Minderin iki yüzü!

20 Eylül 2011, Salı 12:00
- A +

Önce bir itirafta bulunmalıyım: Dünyanın pek çok ülkesinde güreş seyrettim. Ancak Sinan Erdem gibi muhteşem bir salonda ise ilk kez izledim. Böyle bir tesisi Türk sporuna kazandıranların ellerine sağlık. Gönül, böylesi bir salondan daha fazla sayıda madalya ile çıkmamızı dilerdi. Ancak olmadı. Sağlık olsun, diyelim ve geçelim diğer detaylara:  Evvela, ilk günden aklımda kalan bir ayrıntıdan söz etmeliyim. Sağolsun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan açılışı onurlandırdı. Tribünler kendisine büyük ilgi gösterdi. Konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Ancak basın tribününün arkasında 150-200 kişilik bir grup vardı ki, Başbakan’a destek konusunda bir hayli abartılıydılar.

Bindirilmiş kıtalar!
Bunun sırrını sonradan öğrendik. Başbakan Erdoğan salondan ayrılır ayrılmaz o grup da tribünleri boşalttı. Dışarıda onları bekleyen otobüsleri görünce mesele anlaşıldı. O grup salona sadece Başbakan Erdoğan lehine tezahürat yapması için getirilmiş olan ‘bindirilmiş kıtalardı’! Güreşle filan pek alakaları yoktu. Şimdi Başbakan’ın buna ihtiyacı mı var? Zaten başarısı ve popülaritesiyle alkışı hak ediyor. Böyle bir şeyi Sayın Erdoğan’ın da arzu etmeyeceğini düşünüyorum. Ama belli ki parti teşkilatından birileri kendisine şirin gözükmek istemiş. Bunun klasik bir Türkiye gerçeği olduğunun altını çizelim ve diğer ayrıntılara göz atalım:
Şampiyonanın sportif olarak herkesi tatmin ettiğini sanmıyorum. Grekomencilerin başarısıyla ne kadar gururlandıysak, serbestçilerin sırtının minderden kalkmamasıyla o kadar kahrolduk. Serbestçilerin performansı 2012 Londra için endişe vericiydi. Umarım kısa zamanda işleri düzeltirler.

Yunus Akgül’e vefasızlık
Değinmek istediğim bir diğer konuysa, yeni kurallarla güreşin ölüm fermanının çıkarılmış olduğudur. Özellikle grekoromende sporcular hemen hemen hiç oyun yapmadan maç kazanıyorlar. Kurayı kaybedip yere yatan kalkmıyor ve puanı kapıyor! Son puanı alan da galip ilan ediliyor. Bu saçma sapan kural güreşi kısa zamanda olimpiyat dışı bırakır. Dikkat! FILA Başkanı Rafael Martinetti’nin dahi şikayetçi olduğu, sporculara verilen yemekler ile internet bağlantılarının yetersizliği ve camia içi sürtüşmelerden kaynaklanan bazı aksaklıklar dışında organizasyon, genelde başarılıydı. İstanbul’un 2020 adaylığı için de umut vericiydi. Ancak benim dikkatimi çeken bir nokta vardı ki, eski Spor Genel Müdürü Yunus Akgül’ün salonda olmaması; hatta adının dahi anılmamasıydı. Oysa bu organizasyonun alınmasında ve gerçekleştirilmesinde büyük emeği vardı. Keza bugünkü başkanın seçilmesinde de! Hiç olmazsa bir plaket de ona verilebilirdi. İnsanlar bu kadar vefasız olmamalı!

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...