Bir takımda işlerin yolunda gidip gitmediğinin en önemli göstergelerinden biri gol sevinçleridir.
Solskjaer daha ayrılmadan hazırlıklara start veren Sergen Yalçın, bu akşam 4-1-4-1 dizilişine geçiş yapacak. Kadroda sürprizler olabilir. Tüm hesaplarını galibiyet üzerine kuran hoca, son idmanda yüksek motivasyonla takımını hazırladı
Galatasaray yaptığı flaş tranferlerle bu sezonun da en büyük şampiyonluk adayıyım mesajını veriyor.
Sevgili Okan Buruk Rizespor belki de yabancı olmadığı için, geçerli tek gol atıp can yakmadı.
Samsunspor, rakip olarak ilk 3 haftada Trabzonspor’un karşılaştığı takımların çok üzerinde. Dolayısıyla şu ana kadarki oyunun üzerine çıkması gerekiyor Bordo-Mavililer’in. Özellikle Zubkov yine en önemli silahı olacak Fırtına’nın...
A Milli Basketbol Takımımız, Avrupa Şampiyonası’ndaki üçüncü maçında Portekiz’i darmadağın etti. Maçı tam 41 sayı farkla kazanan 12 Dev Adam, çıkışını sürdürürken, Alperen ilk yarıdan 20 sayıya ulaştı. Bu sonuçla grupta 3’te 3 yaparak yenilmezliğini sürdüren Ay-Yıldızlılar ayrıca Sırbistan’la birlikte 16’lı tura çıkmayı garantiledi.
Galatasaray, herkesin bol gollü ve rahat galibiyet alacağını beklediği maçta kötü bir oyun ortaya koyarak kazandı. Fatih Karagümrük maçında da olduğu gibi sarı-kırmızılılar geride takım boyunu kısaltarak konumlandıran ve kazandığı toplarda hızla hücuma geçiş yapan takımlar karşısında zorlanıyor.
Aslında bulmaca gibi bir maç bizi bekliyor. Ama şunu belirteyim ki takımın başında teknik direktör olmasa dahi Fenerbahçe’nin rakibini kolay geçeceğini düşünüyorum. Kadro kalitesi, yıldızları ve iş bitirici ayaklar ile maçın favorisi kesinlikle Fenerbahçe.
Maçın tecrübesiz ismi Ali Yılmaz, karşılaşma süresince fazla zorlanmadı. Bu seviye maçlarda daha önce çok fazla görev almamış olmasına rağmen kendinden emin ve tutarlıydı.
Fenerbahçe’yi yıllardır takip ederim, sezon başında kulübün kaosa sürüklendiğine ilk defa şahit oluyorum.
Avrupa Şampiyonası’nın ilk günü ev sahibi Letonya’yı çok üstün bir oyundan sonra farklı yenen A Milli Basketbol Takımımız, dün Çekya karşısında zaman zaman zorlansa da oyunu kopardı ve 2’de 2 yapmayı başardı
Sezon başı Avrupa elemeleri öncesinde tam olarak bunu yazmışım.
Memleketimizin büyüklük algısı, hele ki futbolda, başının büyük derdidir. Kendi düşünsel sınırlarının dışında kalan hemen her şey “küçük” ya da “kolaydır”.
Beşiktaş’ın kötü sezonları oldu, hatta daha kötü sezon başlangıçları bile var bir çırpıda aklımıza gelen. Ama Beşiktaş, uzun vadede hep ortalamayı tutturmuş, şampiyonluktan bir kaç sene uzak kaldıktan sonra hep daha güçlü dönmüş, kendine güçlü bir kulüp genetiği inşa etmiş büyük bir camiadır.
Maçı oynamaya bırak, daha maç günü bile gelmeden Mourinho’nun yönetime yönelik salvoları, olacakların adeta fragmanı gibiydi.