamit Altıntop “bu takım altı ay içinde inanılmaz kan kaybetmiş” dedi. Yıllardır anlamadığım konuların başında bu gibi konuşmalar gelir. Yani sonucu gördükten sonra tespitte bulunmak…

Oysa yöneticilerin görevi testi kırılmadan önlem almak, yol göstermektir. Hamit Altıntop Ulusal takım sorumluluğunu yeni üstlendi ama bu federasyon göreve geldiği günden beri yöneticilik yapmaktadır. Takımın kötü gidişatına müdahale etmek için birinci derecede sorumlu olmak şart mıdır?

Altıntop, Güneş ile görüştüğünde neler konuşuldu?

Şenol Güneş zaman zaman Hamit Altıntop ile görüştüğünü söylemişti. O görüşmelerde neler konuşuluyordu, Şenol Hoca uyarılıyor muydu, ona farklı bir yol mu gösteriliyordu? Yoksa Güneş anlatıyor Altıntop da dinleyip onay mı veriyordu?

Neyse, geride kalanları unutmamak ama geçmişe de takılıp kalmamak gerekir. Stefan Kuntz’un ilk maçında Hamit Altıntop’un yol göstericiliğinde bir takım seçip sahaya çıkarttığını biliyoruz. Zaten dibe vurmuş bir takımın bundan daha alt seviyeye ineceğini sanmıyorum. Bu nedenle yakın gelecekte çıkışa geçeceğini söyleyebilirim. Bunun mesajlarını da gördük.

İleride baskı önemlidir ama…

Ulusal takım, Şenol Güneş’in oynattığı karmaşık futboldan düzenli oyuna geçiş yapabileceğini gösterdi Norveç karşısında. Çok uzun zamandır ileride baskı yapan bir Ulusal takım izlememiştik. Norveç maçında bu baskının bir kısmını gördük, gol de bu baskı sonucu kazanılan topla atıldı.

Ancak rakip sahaya yerleşip modern anlamda baskı yapmak ve bu baskıyı uzun süre devam ettirmek için üstün fiziksel özellikler gereklidir. Ulusal takımın fizik olarak çok geriye gittiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bir basit örnek bu gerçeği gözler önüne serebilir.

Yusuf Yazıcı’nın çektiği şutlar

Oyunun son bölümlerinde maça dahil olan Yusuf Yazıcı rakip ceza alanının çevresinden iki şut çekti. Şutların ikisi de birkaç kale boyu yukarıdan gitti. Böyle vuruşlar futbolcunun kas kuvvetinin yetersizliğinden kaynaklanır.

Kaslar güçsüz olduğundan vuruş anında ayak bileği kilitlenemez(sabitlenemez) ve doğru vuruş tekniği de uygulanamaz.

Bizim futbol dünyamız çalışarak, gayret ederek, emek vererek var olunabileceğinden daha çok inanarak işleri yürütmeyi öncelikli hale getirmiştir. Bu bağlamda mental güce fiziksel güçten daha fazla önem verilir.

Oysa güçlü bir fizik yeterince mental yeterlilik yaratabilir. Rakiplerle fiziksel olarak baş edebilmek kaybolan özgüveni de yerine getirebilecektir.

Burak ve Caner’e hizmetleri için teşekkür edilmeli

Bilim ve esinlenme gerçeğe giden yolun sonunda doğruya ulaşmanın iki şaşmaz kılavuzudur. Hamit Altıntop’un söyledikleri arasında benim için en kıymetli olan bilimden yararlanarak eğitime önem verecekleridir. Teknik adam eğitimini yeniden ele alıp planlama yapacaklarını söylemesi de değerlidir.

Eğer bu hamleler ahbap çavuş ilişkilerinden arındırılıp iş gerçekten ehline verilerek yapılırsa Stefan Kuntz’un eli de güçlenmiş olur. Bu arada Kuntz’un kısa süre içinde yapacağı ilk iş takımı Burak Yılmaz ve Caner Erkin’den kurtarmaktır.

Norveç’ten yenilen gol sırasında Caner’in durumunu ve Burak Yılmaz’ın neredeyse kendine çelme takarak düşüp penaltı almak isteğini hepiniz görmüşsünüzdür. Maçtan sonra konuştuğum futbolseverlerin hiçbiri beraberliğe ya da Dünya Kupası finallerine gidememeye üzülmediklerini söylediler.

Ancak Burak’ın hareketinin herkesin yüzünü kızarttığını düşünüyorlar. Gerçekten de kendi ligimizde bu tür hareketlerin üstünü bir şekilde örtebiliyoruz ama uluslararası alanlarda gerçekten hiç hoş durmuyor…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...