Alex, Arda ve Belediye

06 Ekim 2009, Salı 04:30
- A +

Bu köşede mümkün olduğunca haftaya damga vuran olaylardan bahsetmeye çalışırım. Ancak bugün kendi kendime bir karar verdim. Haftanın en önemli gündem maddesi olan taraftar kepazeliğine girmeyeceğim. Ne İnönü'deki yeniçeri ayaklanmasına, ne Ankara 19 Mayıs Stadı'ndaki vandallığa, ne de Mesut Bakkal'ın uğradığı haksızlığa... Bunlar zaten bir çok köşe yazarı tarafından hafta boyunca eni konu işlenecek. Neden-sonuç ilişkisi irdelenecek. Taraftar kültürsüzlüğünden, görgüsüzlüğünden filan bahsedilecek. Ben ise bu ilkelliklerin, futbolumuzda yer alan az sayıdaki güzellikleri görmemize engel olmasına kalemim el verdiğince müsade etmemeye çalışacağım.

Bu sezon Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçmesi beklenen şampiyonluk yarışında sonucu belirleyecek olan en önemli parametre hiç kuşkusuz Alex ile Arda'nın performansı olacak. Tahteravallinin bir tarafında Alex, diğer tarafında Arda oturacak. Bazen biri yükselecek, bazen diğeri. Elbette arkadaşlarının onların performansına ayak uydurması da önemli bir etken olacak, ama şampiyonluğa giden yolun kilometre taşlarını Alex ile Arda'nın zekaları ve becerileri döşeyecek. Bugün Alex tecrübesi ve birikimiyle bir adım önde gözüküyor. Sezon başında ise ibre Arda'dan yanaydı. Yarın ne olur, bilinmez. Ancak çok iyi bildiğimiz bir gerçek var ki, bu sezon onları büyük bir keyifle izleyeceğiz. Burada Arda'ya yapılan bir haksızlıktan da söz etmeden geçemeyeceğim. Son haftalarda Arda'da bir düşüş olduğu vurgulanıyor ve bunun üzerinden kendisine vuruluyor. Tipik bir Türk refleksi. Zirveye tırmananı ayaklarından çekip indir misali. Geç bulduğumuz dünya çapındaki bu yıldızımızı tüketmek için bazı kopleksliler çok erkenden kolları sıvadı. Oysa düşüşün Arda'da değil, takım performansında olduğunu onlar da çok iyi biliyor. Ama serde linç kültürü olunca genç yaşına rağmen bunca sorumluluğun altına giren Arda için bir çırpıda darağacı kurulabiliyor. Batsın bu zihniyet!

Son söz İstanbul Büyükşehir Belediyesi için. Belediye kaynakları kullanıldığı için eleştirdiğimiz bu mütevazı takımımızın yarattığı futbol değerlerini göremiyoruz. Biraz farklı açıdan bakarsak, Abdullah Avcı ve talebelerinin gerçek futbol emekçileri olduğunu farkedeceğiz. İşleri sadece futbol. Dürüstçe, mertçe, profesyonelce... Yense de, yenilse de... İşte futbol bu, takım bu.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...