MENÜ

Bir Sergen Yalçın takımı

17 Nisan 2021, Cumartesi 10:31 Son Güncelleme: 17 Nisan 2021, Cumartesi 10:31
- A +

Evli çiftler için “zamanla birbirlerine benzediler” derler. Üzüm üzüme baka baka kararır özdeyişi de benzer anlam taşır. Uzun zaman birlikte yaşayan insanlar birbirlerinin huyunu, suyunu benimserler. Geçen sezonun ortasında görev alan, bu lig döneminde de takımın başında olan Sergen Yalçın, uzun salgın sezonuyla birlikte neredeyse futbolcularını da kendine benzetti.

Sergen Yalçın futbolculuğunda kendi başına oynamayı ve davranmayı futbol tavrı olarak benimsemişti. Henüz oyunun başında Nkoudou’nın, Orhan Veli’nin dalgacı Mahmut’u örneği, işini gücünü bırakıp gökyüzünü boyamaya kalkması gibi attığı penaltı beni “Sergenli” günlere götürdü.

Sergenli günlerde, Sergen gibi davranmak takıma çok da zarar vermezdi. Çünkü takım öylesine sağlamdı ki, ara sıra işten ayrılanları da sırtında taşıyabilir, işi bırakıp gökyüzünü boyamaya kalkanları da gökyüzüne çıkartabilirlerdi.

Bu takımın peneltıcısı kim?

Eminim ki bütün eleştirmenler, yorumcular, yazarlar aynı şeyi sormuştur: Bu takımın penaltıcısı kim? Penaltıcı Nkoudou olmadığına göre kimdir? Yoksa penaltıcı maçtan önce belirlenmedi mi? Belirlendiği halde, gerçek penaltıcının dışında biri dalga geçer gibi penaltı kullanıyorsa bu daha da vahim bir durum.

Peki, Öğuzhan Özyakup’a ne demeli? Henüz maçın 15. dakikasında hiçbir rakip baskısı, darbesi yokken hatta ters basma da söz konusu değilken bir futbolcu bileğinden neden sakatlanır? Sergen Yalçın onu Beşiktaş’a doğru çekerken O, neden Beşiktaş’tan uzaklaşır? Aynı Ljajic ve Mensah gibi… İstanbul’un diğer iki büyüğüne göre sınırlı bir kadroya sahip olduğu söylenen Beşiktaş’ı “kısıtlı” hale getirenler aslında bu üçlüdür.

Hikmet Karaman’ın hikmeti…

Dalga geçer gibi penaltı atan Nkoudou yaptığından utanmış olmalı ki atış sonrası oyundan koptu, bir daha da kendine gelemedi. Rosier ise hücuma çıktığında üç kişiyle markaj altına alındı, dönüşte ise arkasına Paintsil kaçırılarak tedirgin edildi. Ankaragücü’nün siyahi oyuncusu Beşiktaş’ın sağ tarafını sarı laciverte boyadı…

Hikmet Karaman’ın maçtan sonra “70’ten sonrasını bana bırakın” çıkışının arkasındaki hikmet de, Ankaragücü’nün dinamizmi, daha önceki maçlarında gerçekleştirdiği ve teknik ekip tarafından belirlendiği 11 bin kilometre koşu mesafesinin içine yerleştirilen uzun ve kısa mesafeli sprintler, deparlar ve dayanıklılık gösterisiydi. Ankaragücü’nün bu verileri lig ortalamasının üzerinde olduğu halde Beşiktaş’ın teknik kadrosu üzerinde bir etki yaratmamıştı!

Real Madrid’in bile başaramadığı…

Ankaragücü oyunun sonlarına doğru Beşiktaş ceza alanı içinde üst üste 4-5 pas yapıp kaleci Ersin ile karşı karşıya kalacak pozisyon üretirken siyah beyazlılar çoktan Sergen Yalçın takımına dönüşmüşlerdi. Dokuz Beşiktaşlının içinde bu kadar net paslaşma nasıl yapılabilir, buna nasıl izin verilebilir? Bu denli dar alanda bu işi Real Madrid bile başaramıyor!

Aynı kalabalık Gökhan’ın yaptığı penaltıda da iş başındaydı ama hiç kimse de iş yapacak durumda değildi. Sergen Yalçın’a sorular: Sayın Yalçın sezon başından beri futbolcu diye gözümüze sokmaya çalıştığınız Welinton ve Nsakala’nın takıma verdiği zararları ne zaman göreceksiniz?

Ya Nsakala olsaydı…

Welinton, rakipler Beşiktaş ceza sahasında topa hakimken onların ayağından mı daha çok top aldı yoksa böyle durumlarda daha fazla penaltı mı yaptı? Maç sonunda ki konuşmanızda penaltı kullanımı konusuna neden değinmediniz?

Herkesin merak ettiğine neden bir açıklık getirmiyorsunuz? Her maç sonunda konuyu ezberlemiş çocuklar gibi neden aynı şeyleri tekrar edip duruyorsunuz? Hep Aboubakar’ın yokluğundan söz ediliyor, ya Nsakala olsaydı…    

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...