Arama

Popüler aramalar

‘’Asensio'su olan kazanır‘’

90 dakika boyunca sahada futbol oynayıp kazanmak isteyen iki takımın müthiş mücadelesini izledik. Maçın ilk 11’lerini gördüğümde beklediğim gibi; Fenerbahçe adeta "ısırarak" başladı. İlk 5 dakikada oyunu rakip sahaya yıkan konuk takım, savunma arkasına tek topla kaçan Muçi’yi durduramayınca 1-0 geriye düştü.
Orta sahada İsmail, Kante ve Guendouzi üçlüsü büyük üstünlük sağlarken; Fenerbahçe golü yese de baskıyı azaltmadı ve Talisca'nın golüyle eşitliği yakaladı.
Az önce bahsettiğim orta saha üçlüsü, özellikle Kante'nin daha da form tutmasıyla birlikte Fenerbahçe'nin hücumcularının daha yaratıcı olmasına ve skor üretmesine yardımcı olacaktır. Nitekim bu maçta, Kerem’in attığı golde bunu açıkça gördük. İsmail ve Asensio'nun iş birliği ile Kerem takımını öne geçirdi.

Trabzonspor rakibini daha çok kanatlara zorlamaya çalışırken, orta sahadaki etkisizliği Fenerbahçe'nin oyun planının nakış gibi işlemesine neden oldu. Özellikle Oulai, adı transferle anıldıktan sonra gözle görülür bir düşüşe geçmiş durumda...
Ancak Trabzonspor bu ligin genç ama en dirençli takımı. Özellikle ligin gol kralı konumunda yer alan Paul Onuachu, maçın başından sonuna kadar Fenerbahçe defansına zor anlar yaşattı; kiminle eşleştiyse ezdi geçti. Skoru 2-2'ye getiren golde, topa Oosterwolde'nin üzerinden vurup Ederson'u avlaması tam bir ustalık eseriydi.

İkinci yarıya da aynı kadrolarla başlayan iki ekipte de oyun, ilk devredeki tempoyla devam etti. Fenerbahçe yine etkiliydi ve gecenin yıldızı Asensio, asistinden sonra bir de gol atarak galibiyeti getiren isim oldu.

Fenerbahçe belki çok daha rahat bir galibiyete imza atabilirdi; ancak Ederson’un kolay gollere dur diyememesi ve Oosterwolde’nin hataları maçı zora soktu. Ederson kendi kalitesine yakışmayan goller yerken, "sol bek oynamam" diyen Oosterwolde'ye birileri "sol stoperde de iyi değilsin" demeli! Kerem'in kendine gelmeye başladığı bu dönemde, özellikle Ederson'un da eski günlerine dönmesi ve bu kadar basit goller yememesi gerekiyor.

Gecenin sonunda daha tecrübeli, daha çok yıldızı olan ve yedek kulübesi zengin Fenerbahçe sahadan 3 puanla ayrıldı ve şampiyonluk yarışında yara almadı. Asensio sahada olduğu sürece, topa her dokunuşunda Fenerbahçe'nin oyununu güzelleşiyor...

15 Şubat 2026, Pazar 07:00
YAZININ DEVAMI

‘’Üç gol, bir fair-play‘’

Ara transfer sonrası kadrosunu güçlendiren Fenerbahçe, Tedesco’nun Kante–Guendouzi tercihleriyle sahaya çıktı. Maça beklenenden daha durağan başlayan sarı-lacivertliler, oyunun şifresini erken çözdü ve kısa sürede kontrolü ele aldı. En-Nesyri ve John Duran’ın ayrılığı sonrası forvet hattında Talisca’nın tek santrfor olarak konumlandırılması, forvette 1. tercihin Talisca olacağını gösterdi.

Fenerbahçe’nin oyun aklını temsil eden Marco Asensio, ilk golde kazanılan penaltının hazırlayıcısı olması ve hemen ardından Kerem Aktürkoğlu’na yaptığı asist, oyunu kıran anlar oldu. Asensio, yalnızca skor katkısıyla değil, oyunun yönünü tayin eden kararlarıyla da fark yarattı.

