MENÜ

Tek suçlu Mickey!

06 Şubat 2021, Cumartesi 06:58 Son Güncelleme: 05 Şubat 2021, Cuma 22:51
- A +

Hiç temas yokken kendini yere bırakan; Rakibi omuzuna dokunmuşken yüzünü tutan, burnunda-dudağında kan arayan futbolcular... Oyuncusu bunları yaptığında bile iki elini yana açarak hakemi etkilemeye çalışan hocalar... Rakibinin yaptığı usûlsüzlükleri şikayet eden, ama perde arkasında aynı yollardan geçen yöneticiler... Bu yazı sizlere...

Bizim yaşlarımızdaki hemen herkes 'Uçurtmayı vurmasınlar' filmini hatırlar. Cezaevindeki 'kader mahkûmu' bir anne (Fatma-Füsun Demirel) ile annesiyle aynı kaderi paylaşan ve demir parmaklıklar ardında büyümeye çalışan ufaklığın (Barış-Ozan Bilen) yürek burkan hikâyesiydi. 

Omuzlarında taşıdığı ağır yük nedeniyle psikolojisi hayli bozuk olan bir anne, cezaevinde bütün mahkûmların neşe kaynağı olan bir çocuk.. Ve anne ile oğul arasında yaşanan her gerilimde, 'iyilik meleği' olarak sahne alan bir başka mahkûm: (İnci-Nur Sürer)

O filmden aklımda kalan çok sahne, çok an var elbette... Ancak 3-4 yaşlarındaki Barış ile annesi Fatma arasındaki şu diyalog, halen yüzümde ağlamaklı bir gülümsemeye neden olur.

Barış çişini altına kaçırmıştır ve annesi onu azarlamaktadır: "Ne bu rezillik yine? Utanmıyor musun yatağa işemeye! Koskoca herif oldun!"

Barış, külotunun üzerindeki 'Mickey'i göstererek yanıtlar: "Ben işemedim ki, Miki işedi!"

Bir bilim insanının (Profesör Doktor Gürhan Can) 'yalan' üzerine yaptığı araştırmalardan bahsettiği makalede şu ifadeler yer alıyor: 

"3-4 yaşındaki çocuğu yalan söyleyen aileler sakin olmalı. Çünkü, bu yaş grubunun hayal dünyası geniştir. Mesela 'evin bahçesinde fil gördüm' gibi cümleler kurabilirler. Bunlar yalan olarak değerlendirilemez. Hatta bu tür hayali söylemlerin zenginliği, çocuğun hayal gücü ve yaratıcılığının kanıtı bile olabilir. Dikkat edilmesi gereken dönem 5 yaş ve üzeri... 5-6 yaşlarına gelen çocukların zihin güçleri ileri düzeye ulaşmıştır. Hayali öyküleri gerçekten ayırt edebilirler. Anne-babalarının beklentilerine uygun olan ya da olmayan davranışlarını ayırt edebilir ve hatırlayabilirler. Tehlikeli olmaya başlayan yalanlar tam da bu sıralarda başlar ve 7-8 yaşlarından sonra daha da netleşir. Çocukların, cezalandırılmaktan kaçmak için söylediği yalanlar ciddiye alınmalıdır. Yalan söyleme davranışları; düşük benlik saygısı, temel güven eksikliği, yetersizlik duyguları gibi istenmeyen psikolojik özelliklerin habercileri olabilir. Daha da önemlisi çocukluk dönemindeki patolojik yalancılık, ilerleyen yaşlardaki davranış bozukluğu, sosyopatik ve narsistik kişilik bozukluğu gibi kimi ruhsal bozukluklarının habercisi olabilirler."

Hiç temas yokken kendini yere bırakan; rakibi omuzuna dokunmuşken yüzünü tutan, burnunda-dudağında kan arayan; hakem arkasını döndüğünde, rakibine uygunsuz hareket yapan futbolcular... Oyuncusu bu hareketleri yaptığında bile iki elini yana açarak hakemi etkilemeye çalışan teknik direktörler... Rakibinin yaptığı usûlsüzlükleri şikayet eden, ama perde arkasında aynı yollardan geçen yöneticiler... 

Ve tüm bunları onlarca kameranın çektiğini, rakip yöneticinin de kendi foyasını ortaya çıkaracağını bile bile yapmaya devam ediyorlar.

İnsan yaş alıyor, saçlarına kır düşüyor, büyüyor ama değişmiyor...

Mickey işemeye devam ediyor!

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...