Yaşamın kıyısında

13 Mart 2019, Çarşamba 06:07
- A +

İnsanlar doğar, yaşar ve ölürler... Doğanın kanunudur bu... Önemli olan ne kadar uzun yaşadığınızdan ziyade, nasıl yaşadığınızdır. Neler yaptığınız, geride neler bıraktığınız... Çünkü...

Bakın... Bir insan öldükten sonra ne oluyor?

30 dakika içinde vücutta refleks diye bir şey kalmıyor. Bu nedenle ağız ve göz kapakları açık kalıyor. Boşaltım sistemi gevşiyor, idrar akıntısı başlıyor. Vücut, sadece 24 saat içinde çürümeye başlıyor. Nefes alıp verme işlemi bittiği için, bakteriler harekete geçiyor. İlk çürüyen organlar; göz, beyin, mide ve bağırsaklar... En geç çürüyenler ise kalp ve böbrek...

İlk çürüyen bölgede, mide ve bağırsaklarda bakterilerin yoğun çalışması nedeniyle gaz birikiyor. Karın bölgesinin şişmesinin nedeni bu.

Vücutta biriken sülfür yüzünden, ten rengi siyaha dönmeye başlıyor. Ortalama 4 yıl içinde mezarda sadece kemik kalıyor.

Hepsi bu işte... Geçmez dediğiniz yıllar, su gibi akıp geçiyor. Bitmez dediğiniz hayatınız, bir anda sona eriyor. Hâl böyleyken...

Yine de gereksiz tartışmalardan vazgeçmiyoruz. Sevdiklerimizi kırmaktan geri kalmıyoruz. Karşımızdaki insanlara saygı duymuyoruz.

Bakın, gittiler işte... Gencecik çocuklarımız Mert Turgut Çakır (17) ve Eren Açıkgöz (19) yok artık aramızda... Ankaragücü- Bursa maçında, Türkiye’de futbola gönül vermiş birçok kulübün taraftarları biraraya geldi; hem Ankaragücü camiasına destek verdi hem de iki evladımızı uğurladı.

Sevindik elbette bu görüntülere... Fakat düşünmeden de edemedik... Sadece ölümler mi bir araya getirmeli bizi?

Neden yaşarken dost olamıyor, dost kalamıyoruz? Farklı farklı renklere gönül vermiş insanlar olarak bir araya gelip gökkuşağı yaratmak varken; neden düşmanlıklar besliyoruz birbirimize?

30 dakika içinde tüm yaşamsal veriler sona eriyor; 24 saat içinde çürümeye başlıyor vücudunuz... Ne ses kalıyor geriye, ne renk, ne de bir nefes. Yaşarken, hakkını verin hayatın... Dost olun, dost kalın...

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...