Fenerbahçe, 25. dakikadan itibaren oyunu tek kaleye çevirdi. Kerem Aktürkoğlu’nun 33. dakikadaki golüyle fark üçe çıkarken, karşılaşma daha ilk yarıdan büyük ölçüde çözüldü. Orta sahada Kante–Guendouzi ikilisinin sağladığı denge ve sertlik, hücum hattındaki oyuncuların daha rahat hareket etmesini sağladı. Kerem ve Nene’nin Talisca’ya yakın oynayabilmesi, Kerem'in skor üretmesindeki en büyük nedendi.

Özellikle iç sahada Fenerbahçe’ye karşı kapanan takımlara karşı bu yapı önemli bir avantaj sağlayabilir. Asensio’nun yönlendirdiği üçlü hücum hattı, savunmaları zorlayacak çeşitliliğe sahip. Bu oyunun sürdürülebilir olması hâlinde Fenerbahçe’nin skor üretmekte sorun yaşamayacağı söylenebilir.

Helal olsun Oğulcan...

İlk yarının en dikkat çeken anlarından biri ise Oğulcan Ülgün’ün gol pozisyonu varken, Mert’in sakatlığı nedeniyle oyunu durdurmasıydı. Skorun ve rekabetin önüne geçen bu davranış, futbolun ruhunu hatırlatan nadir anlardan biri oldu.

İkinci yarıya aynı kadrolarla çıkan iki takım arasında tempo farkı belirginleşti. İlk devrede yüksek enerjiyle oynayan Fenerbahçe, ikinci yarıda daha kontrollü bir görüntü sergiledi. Gençlerbirliği oyunu zaman zaman Fenerbahçe yarı sahasına taşısa da maçın genel dengesi değişmedi. Ancak bu bölümde sarı-lacivertlilerin rakibine daha fazla alan tanıdığı da gözden kaçmadı.

Kante’nin ikinci yarıda temposunun düşmesi doğal bir süreç. Ancak panik yapılacak bir tablo yok.

Öte yandan Ederson’un yaptığı hata, Gençlerbirliği’ne golü getirdi. Ederson'un dengesiz performansı sezon başından beri hep bir soru işareti. Kariyeri tartışılmaz olan tecrübeli kalecinin, istikrar konusunda daha güven veren bir performans sergilemesi gerekli...

Tedesco’nun maç içindeki hamleleri ise oyunun kontrolünü korumaya yönelikti. Orta sahadaki düşüş İsmail hamlesiyle dengelenirken, kart sınırındaki Çağlar ve oyunun yıldızlarından Kerem kenara alındı. Kalan bölümde Fenerbahçe pozisyonlar bulsa da farkı artırmayı başaramadı ve maç 3-1 sona erdi.

İkisi yarısı da farklı olan maç sonunda Fenerbahçe namağlup yoluna devam ediyor. Şampiyonluk yolunda Galatasaray ile 3 puanlık farkı korurken, Trabzonspor maçı öncesi hem moral buldu hem de kart sınırındakileri korudu.
Fenerbahçe için sezonun geri kalanı için en büyük soru işareti ise sezonun geri kalanı Talisca ve net bir forvet olmayan Sidiki ile biter mi? Bunu da zaman gösterecek.

