Ördü kader ağlarını!

21 Mayıs 2018, Pazartesi 06:00
- A +
Fatih Terim etkisi, Gomis’in golleri, iç sahadaki müthiş performans ve taraftarın inanılmaz itici gücü ve konsantrasyon... Galatasaray’ı bu unutulmaz sezonda mutlu sona ulaştıran en etkili faktörlerden ilk akla gelenler. Peki bu hikaye nasıl başladı? 2 başkan ve 2 hocanın değiştiği bu uzun maratonda kader oyununu nasıl oynadı? İşte ilk bölüm...

Galatasaray’ı Süper Lig’deki 21. şampiyonluğuna götüren hikaye, aslında bir önceki sezonun ikinci yarısından itibaren başlıyor. O günleri anımsamadan bugüne gelmek doğru olmazdı. Hafızaları biraz tazeleyince, bazen birbirini tekrar eden, bazen de mucizelere inandıran dönüm noktalarıyla karşılaşıyoruz. Yaşananları tek bir sayfaya sığdırmak ise ne mümkün ne de adil olurdu. O yüzden en mantıklısı bu hikayeyi 3 ayrı parçada anlatmak olacaktı. Gelin hep birlikte ilk bölümü hatırlayalım...

Östersunds faciası ve müthiş başlangıç

Özbek yönetiminin can simidi

15 Şubat 2017... Büyük maçları kazandıramadığı için görevine son verilen Riekerink’in yerine, Karabük’ün hocası Tudor göreve getiriliyordu. Ligin en düşük bütçeli kadrosuyla hem Galatasaray’ı hem Beşiktaş’ı yenmiş, karizması, oyunu yaşaması ve taraftarın sempatisiyle birlikte, Dursun Özbek yönetiminin can simidi haline gelmişti. Ancak onun da büyük maçlarda sıfır çekeceğini kimse tahmin edememişti...

Igor Tudor’la devam kararı

Riekerink ayrıldığında şampiyonluk potasında olan Galatasaray, ligi Beşiktaş’ın 13 puan gerisinde 4. tamamlıyordu. Yine de Tudor hakkındaki, “Kendi kadrosuyla iyi işler yapabilir” düşüncesi,
yola devam kararı aldırıyordu. Ancak sezonu 4. bitirmenin bir handikapı vardı. Takım sezonu erken açacak ve belki de transferler Avrupa elemelerine yetişmeyecekti...

İlk üçlü paket transfer!

Oysa ki Galatasaray, Haziran’da alışık olmadığı bir transfer temposuyla karşılaştı. Üst üste Gomis, Maicon ve Belhanda transferleri, yüreklere su serpiyordu. Zira aynı süreçte Podolski’nin ve Bruma’nın satılması, Sneijder’le yolların ayrılması, karamsar bir hava yaratmıştı. Tek çıkış yolu Avrupa’ya iyi bir başlangıçtı.

İsveç’teki o kara gece

13 Temmuz 2017... Galatasaray, Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu’nda Östersunds deplasmanına çıkıyordu. Karşısında kendi ligine başlamış, hazır ve diri bir İsveç ekibi bulan Cim Bom, o güne
kadar sadece Gyirmot ve Diosgyor gibi, adı sanı duyulmamış iki takımla hazırlık maçı oynayıp kazanmıştı. İlk 11’de yeni transferlerden sadece Gomis ve Maicon vardı. Galatasaray, kötü ve tatsız bir futbolla sahadan 2-0 yenik ayrılıyor, gözler İstanbul’a çevriliyordu.

Hedefte Tudor ve Özbek yönetimi

20 Temmuz’daki rövanşta, yeni 10 numara Belhanda da sahadaydı. Yine de sahada hayal edilen Galatasaray’dan eser yoktu. Şut, pozisyon, korner, topa sahip olmada rakibinden açık ara
önde olsa da, Sarı-Kırmızılılar 90 dakikayı 1-1 beraberlikle tamamlıyor ve Avrupa’ya Ağustos’u göremeden veda ediyordu. Hedef tahtasında hem Tudor hem de Özbek yönetimi vardı.

