KEHANET VE MEDET

12 Mayıs 2016, Perşembe 02:30
- A +
Osmanlıspor maçı sonrası Pereira basın toplantısında konuşuyor, “Beşiktaş da puan kaybedecek” birincisi tutuyor, spor basınımız sürmanşetten haberi giriyor: “Kahin Pereira”.

Tabi hocamızın gözden kaçırdığı, kendi takımı için bir kehaneti yok. Fenerbahçe de puan kaybediyor. Arkadaşın semtte İddaa oynayan gençten bir farkı yok, durmuyor, bir kere tuttu ya, bir daha sallıyor.

Konyaspor’a 2-1 yenildikleri maçın ardından, “Lig bu akşam bitmedi, Beşiktaş’ın da puan kaybedeceğine inanıyorum” açıklaması yapıyor. Pereira, Beşiktaş kaybedecek dedikçe kehanet hep tersine işliyor. Fenerbahçe olur olmaz puanlar kaybetmeye devam ediyor.
Derbiye konsantrelermiş!
Başakşehir yenilgisinden sonra açıklıyor, “Galatasaray-Beşiktaş derbisine daha konsantreydik” diye. Bravo!Gerçekten bir teknik direktör başarısı. Kendi takımına konsantre olacağına başka takımlardan medet uman taktik anlayışı.

Açıklamaya devam ediyor, şampiyonluğu kendi elleriyle Beşiktaş’a hediye ettiklerini söylüyor. Aslında Pereira’nın dediği gibi Fenerbahçe’nin kendi elleriyle hediye ettiği bir şampiyonluk yok. Yeni sezonun ilk haftalarında Fenerbahçe iki veya üç kere liderliği yakalamış, 13. haftadan sonra liderlikten hiç inmemiş Beşiktaş. Yani bir şampiyonluk hediyesi yok, işkembe-i kübradan
sallama çok.

Su falı, fincan falı...

Asıl sorun Pereira’da mı peki? Bizim insanımız sever böylelerini. Bu yüzden boldur ülkemizde her türden hoca. Mesela suya bakanı vardır, “Üzerinde çok nazar var, develer görüyorum yolda gelen para var” der, “Gönlünden ne geçiyorsa” deyip umut arayan garibanın parasını cukkalar. Kahve falı bakan kahinlerimiz boldur kafamızın üstünde fincanı taktik gereği 3 kere tur attırıp açarlar fincanı, “Birileri arkandan konuşuyor, üç vakte hanene gün doğuyor”. Eğer su veya kahve falı tutmazsa mahalleli hemen aynen kulüp yöneticileri gibi, yeni hoca arayışlarına başlıyor: Edirne’de bir hoca varmış ne söylese çıkıyormuş!
Kısaca bizim yaşamımız budur. İnanırız, inanmak isteriz.

Birkaç kehanet de benden

Hatırlayın, Galatasaray, Şükrü Saracoğlu’nda Fenerbahçe’yi uzun yıllar yenemeyince, statta büyü var diye az haber yapılmadı. Herkes futbolu bıraktı, stadyumda muska aradı. “Papaz büyüsüymüş” diye söylentiler çıktı.

Yöneticiler kehanetle takım çalıştıran hoca alacağına teknik kadroya üfürüğü kuvvetli hoca koysalardı şampiyonluk şansları daha fazla olurdu!

İsterseniz ben de bir kaç kehanette bulunayım. Birkaç haftaya Pereira gider. Takım komple yenilenir, yeni sezona yeni hedefler belirlenir. Yöneticiler birkaç haftaya, “Üzerimizde oynanan oyunlar var, hocaya gittik, nazar var, başarımızı kıskanıyorlar” demeçleri verir. Seyirci iki haftada her şeyi unutur, kurbanlar kesilir, dualar okunur, belki yeni sezonda futbolumuz kurtulur.
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...