Şampiyonlar Ligi’nde devam edebilmek için kader maçlarından birine çıktık dün gece. Aslında bu maça çok rahat pozisyonda çıkmak mümkündü ama St Gilloise ve Monaco maçlarında puan alamamak kolay işi zora soktu. Atletico Madrid bir İspanyol devi ve çok tecrübeli bir hoca ve çok tecrübeli isimlere sahipler.
Uzatmadaki baskı ve ataklardan galibiyet golü gelmedi ama o kritik 1 puanı almayı başardı Galatasaray.
Galatasaray fiziksel açıdan ayakta kaldı, düşse bile hemen ayağa kalktı.
Galatasaray Süper Kupa'da alınan mağlubiyet ve ardından Gaziantep FK ile 1-1 berabere kalınan lig maçlarının moral bozukluğuyla Şampiyonlar Ligi arenasına çıktı. Takımın yeniden toparlanmaya başladığı bir dönemde alınan bir puan çok değerli olsa da bence asıl mutlu eden durum sahadaki oyuncuların performansı ve eskisi kadar iştahlı oyunu olmalı.
Euroleague’de son 6 maçını kaybeden Anadolu Efes, lider Hapoel Tel Aviv’le Belgrad’da karşı karşıya geldi. Uzun süre maçı kazanacak noktada tutan Lacivert-Beyazlılar, yine sonunu getiremedi salondan mağlup ayrılıp yenilgi serisini sürdürdü.
Sadece bu maça özgü değil, nerede kimin yetiştirdiğini bilmediğimiz transferleri beklerken futbol oynamaktan, oynatmaktan vazgeçmiş görünen futbolcu, teknik ekip, kulüplerin ülkesi burası.
Beşiktaş, çok pas yaptı. Pozisyonlara girdi. Aynı şekilde rakibe izin verdi. Bir türlü skor üretemedi.
Kaos teorisini açıklamak ve anlatmak üzere de kullanılan “kelebek etkisi” kavramını mutlaka duymuşsunuzdur.
Ben genellikle sistem, yapı ve kurumsallık üzerine yazılar kaleme alırım.
Mehmet Türkmen, genel olarak tutarlı bir performans sergiledi ve maçın sonucuna doğrudan etki edecek bariz bir hata yapmadan maçı tamamladı.