Terim ve kebapçı kavgası

Bu arada 14 Temmuz gecesi, iki Östersunds maçının arasında, Türkiye Milli Takımlar Direktörü Fatih Terim’le, aynı zamanda TFF yedek üyesi olan kebapçı Selahattin Aydoğdu arasında gelişen
‘mekan basma’ kavgası, sezonun gidişatını kökten değiştirecek bir süreci doğuruyordu. Galatasaray’da yeni teknik direktör arayışları başlarken, Terim’in milli takımdaki koltuğu sallanıyordu.

Tudor’dan çok önemli bir söz

Tudor ise o günlerde, “Size söz veriyorum, 1 ay sonra bambaşka bir Galatasaray izleyeceksiniz” diyor, Özbek de transferlere devam ediyordu. Önce Mariano gelmiş, ardından Ndiaye ve 
Fernando ile söz kesilmişti. Bu hamleler, Galatasaray’ın şampiyonluğu ne çok istediğini gösteriyordu. Ancak 1 Ağustos 2017’de çok ilginç bir gelişme yaşandı.

Lucescu operasyonu fiyaskosu

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Romanya’ya giderek, Lucescu’yla masaya oturdu. Tudor’un başına bir ‘üst akıl’ gerektiğini düşünüyordu. Ancak o sıralarda teknik direktör arayan bir kurum daha vardı: Fatih Terim’le yolları ayıran Türkiye Futbol Federasyonu! Hedefteki isim aynıydı: Lucescu. Üstelik operasyonu yöneten isimlerden biri, Terim’in en iyi dostlarından Ali Dürüst’tü.

Ve Terim artık boştaydı...

Sadece 2 gün sonra Özbek’in ‘üst akıl’ operasyonu sonuçsuz kalıyor, Romanya’ya giden TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Luce ile el sıkışıyordu. Galatasaray da yola ‘mecburen’ Tudor’la devam ediyor, ancak bu satranç mücadelesinde çok önemli bir ‘hamle taşı’ açığa çıkmış oluyordu: Fatih Terim...

Kayseri maçında bulutlar dağıldı

Transferler hız kesmeden sürüyor, Kayserispor’la oynanacak ilk lig maçının olduğu 14 Ağustos günü, Feghouli transferi de açıklanıyordu. Lige 4-1’lik galibiyetle ‘merhaba’ diyen Sarı-Kırmızılı ekip, Östersunds faciasını unutturmaya hazırlanıyordu.

En güçlü aday Galatasaray

2. hafta Osmanlı deplasmanındaki 3-1’lik galibiyet, Sivas’a atılan 3 gol, Gomis’in her maç fileleri havalandırması, Fernando-Ndiaye ikilisinin canavarca mücadelesi, merkez orta saha oyuncusu Tolga’nın sol kanattaki akıl almaz performansı ve golleri taraftarı mest ediyor, Galatasaray şampiyonluğun en güçlü adayı konumuna yükseliyordu.

Maicon’un 90+2’deki golü

Milli aradan yorgun dönen Galatasaray’ın hızı 4. haftadaki Antalya deplasmanında kesilse de, üst üste Kasımpaşa ve Bursa galibiyetleriyle yola namağlup devam ediyor, puan farkını açıyordu. 7. haftada Maicon’un 90+2’de attığı kafa golüyle 3 puanı getirdiği Karabük maçı ise tam bir şampiyonluk habercisi klasiği oluyordu.

8 haftada 8 puan fark attı

8. haftada Konya’ya giden Galatasaray, Gomis’in attığı 2 golle 7. galibiyetini elde ederken, Göztepe, Akhisar ve Başakşehir’e 6’şar, Fenerbahçe ve Beşiktaş’a da 8’er puan fark atmıştı. Tartışılan konu, Galatasaray’daki yabancı sayısının fazlalığıydı!

Ve Fenerbahçe derbisi yaklaşıyor...

Tudor ise “Bu takımı 1 ay sonra görün” sözünü tutmuş olmanın gururunu yaşıyordu. 9. haftadaki rakip, 22 Ekim 2017’de Türk Telekom Stadı’nda oynanacak derbide Fenerbahçe’ydi. Hırvat hoca
için yeni bir ‘büyük maçlar’ sınavı başlıyordu.

YARIN: BÖLÜM 2: SARI-KIRMIZILILAR’IN BÜYÜK MAÇ KABUSU VE ERKEN SEÇİM KARARI...
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...