Yanal'ın dikkatine!

26 Şubat 2014, Çarşamba 02:30
- A +

Volkan Demirel, Mert Günok, Bekir İrtegün, Gökhan Gönül, Hasan Ali Kaldırım, Michal Kadlec, Selçuk Şahin, Cristian Baroni, Mehmet Topal, Salih Uçan, Mehmet Topuz, Caner Erkin, Dirk Kuyt, Alper Potuk, Raul Meireles, Samuel Holmen, Emmanuel Emenike... Fenerbahçe, Elazığ’a işte bu kadroyla gitti. Bruno Alves, Pierre Webo ve Moussa Sow sakattı... Emre Belözoğlu ile Egemen Korkmaz ise cezalı... Sezon başında Miroslav Stoch, Milos Krasic, Beykan Şimşek ve Recep Niyaz, devre arasında Joseph Yobo kiralandı. Sezon başında kadro dışı bırakılan Serdar Kesimal ise devre arasında affedildi. Kadro geniş, alternatif bol... Teknik heyet, kadroda yer veremeyeceğini düşündüğü isimleri gönderiyor, devre arasında transfer yapmayan tek takım olarak Fenerbahçe’nin adını listeye yazdırıyordu. Peki, ne oldu? Fark, 10’dan 4’e düştü. Fenerbahçe, Elazığ’a 18. adamını bulamadan gitti. Rakamlar gösteriyor ki, bir planlama sorunu var Fenerbahçe’nin... Ayrıca... Milli Takım sol beki Hasan Ali Kaldırım nerede şimdi? Milli Takım’ın geleceği denilen Salih Uçan ne zaman oynayacak? O Salih, sahada en son ne zaman gördüğümüzü bile unuttuğumuz Yobo’nun yarısı kadar oynamış. O Salih, yedek kaleci Mert Günok’tan ve ‘nerede’ diye sorduğumuz Hasan Ali’den az süre almış... Her maçın değişiklikleri belli, hep aynı isimler giriyor oyuna... Oysa her oyunun hikayesi başka değil mi? Öndeysen Selçuk Şahin’i alırsın tamam ama, gerideysen neden Selçuk Şahin girer ki oyuna! Hakemlerin son iki deplasmanda sonucu direkt etkileyen hatalar yaptığı kesin... Hem Sivas’ta hem Elazığ’da garip kararlar verildiği doğru... Fakat öz eleştiri vakti de gelip geçiyor... Ya şimdi koyacaksınız masaya artılarınızı ve eksilerinizi, düzelteceksiniz her şeyi... Ya da sezon sonunda alkışlayacaksınız yine iki ezeli rakipten birini...

Semih Kaya’yı yakacağız!

Semih Kaya... ‘Büyük Üstat’ Yılmaz Özdil, onun hikayesini yazdı bugün 2. sayfada; ben, başka bir şeyden bahsedeceğim şimdi. Gencecik çocuğun sırtına, çok ağır bir yük bindiriyoruz elbirliğiyle... Yaptığı jest alkışlanmalı elbette, yazılmalı çizilmeli ve tebrik edilmeli... Fakat burada durmalıyız hep birlikte. Bakın; bu çocuk stoper oynuyor. Diyelim ki, bugünkü Chelsea maçının 90. dakikası... Galatasaray 1-0 önde... Eto’o gole giderken çekip düşürmeyecek mi Semih? Düşürecek tabii ki! Peki, o zaman ne diyeceğiz Semih hakkında... Sevgili kardeşim Semih... İzin verirsen sana bazı tavsiyelerde bulunacağım. Öncelikle; kendin olmaktan vazgeçme... Sonrasında; bir stoper olduğunun bilincinde oyna... Sana ‘kendini at’, ‘sahtekârlık yap’, ‘hakemi kandır’ ya da ‘bas tekmeyi rakibine’ demiyorum; fakat bir stoper bazen bile bile faul yapmak zorunda da kalır ve sen de kalacaksın. Yap o zaman, ‘şimdi ne derler’ diye düşünme. Çünkü unutma; UEFA, ‘Fair Play ödülü verdi’ ama, Vlaoviç’i düşürmedi diye halâ Alpay Özalan’a düşman olan insanlar var bu ülkede... Sen doğruları söylemeye devam et, futbolun gereklerini yapmaya da...
Ve şunu asla unutma! Bugün sana en çok methiyeyi kim düzüyorsa, ayağın tökezlediğinde en ağır yumruğu da o vuracaktır. Çünkü onlar her daim pusudadır!

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.