Arda unutma! Bizim buralar el Clasico!

07 Nisan 2016, Perşembe 02:30
- A +
Sen, Atletico Madrid’de top koştururken bizim basın ve çevrendekiler bu kadar senin üzerine titremezdi. Genelde gol atınca veya takımın kupa kaldırınca haber olurdun. Magazin haberlerini saymıyorum, beni ilgilendirmez. Barcelona futbol takımını ve Avrupa futbolunu şunun surasında birkaç yıl önce keşfeden basınımız, sayende daha fazla ilgi göstermeye başladı oralara.

Tatil mi, ceza mı!

Eminim basın dışında etrafındakilerin de ilgisi artmıştır. Sana devamlı “Arda evde misin? Mangala geliyoruz kardeşim” veya “Arda bize bu haftaki maça bilet ayarlasana gurban” Bir diğer grup da İstanbul’dan plan yapıyorlardır “Barcelona çok güzellll şehir, bu hafta sonu atlayıp gidelim Arda’nın çok güzel evi var, orada kalırız” planları da yapıyorlardır.

Kısaca Bodrum’da yazlık sahibi aileden farkın yok. Gelen giden bitmez, halaoğlu, dayıoğlu, arkadaşlar, komşular. Yani tatil mi yaptın, ceza mı çektin anlamazsın ya, senin durum da o durum.

Tabii ki dostlardır, arkadaşlardır, sevdiklerindir. Sen de iyi bir insansın kırılırlar, yanlış anlarlar diye düşünüp gelme diyemezsin. Sonuçta kanımızda var misafirperverlik. Öncelikli olarak artık oraları iyi biliyorsun sistemi, düzeni, organizasyonu.

Kimseye malzeme verme

Bugünlere gelmende ailen ve çevrendeki birkaç kişi dışında sana kimse yardımcı olmadı, her şeyi tek başına gerçekleştirdin. Bir an olsun kop bu durumdan, enerjini ve konsantrasyonunu kendine ver, başarılı olur veya olmazsın ki zaten başardın. Ama, senin gibi olmak isteyen çocukların idolü, seni seven pek çok kişinin gururusun sadece onları ve kendini düşün. Bu yıllarda işine konsantre ol sevdiklerini basının önüne atıp malzeme verme kimseye kısacası. Seni sevenler seni anlayacaklardır. Bu tavrını beğenmeyenlerin pek çoğu zamanla seni unutur başkalarının peşinde koşarlar merak etme.

Geçmişe bir bak kimleri harcadı bu insanlar. Yani, demek istiyorum ki, bizim buralar hiç değişmiyor, hep El Clasico...

FORMA

Bir takımı tutuyorsanız onun renklerine, amblemine her şeyine aşık olursunuz taraftar olarak. Gördüğünüzde heyecanlanırsınız. Yabancı ülkede birinin üstünde görürseniz gözleriniz dolar gururlanırsınız. Hediye edersiniz sevdiklerinize. Bazıları yeni doğmuş bebeklerine tuttuğu takımın kıyafetlerini giydirir olur ya büyüyünce başka takımı tutmasın diye. Gömleğini, gravatını, t-shirtünü seçerken bile dikkat eder. Ne olur, ne olmaz yanlışlıkla rakip takımın renklerini içinde barındırabilir korkusuyla.

12. adam farklıdır

Aslında 12. adam diye adlandırılan taraftarların, sahadaki 11’den bir farkları vardır. Onlar maç başına para almazlar, para öderler. Sezonluk anlaşmaları, transfer görüşmeleri yoktur, tuttukları takımı ölene kadar bırakmazlar çünkü, gönülden sözleşmelidir takımlarıyla.

Tek bir beklentileri vardır tuttuğu takımlarında oynayan futbolculardan, 90 dakika onları gururlandıracak şekilde oynamalarını, yani, üzerlerine giydikleri formanın hakkını vermelerini isterler.

Bütün takımların formaları,renkleri değerlidir ve öyle olmalıdır. Ama bazı takımlar vardır ki sahada rakip, karşı takımın oyuncularını değil, formayı görünce korkar.

Böyle devam edecekse

Galatasaray da o takımlardan biridir. Bu sene futbolcular hangi takımda oynadıklarını unutmuş gibi oynuyorlar. Sadece giydikleri forma bile performanslarını en az yüzde yirmi artırır haberleri yok veya farkında değil hiç biri.

Şunun şurasında önlerinde sezon sonuna kadar birkaç maç daha var. Zaten kimsenin bir beklentisi ve umudu da yok.

Eğer, Galatasaraylı futbolcular önümüzdeki maçlarda, uzun zamandır oynadığı ruhsuz heyecansız oyununu sürdürecekse, sahaya futbolcular değil, formaları çıksın...

 
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...