10 Şubat 2026, Salı 07:14
YAZININ DEVAMI

‘’İyi bir Fred rakibin kabusu‘’

Kazanan kadroyu bozmayan Tedesco, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda ligde zor günler geçiren Eyüpspor karşısında iyi bir başlangıca imza attı. Semedo, Edson ve Brown gibi önemli eksiklere rağmen Fenerbahçe, sahada takım olgusunu yansıtan bir görüntü sergiledi.
İlk 25 dakikada, kanat bekleri Mert Müldür ve Levent’in hücuma verdiği destekle oyunu ikinci ve üçüncü bölgeye yıkan Fenerbahçe, son haftaların formda ismi Talisca ile öne geçti. Özellikle Fred’in hem hücumda rakip ceza sahasına yaptığı koşular hem de topu geri kazanmadaki hızı, ilk yarının fark yaratan unsurlarından biri oldu.
Asensio’nun hücumları yönlendirdiği bölümde, giderek birbirine alışan yıldız isimler pas trafiğini üst seviyeye taşıdı. Asensio’nun golünde de bu uyumun somut bir yansımasını izledik; etkileyici bir pas organizasyonunun ardından son derece rahat bir bitiricilik geldi.
Fenerbahçe, ilk yarıda rakibine bırakın isabetli şutu, kaleyi dahi göstermedi. Mental ve fiziksel olarak yükselen bir grafik çizen Fred, ortaya koyduğu futbolla ligin en iyi çift yönlü orta saha oyuncularından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
İkinci yarının ilk beş dakikasında Eyüpspor, ilk 45’te bulamadığı pozisyonları arka arkaya yakaladı. Bir top direkten dönerken, devam eden ataklar skor üretmeye yetmedi. İlerleyen dakikalarda ilk yarıya oranla daha etkili bir Eyüpspor izledik, ancak biri duran top olmak üzere iki net pozisyonda Ederson gole izin vermedi. Bu bölümde Fenerbahçe’nin bulduğu bir gol de ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.
Oyunun düşen temposuna Tedesco’nun müdahalesi gecikmedi. Bence hocanın en çok takdir edilen yönlerinden biri de bu... Geniş kadronun avantajını iyi kullanan Tedesco, saha içi hamleleriyle birçok geri dönüşün mimarı olurken, bu maçta da Talisca–Oğuz değişikliğinin ardından kısa süre içinde Duran’la farkı üçe çıkardı. Değişikliğe giren oyuncu doğrudan skor katkısı vermese bile, oyunun akışı ve hücum aksiyonları belirgin şekilde canlandı.
Kalan dakikalarda net pozisyonlar yakalayan Fenerbahçe bunları değerlendiremedi ve karşılaşma konuk ekibin net üstünlüğüyle sona erdi. İlk yarıyı galibiyetle kapatmak her takım için olduğu gibi Fenerbahçe için de büyük önem taşıyordu; üstelik böylesine olaylı bir gecenin ardından.
Rakip dün akşam ciddi bir tehdit oluşturamadı ancak daha güçlü rakiplere karşı bazı eksiklerin göze çarptığını söylemek gerek. Hâlâ net bir golcü ihtiyacı apaçık ortada. Ara transfer döneminde eksikler giderilirse, mevcut kadro genişliğiyle ligin ikinci yarısı sarı-lacivertliler adına iddialı geçecektir.
Son olarak Kerem’e de bir parantez açmak gerek... Niyeti asla sorgulanamaz ancak skora katkı sağlayamaması, maçlar ilerledikçe üzerinde belli ki bir baskı oluşturuyor. Avrupa arenasındaki katkısını görüyoruz; ligde de aradığı golü bulduğunda devamının geleceğine şüphe yok.

