Hangi senaryoyu kabul ederdiniz?

29 Mart 2020, Pazar 06:58 Son Güncelleme: 28 Mart 2020, Cumartesi 22:39
- A +

Felaket günlerinde biz ve bizim gibilere karşı en çok kullanılan klişelerden biridir: “Ortalık yanıyor, siz futbol konuşuyorsunuz!” Oysa insan ırkının üremeye en meyilli olduğu vakitler, tam da bu savaş ve karantina zamanları olmuştur. Tarih boyunca sayısız zorluğu geride bırakıp bugünkü formuna ulaşmış insanoğlunu ayakta tutan yegane şey yaşama ve yaşatma arzusudur.

Soyunun tükeneceğinden korkan insanlık, onu yükseltmek için güneş battığında ivedi bir gayret içine girer. Bu bizim genlerimizde var. Güneş doğsun, biz de yaşayalım isteriz. Bunun doğal sonucu olarak da gönül bir temaşa bekliyor. Bugünkü teknolojiyle elimizde sınırsız kaynak var. Dijital platformlar altın çağını yaşıyor. Dizi üstüne dizi, film üstüne film izliyoruz, her gün yeni kitaplar okuyoruz. Hepsinde başka bir senaryoyu, başka karakterleri takip ediyoruz. Gerekli gereksiz kaç bin hikayeyi süpürdük bilinçaltımıza ve hâlâ devam ediyoruz.

Peki tüm bunlar yaşanırken hayallerimizden vaz mı geçtik? Bir ufak umut kırıntısı gördüğümüzde onun peşinden gitmeyecek miyiz?

Tek bir mantıklı sebep yok Bir sabah gözlerinizi açtığınızı ve her şeyin kaldığı yerden devam ettiğini hayal edin. Mesela haftanın hakemleri açıklanmış, ev sahibi kulüpler biletlerini satışa çıkarmış, 1-0-2 tahminleri için kurulmuş Whatsapp gruplarından bildirim sesleri yağıyor. Hayat geri dönmüş; futbol da öyle... Yola nasıl devam edelim isterdiniz?

1- “Lig böyle tescil edilsin” diyenler; averajla şampiyonluk kaybetmenin acısını en iyi bilen Trabzonspor’un bunu sindireceğine ya da üçüncü kez yüzüp yüzüp kuyruğuna gelen Başakşehir’in kabul edeceğine inanıyor mu?

2- “Play-Off yapalım” diyenler; daha her takımın ikinci kez oynamadığı 8 maç ve 24 puan dururken, nispeten farkı açmış ilk 4 kulübü nasıl ikna etmeyi düşünüyorlar?

3- “Lig geçersiz sayılsın” diyenler; “O zaman Kadıköy’deki Galatasaray galibiyeti de güme gider” sululuğunu bırakıp, 26 haftalık emeğin çöp olması için tek bir mantıklı gerekçe gösterecekler mi?

Yüz yüze bakabilecek miyiz? Çözüm mü? İlk çözüm, tüm bu varsayımları çöpe atıp, hayatımızda ilk kez karşılaştığımız bu anormal savaşı kazanmak olmalı. Önce bir durup önümüzü görelim. Çünkü her şey bittiğinde, hâlâ birbirimizin yüzüne bakacak o cesareti bulamayabilir, market raflarında birbirimizden kaçacak delik arıyor olabiliriz.

Ve evet, o gün yine ortalık yansa da biz bunları konuşacağız. Tüm branşlar ebediyen kaldırılsa, biz yine Maradona’nın elini, Prekazi’nin frikiğini, Taffarel’in topu çizgiden çıkarışını, İlhan’ın volesini, Rüştü’nün degajıyla Semih’in golünü konuşacağız. Çünkü her şey kaldığı yerden devam etsin istiyoruz. Çünkü bizim işimiz gücümüz futbol, basketbol, spor... Özledik mi? Hem de çok.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...