MENÜ

Beşiktaş'ta kim haklı?

06 Ekim 2020, Salı 10:45 Son Güncelleme: 06 Ekim 2020, Salı 10:45
- A +

Sergen Yalçın’ın bulunduğu yerden ve konumundan rahatsız olduğunu gösteren en önemli görüntü bu sezon maçlardaki tutumudur. Kişisel olarak maç oynandığı sırada kenardan abartılı davranışlar sergileyen teknik direktörlere sempati duymam. 

Kenarda kendini kaybeden çalıştırıcıların sahada olup bitenlere sağlıklı yaklaşabileceğine inancım da azdır. Ancak Sergen Yalçın’ın kulübedeki duruşu da sağlıklı gelmiyor bana. Maçlar sırasında iki kolunu göğüs hizasında bağlayıp öylece durması bir protestodan çok içinde bulunduğu ortamdan rahatsızlık duyduğunu gösterse gerek. 

Vücut dili ne anlatıyor?

Sergen Yalçın kenarda sakinliğini koruyan bir teknik adam ancak hiçbir oyuncusuna hiçbir şekilde uyarıda bulunmaması vücut diliyle bazı şeyleri anlatmak amaçlı olsa gerek. Teknik adamlar oyunun gidişatından umudunu kesseler bile futbolun her an değişkenlik içerdiğini bilerek uyarıda bulunurlar. 

En azından duran toplarda, köşe vuruşlarında hatta kaleye yakın yerlerden kullanılan taç atışlarında futbolcularına yönelik “adamını tut, sıkı markaj” şeklinde basit uyarılar yapılır. Ne var ki Sergen Yalçın kenardaki suskunluğunu ve tavırlı duruşunu hep korudu.

Sergen Yalçın zeki mi akıllı mı?

Sergen Yalçın’ın zeki bir insan olduğu hep söylenir. Bugüne değin Yalçın’ın zeka düzeyini belirleyecek bir test yapıldığını bilmiyorum, bu kanıya nereden varıldığını da anlamıyorum. Futbolculuğunda farklı oyun anlayışı ve farklı bir kişilik yapısı olmasından dolayı zeki olduğu kabul edilir. Ancak oyun zekası ile normal zekanın bir bağlantısı yoktur. 

Futbolculuğu döneminde Politeknik Üniversitesi’nde okuyan ve matematik yarışmalarında dereceleri olan Valeri Lobanovski hiç de zeka kıvrımları gelişmiş bir oyuncu olmamıştır. Oyun zekası çok tekrar ve çok denemeyle kazanılır. Ayrıca yaşam deneyimi insanların zeki olmasından daha çok akıllı olması gerektiğinin önemini vurgular. Çünkü akıl insanidir zeka ise her şeye, kötü planlanan işlere de açıktır.

Transferlerden haberi olmayan teknik adam

Bu derin konular bir yana Sergen Yalçın, Gençlerbirliği yenilgisinden sonra ” transferler konusunda bilgi sahibi değilim”, “Transferleri yapanlara sorun” şeklindeki söylemleri ile hem kendini hem de yönetimi kamunun önünde zor durumda bırakmıştır. 

Transferlerden haberi olmayan bir teknik direktör Beşiktaş gibi kamuya karşı sorumlulukları büyük olan bir takımın başında neden durur? Bu duruş “bizim çocuğumuz” gibi mahalli ve yerel bir söylemin boyutlarını aşmaz mı? Yönetim ile teknik direktörün ilişkilerinde sıkıntı olduğunu belgelemez mi? 

Sosyal medya mı yoksa tribün mü güçlü?

Sorular daha da çoğaltılabilir. Ancak görünen o ki, salgın döneminde tribünlerin boş olması olayların soyuttan somuta doğru gelişmesini engelliyor. Sosyal medya ne denli büyük bir güç olsa da tribünlerin gücü kadar etkin olamıyor. 

Üç haftalık arada unutulmazsa ve sonrasında tribünlere aşamalı olarak seyirci alınırsa yönetimin de, Sergen Yalçın’ın da işi çok zor olacak. Kimin haklı olduğu belki de o zaman ortaya çıkacak…  

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...