21 Aralık 2025, Pazar 07:00
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe'de kalite sorunu var!‘’

Ligde namağlup unvanı ile sahaya çıkan Fenerbahçe'de teknik patron Tedesco, hafta içi oynayacağı UEFA Avrupa Ligi maçını düşünerek rotasyonlu bir kadroyla sahadaydı. Kerem ve İsmail gibi isimleri dinlendirirken, Ferencvaros maçında gösterdiği performansla genç Yiğit Efe yine ilk 11'de yerini aldı.
Kontrollü başlayan iki takımda orta sahalar ilk yarıda tempoyu belirleyen isimler olurken, Fred kaptığı toplarla henüz ilk 10 dakikada iki net pozisyon yarattı.
Maçın başlarında Semedo'nun yaşadığı sakatlıkla Kerem oyuna girerken, sağ bek, Oğuz'a emanet edildi. Oğuz'un bu bölgeye geçmesi ve Kerem'in oyuna girmesiyle Fenerbahçe'nin sol koridordaki savunması zayıfladı. Başakşehir bundan faydalanarak iki net pozisyon buldu ancak değerlendiremedi.
30-45. dakikalar arasında daha etkili gözüken Fenerbahçe, Talisca'nın pas vermek yerine, bencilce şut denemeleriyle atakları olgunlaştıramadan harcadı.
İlk yarıda vasat bir Fenerbahçe hücum hattı vardı. Sadece rakibi karşılayan, topu üçüncü alana taşıyamayan Talisca'nın bu geçişlere destek olması beklenirken, sürekli yerde yatıp faul aradı. Talisca'nın olduğu oyunda, Asensio gibi bir futbol aklının kanatta kaybolması, Fenerbahçe için ilk devrede büyük kayıp oldu.
Artık her puanın çok değerli olduğu haftalarda Talisca sadece hamle oyuncusu olur. İstatistiksel olarak da baktığımızda, ilk 11 başlayan Talisca'nın bu sezon Fenerbahçe'ye hiçbir katkısı olmadı.
İkinci yarıya da aynı kadroyla çıkan Fenerbahçe'de Talisca kanada geçerken, Asensio da Jhon Duran'a daha yakın oynamaya başladı. Genel anlamda topa hakim olsa da Fenerbahçe net pozisyonlardan uzak kaldı.
Tedesco'nun alışmışın dışındaki en iyi yanı, ikinci yarılarda kötü oyuna en fazla on dakika dayanıyor olmasıdır. 55. dakikada Talisca, Duran ve Levent yerine En-Nesyri, Nene ve Brown'u sahaya sürdü.

Hâlâ üretmekte zorlanan Fenerbahçe'ye can suyu, duran top oldu. İki sezondur takımın en önemli ismi haline gelen Skriniar takımını öne geçirdi. Nene'nin oyuna girmesi, sarı-lacivertlileri üçüncü bölgede tutan ve ön alan baskısında fark yaratan isim oldu.
Golden sonra oyun temposunda bir değişiklik olmazken, 77. dakikada En-Nesyri karşı karşıya net bir pozisyon kaçırdı. Oyundan çıkana kadar Duran böyle bir pozisyon yakalayamadı. Bunun sebebi de, Tedesco'nun doğru hücum hattıyla doğru uç ismi eşleştiremiyor olmasıdır. Belki şu dakikalardaki kadroyla Duran oynasa, Fenerbahçe için skor bulmak daha kolay olabilirdi.

Fenerbahçe'nin kaçanları konuştuğumuz dakikalarda Başakşehir, Bertuğ ile beraberliği sağladı. "Atamayana atarlar" sözü, doğanın kanunu gibiydi.
Fenerbahçe namağlup geldiği zorlu deplasmandan yine aynı unvanla ve bir puanla ayrıldı. Tedesco'nun ilk 11'deki Talisca tercihi 55 dakikalık koskoca bir kayıptı. Semedo'nun sakatlanmasıyla oyuna giren Kerem, son haftalarda olduğu gibi ne hücumda ne de savunmada varlık gösteremedi. Mert Müldür dururken, formsuz Kerem'i sahaya atmak yine büyük bir hataydı. En-Nesyri ve Kerem varsa Fenerbahçe 9 kişi kalıyor.
Şampiyonluk yarışındaki en büyük rakibin, yediği golün ardından reaksiyon gösterip maçı kazanırken, Fenerbahçe bırakın gol sonrası reaksiyonu, 90 dakika boyunca hücumda varlık gösteremiyor.

Görünen köy kılavuz istemez, Fenerbahçe'de kalite sorunu var. Evet, isimler kâğıt üzerinde değerli, ancak sorun tam da burada…Kalite hala kağıtta duruyor, sahaya hiç inmiyor.

