MENÜ

Beşiktaş, atletizm pistine…

30 Kasım 2021, Salı 11:49 Son Güncelleme: 30 Kasım 2021, Salı 11:49
- A +

Giresunspor karşılaşmasını kendi evinde 4-0 kaybettikten sonra herkes Beşiktaş-Sergen Yalçın ilişkisine dikkat kesilmişken benim dikkatlerim Mert Günok’un yaşadığı sakatlığa yönelikti. Bir sporcunun rakip karşısında sırtı yere gelecek kadar ağır bir sakatlık geçirmesi üzüntü vericidir.

Mert Günok’dan yaklaşık on yaşa daha gençken ve futbol oynarken geçirdiğim bel sakatlığı nedeniyle neredeyse süründüğüm günler oldu. Bu nedenle son derece düzgün, tutarlı, özel ve futbol hayatında hiçbir iniş çıkışlar olmayan Mert Günok’un sırtüstü yatışı beni o acılı günlerime götürdü. İster istemez Mert ile empati kurdum.

Böylesi üst düzey sporcuların yaşadığı sakatlıklar bir talihsizlikle açıklanamaz. Hiçbir rakiple yüz yüze değilken yaşanan bu sakatlığın altında yatan gerçek büyük olasılıkla antrenman eksikliği ya da yetersizliğidir.

Antrenmanın yoğunluğu ve niteliği önemlidir

Antrenman eksikliği derken bazı okuyucularımız “acaba” diyebilir. Çünkü her üst düzey takım gibi Beşiktaş’ta haftanın en az 5-6 günü Nevzat Demir antrenman tesislerinde çalışıyor. Ancak önemli olan o antrenmanların zamanı değil niteliği ve yoğunluğudur.

Bir takım haftanın her günü sabah ve akşam olmak üzere antrenman yapabilir. Ama o takım haftada üç-dört günde, altı gün çalıştığından daha fazlasını çalışabilir. Buna antrenmanın yoğunluğu denilir.

Çok takım biliriz ki, futbolcuları her gün antrenman yapar ama bu antrenman süreleri çoğunlukla ortada sıçan, eltopu oynarken şakalaşıp eğlenceyle geçer. Futbolcular da bu antrenman biçimine bayılır. Hele kazanılmış bir maçtan sonra futbolcular “hocam biraz yorgun hissediyoruz” diyorsa bazı hocalar için akan sular durur.

Ülkemizdeki yüze yakın spor yüksek okullarının mezunları ne iş yapar?

Bırakın bugünü, futbolun İngiltere’de ortaya çıktığı ilk günlerde bile Britanya’da şöyle bir anlayış vardı: “Güçlü olmayan hiçbir erkek adam gibi futbol oynayamaz”. O günlerde adanın çayırlıklarında vakit geçirmek için amatörce oynanan oyundan bugün büyük bir endüstrinin ortasına geldik.

Artık yüz civarında Spor Yüksek Okulu, Beden Eğitimi Bölümü ve Spor Fakülteleri ve bunların antrenman bilimi bölümleri var. Ama gelin görün ki, bu çağda Beşiktaş’ta 14 haftada 13 futbolcu sakatlanıyor. Futbolun sadece bugününde değil 50-60 yıl öncesinde de ilk çıkışında da en önemli şey güç ve atletizmdi.

Hocaların hocası Herrera ne diyor?

Yazıyı fazla uzatmadan bu noktada konuyu 60 yıl önce hocalık yapan, hocaların hocası Helenio Herrera’ya bırakalım. Herrera oyuncularının topla olan becerilerinden daha çok karakterlerine ve sporculuk özelliklerine önem verirdi. Herrera’ya göre oyuncuların topla olan becerilerindense iş ahlakı ve profesyonellik daha önemliydi.

Atletizm ve dayanıklılık onun sisteminde olmazsa olmazdı. Futbola bakışının temelini oluşturan bu sözcükleri, İnter’de çalıştığı yıllarda soyunma odasının girişine slogan olarak astırmıştı. Herrera çalışmaya ve disipline o denli çok önem verirdi ki “tutku” ve “güç” ile futbolu özdeşleştirip “Aldığım en büyük övgü günde 30 saat çalıştığımın söylenmesidir.” Sonuç; 20 yılda 16 kupa kazanarak İnter’i Avrupa’nın zirvesine taşıdı…

Giresunspor’un dördüncü golü sporseverlerin canını yaktı

Sergen Yalçın kitap mitap okumadığını daha önce söylemişti. Dolayısıyla Herrera’nın sloganlarıyla da ilgileneceğini pek sanmıyorum. Benim bu uzun yazılarıma da dayanamayacağı olasıdır. Ama ben yine de bu köşe aracılığı ile ona bir slogan önereyim; Beşiktaş, haydi atletizm pistine…

Yeri gelmişken Giresunspor’un attığı dördüncü golün gerçek sporseverlerin canını yaktığını da yazıya eklemeliyim. Mert’in sakatlandığı anda Giresunspor 3-0 öndeydi ve maç bitmek üzereydi. Dördüncü golün pasını veren Champness ve golü atan Flavio’nun önüne tarihi bir fırsat geldi ama ikisi de bu fırsatı tepti.

Bu noktada Flavio’nun bir gol atması sadece kayıtlara geçen bir sayı olarak kalacak. Ama topu dışarı vursaydı bütün futbol dünyasının saygısını kazanıp tarihe geçecekti. Futboldaki rekabet ortamı öylesine acımasız ki, bu kadar iyilik ve güzelliği çok görüyorlar bizlere…

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...