07 Aralık 2025, Pazar 07:00
YAZININ DEVAMI

‘’İlk Yarı Rüya, İkinci Yarı Kâbus‘’

Geldiği günden bu yana kaosun eksik olmadığı Fenerbahçe’de Tedesco, tüm konsantrasyonunu “Sahada nasıl kazanırım, en verimli kadroyu nasıl sahaya sürerim?” sorularının cevabını bulmaya vermiş durumda... Ancak izlediğimiz 90 dakika, ilk ve ikinci yarısı geceyle gündüz kadar farklı bir karşılaşmaya sahne oldu. Üstelik ikinci devrede rakip 10 kişi kalmışken...

İlk yarıda büyük bir üstünlük kurarak rakibine adeta sahayı dar eden Fenerbahçe, Nene'nin ceza sahasına müthiş slalomuyla kazandığı penaltıyı Talisca’nın gole çevirmesiyle öne geçti. Bu golden sonra oyunu daha da rahatlayan sarı-lacivertliler, Asensio ile farkı ikiye çıkardı. Az önce de belirttiğim gibi, büyük bir kalite farkı vardı; ancak farkın açılmamasının en büyük nedeni, Talisca’nın doğru noktalarda topla buluşmasına rağmen mücadele etmeyip top kayıpları yapmasıydı.

En-Nesyri’nin kenarda tutulmasıyla birlikte hücumda Kerem-Talisca-Nene üçlüsü, hem geçiş oyunlarında hem de atakları sonlandırmada önemli rol oynadı.

İkinci yarıya da aynı kadroyla başlayan Fenerbahçe, ilk 10 dakikada baskısını sürdürdü. Ancak zaman ilerledikçe ev sahibi oyundan düşmeye başladı. Haftalardır galibiyete hasret olan Karagümrük ise cesaretlendi ve Fenerbahçe’yi üst üste ataklarla zorlamaya başladı. Talisca’nın kolayca kaybettiği bir topun dönüşünde Karagümrük farkı bire indirdi ve bu golle birlikte daha da cesur oynamaya başladı.

Karagümrüklü Sergio’nun müthiş golünün ardından birkaç net pozisyon daha bulan konuk ekip, bir de VAR’dan dönen golle skoru dengeleyemedi. Bu sırada Fenerbahçeli oyuncular, ilk yarıdaki oyun üstünlüğünün nereye gittiğini adeta sorguluyordu. Yapılan oyuncu değişiklikleri de oyunu toparlamaya yetmedi. Balkovec’in gördüğü ikinci sarı kartla Karagümrük 10 kişi kaldı; bu kırmızı kart, Fenerbahçe’ye adeta nefes aldırdı. Ancak buna rağmen, cesur Karagümrük son dakikalarda da birkaç pozisyon daha üretmeyi başardı ama aradığı golü bulamadı.
Fenerbahçe, iki yarısı da geceyle gündüz kadar farklı geçen bu maçın ardından hafta içi Stuttgart’a karşı ne kadar direnç gösterebilir, kestirmek zor. Her karşılaşması ‘kader maçı’ olan Tedesco, dün gece rahat uyumuş olabilir; ancak bugün yeni bir telaşın içine girmiştir. Çünkü bu kez rakip, haftalardır kazanamayan Karagümrük değil, Stuttgart.

Bu gece birkaç oyuncunun ekstra eforuyla kazanmayı başaran Fenerbahçe’yi, daha zorlu maçlarda çok daha sıkıntılı günler bekliyor.

20 Ekim 2025, Pazartesi 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Puan üç, oyun sıfır‘’

Zagreb faciası sonrası tepkileri üzerine çeken Teknik Direktör Tedesco, Asensio'yu yine 8 numarada başlatırken yanına İsmail'i monte etti. Semedo-Çağlar değişikliği dışında, İrfan'ı kesip Talisca'yı ilk 11'e aldı.

Maç öncesi, hakkında çıkan eleştirilere kendinden emin bir şekilde, “Biz bu mesleğe yeni başlamadık” dedi. Haklıydı da... Büyük takım hocası olmak, büyük övgülerin yanı sıra büyük eleştirilere de hazır olmayı gerektirir.

Fenerbahçe, beklendiği gibi Kerem, Nene ve En-Nesyri ile Antalyaspor'a karşı ön alanda baskı yaparak başladı. İlk 20 dakikada etkili bir oyun oynayan, iki isabetli şuta imza atan ev sahibi, bal yapmayan arı misali sadece pas yapıyor ancak atakları sonlandıramıyordu. Dakikalar ilerledikçe Fenerbahçe'nin hücum hattındaki uyumsuzluk iyice belirginleşti. Talisca etkisiz, En-Nesyri istediği topları alamıyor. Nene ise çok aceleciydi. Fenerbahçe’nin tek işleyen bölgesi, Brown ve Kerem'in kanadıydı. Ancak onlara yeterince destek gelmiyordu.

Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki en net pozisyonu, Talisca’nın ceza sahası dışından çektiği şuttu. Emre Belözoğlu, Fenerbahçe'nin zaaflarını çok iyi analiz etmişti; takımını hiç zorlanmadan ilk yarıya hazırlamıştı. Fenerbahçe’nin %71'e %29 üstün oynadığı dakikalarda, Antalyaspor yakaladığı kontraatakta %100'lük bir pozisyonu kaçırdı. Oyun planı olan bir teknik direktörün tek bir pozisyonu bile yürekleri ağza getirebiliyor. Ancak "Fenerbahçe bunu 45 dakikada yaşattı mı?" sorusunun yanıtı açık ve net: Umut değil, sinir...

Tedesco, ilk yarıdaki kötü oyundan memnun ki, ikinci 45 dakikaya da değişiklik yapmadan başladı. Ön alan baskısıyla başlayan Fenerbahçe, kaptığı topta önce Nene'yle Antalyaspor kalecisi Julian’ı geçemezken, seken topu En-Nesyri altı pas içinde değerlendiremedi. Aynı baskıyla Antalyaspor’un üzerine giden Fenerbahçe, Nene’nin kazandırdığı penaltıyı, son iki penaltısını kaçıran Talisca bu kez gole çevirdi.

Fenerbahçe yine üretemedi; sadece top çevirdiği dakikalarda kazandığı penaltıyla öne geçti. Sarı-lacivertliler atamadıkça tribün gerildi, taraftar gerildikçe oyuncular da baskıya girdi. Bu gol, oyunun geri kalanını da rahatlattı. Şu dakikalara kadar Fenerbahçe için ekstra performans gösteren isim İsmail Yüksek’ti. Golden önce de sonrasında da, verdiği katkı, tribünlerden karşılığını buldu.

Maçta varlığıyla yokluğu bir olan En-Nesyri’nin yerini Cenk alırken, Kerem'le de İrfan değişti. 70’ten sonra tempo biraz daha düşerken, Fenerbahçe’nin hâlâ akan oyunda bir pozisyon bulmakta ve sonlandırmakta yaşadığı sorun gün gibi ortadaydı.
Maçın sonlarına doğru Antalyaspor artık savunmadan çıkıp gol aramaya başlarken, uzatmalarda Brown’un ortasında oyuna sonradan giren Szymanski, attığı golle takımının 3 puanını garantiledi.

Ancak Fenerbahçe, sahadan 2-0'lık galibiyetle ayrılırken, 90 dakikanın geneline bakıldığında sönük, yavaş ve birbirinden uyumsuz bir görüntü çizdi.
Eylül ayı bitmeden bir teknik direktör ve bir başkan değiştiren 100 yıllık çınarda hem hoca hem oyuncular bu şokun içinde... Sahada isim isim baktığımızda herkesi heyecanlandıran isimler, gösterdikleri futbolla izleyenleri kandırıyorlar. Yeni başkan Sayın Sadettin Saran ve yönetiminin, bu haftadan itibaren artık radikal kararlar alacağını göreceğiz. Yoksa Fenerbahçe, bırakın martı, nisanı; ekim ayının ortasını bile göremeden havlu atabilir.

29 Eylül 2025, Pazartesi 06:59
YAZININ DEVAMI

‘’Fenerbahçe özgürleşiyor‘’

Fenerbahçe, uzun süredir kilitli kapının ardında kalan, istediklerini yapamayan ve ne zaman serbest kalacağını bilmeyen tutsak bir prens gibiydi. Mourinho’nun vedasıyla birlikte o kilit kırıldı, sarı-lacivertliler nefes aldı. Gençlerbirliği deplasmanında sahaya çıkan takım; koşan, ısıran ve yeniden futbol oynamaktan keyif alan bir görüntü sundu. Tabii seyreden açısından da keyifli bir durum bu...

Yeni transferler Nene ve Edson Alvarez ilk 11’de sahaya çıktı. Sarı-lacivertliler, Mourinho dönemindeki göz tırmalayan oyunun aksine; göz okşayan bir görüntüyle ilk yarıyı tamamladı.

Mourinho'nun bir yılı aşkın süredir yeterince faydalanmadığı İrfan Can Kahveci, neredeyse her atağın olgunlaşmasında yer aldı. Şevki ve hırsıyla Mourinho’nun ayrılışına en çok sevinenin kendisi olduğunu adeta hissettirdi.

İrfan Can kadar yetenekli bir futbolcunun Fenerbahçe’de forma giymesi, A Millî Takım’a da Dünya Kupası yolunda doğrudan katkı demektir.

Portekizli teknik adam sonrası Zeki Göle yönetiminde Gençlerbirliği deplasmanına çıkan Fenerbahçe’de dizilişteki değişiklik, hücum oyuncularını topla buluşturma konusunda da fark yarattı. İlk yarıda rakip ceza sahasında üç kez topla buluşan En-Nesyri, bunların ikisini gole çevirerek, doğru sistemle oynatıldığında kalitesini hatırlattı.

İkinci yarıya da aynı 11'le çıkan Fenerbahçe, oyun olarak hiçbir düşüş yaşamadı. Aynı tempoyla, aynı iştahla ikinci yarıya da iyi bir başlangıç yaptılar.

“Mourinho sonrası ne değişti? Oyunculara sihirli bir dokunuş mu yapıldı da böyle oldular?” derseniz, tabii ki hayır. Zaten rakip ne Benfica kadar tecrübeli, ne de Göztepe kadar tempoluydu.

Fenerbahçe’nin eforunu Gençlerbirliği özelinde ölçmek mümkün değil; ancak Mourinho’nun işlemeyen sisteminin değiştirilmesi bile futbolcuların kendine gelmesi adına önemliydi. Özgüven kaybı yaşanmadan bu sürecin tamamlanması, yönetimin geç de olsa yaptığı kritik bir hamleydi.

Maçın geri kalanına dönecek olursak; 0-0’ı çok iyi oynayan Fenerbahçe ile 3-0’ı oynayan Fenerbahçe arasında zihinsel anlamda hiçbir fark yoktu. Hep istediler... Değişiklikler geldi ama oyun iştahı hiç değişmedi. Özellikle İrfan Can, Archie Brown ve En-Nesyri gecenin kahramanları oldular.

Geçtiğimiz sezon Kostiç, 31 maçta 7 gol katkısı verirken; Brown, yalnızca 7 karşılaşmada 5 gole damgasını vurarak, bu sezon Fenerbahçe’nin en güçlü yönlerinden biri olacağını şimdiden gösterdi. Bu takıma Kerem Aktürkoğlu da katılacak ve Fenerbahçe’nin hızı daha da artacak

Ve gözler yeni teknik direktörde. Şahsi düşüncem, bu takıma yeniden yabancı bir teknik direktör getirmek zaman kaybı olacaktır. Ülkeyi tanıması, kültüre alışması derken zaman 3-4 hafta geçecek. O yüzden yerli bir teknik adam Fenerbahçe'yi eski günlerine döndürecektir...

 

01 Eylül 2025, Pazartesi 07:28
YAZININ DEVAMI

‘’Mourinho hala gitmiyor mu?‘’

Maçı oynamaya bırak, daha maç günü bile gelmeden Mourinho’nun yönetime yönelik salvoları, olacakların adeta fragmanı gibiydi.

İlk karşılaşmaya göre Duran-Talisca ve İrfan Can-Livakovic değişiklikleriyle sahaya çıkıldı. Son yıllarda denk gelebilecek en iyi Benfica ile eşleşmiş olsak da, bu turlarda nasıl oynadıklarını ve iç sahada taraftar desteğiyle nasıl baskı kurduklarını çok iyi biliyoruz.
Maç da tam bu beklentilerle başladı. Henüz 3. dakikada Amrabat’ın kaybettiği topta Livakovic, yüzde yüzlük bir pozisyonu kurtardı. Oyunu daha çok kendi sahasında kabul eden Fenerbahçe, Benfica’nın baskısını sineye çekti. Henüz 10 dakika geçmemişti ki, Benfica, Rebic ile sol kanadımızı zorlamaya başladı. Kazandıkları ilk kornerde Pavlidis’in golüyle öne geçtiler ama gol VAR’dan döndü.

Baskısını sürdüren Benfica, etkili kullandığı bir duran topta bir gol daha buldu ama bu kez de faul gerekçesiyle iptal edildi. Üst üste iptal edilen goller, Fenerbahçe’yi kendine getirmedi, aksine oyun aynı şekilde devam etti. Orta saha tamamen Portekiz ekibinin kontrolündeydi; hücuma çok nadir çıkabiliyor, duran toplardan hiçbir verim alınamıyordu.

Bu yoğun baskı ve iptal edilen gollerin ardından Fenerbahçe’nin kaderi adım adım çizildi. Belki de iki aydır kadroya katılmak için görüşülen, ancak Nice maçında kısa süre oynadığı için transferi gerçekleşemeyen Kerem, Benfica’yı öne geçirdi. Tam anlamıyla Fenerbahçe’ye özgü bir transfer hikayesi. Her yaptığıyla eleştirilen yönetim, bu transferi de kimseye kaptırmadı...

İkinci yarıya İsmail-Amrabat değişikliğiyle başlayan Fenerbahçe’de oyun olarak hiçbir şey değişmedi. Yine baskı yedi, hücumda çoğalamadı. Biz nasıl izlediysek, Mourinho da maçı stadın en güzel yerinden izledi.

Koca maç boyunca Fenerbahçe anlamsız bir alan savunması yaptı. Oyuna Oğuz Aydın ve John Duran’ın girmesiyle temsilcimiz nihayet rakip sahada biraz etkili oldu; ancak bu baskı, kalıcı olamadı. Gece boyunca rezil bir performans sergileyen Fred ile Szymanski'nin bu dakikalara kadar oyunda kalması, akıl tutulmasından başka bir şey değil.

Mourinho’nun sakatlığı geçtiğinden beri can simidi olarak tutunduğu Talisca, üç dakikada gördüğü sarı kartlarla oyundan atıldı ve bu, Fenerbahçe için maçın kırılma anı oldu. Ligde attığı gollere kanarak Talisca’dan medet ummak, tam anlamıyla saçmalığın daniskasıydı. İlk günden son güne kadar hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim: Talisca’nın transferi Fenerbahçe’ye ihanettir.

Fenerbahçe, bu Benfica'yı elerdi ama Mourinho istemedi! 2 maçta tek bir isabetli bir şut bile çekemedi.

Peki, Fenerbahçe bundan sonra ne yapmalı? Daha fazla ligde puan kaybetmeden ve Avrupa için planlama yapmadan önce, yeni bir teknik direktör bulup bu hatadan dönmeli...

28 Ağustos 2025, Perşembe 07:00
YAZININ DEVAMI