Oyun aynı, oyuncular farklı

12 Mart 2020, Perşembe 07:00 Son Güncelleme: 12 Mart 2020, Perşembe 00:14
- A +

Oyun aynı, oyuncular farklı Bu hakem tartışmalarına girmemeye kararlıyım demiştim. Bu sözümü bu hafta da tutacağım ama hakemler üzerinden yönetici demeçlerinin düşündürdüklerini yazmadan duramayacağım. Yazımız baskıya girmeden önceki son demeç şu, “Ülke futbolundaki kaos ortamının daha da ileriye taşınmaması için gerekli cevapları daha sonraya bırakıyoruz.” Yani yöneticilerimiz zımni olarak şunu kabul ediyorlar ki, ‘yönetici açıklamaları ülke futbolunu kaosa götürdü, biz buna cevap verirsek kaos daha da ileri gidecek o yüzden şimdi susuyoruz.’ ‘Kaosun ilerisi’ neresi? Artık onu siz düşünün.

Farklı kimlik

Kulüp başkan ve yöneticilerinin artık geleneksel hale gelmiş değerlendirmelerini takip ederken, aslında birçoğunu yakından tanıdığım bu insanların nasıl da farklı bir kimliğe büründüklerini görünce bazen “Acaba bu insanlar aynı kişiler mi?” diye sorasım geliyor. Her biri çok başarılı iş adamı, her biri yakın dost olanlar, iş, kulübü yönetmeye gelince nasıl kendisinin tam zıttı bir kişi olabiliyorlar? Bu metamorfozun edebiyatta, sinemada çok örnekleri vardır, Mesela sabah uyandıklarında ailelerine karşı, ya da iş ortamında doktor Jeykll olanlar, akşam stadyumun yolunu tuttuktan sonra kameraların karşısında Mister Hyde’a dönüşebilirler.

Film gibi

Son günlerin en çarpıcı filmi Siyah Kuğu’yu izlediniz mi? Film, insan ruhunun en karmaşık hallerini, iyilik ve kötülük ikiliğini aynı kalpte, aynı ağırlıkta ve aynı drama gücüyle yansıtıyor. New York’un önemli bale topluluklarından birinde dans eden Nina için hep Kuğu Gölü Balesi’nde başrol oyuncusu olmak hayalini kurduğu fırsat karşısına çıkar. Ancak başrolü kapmak için, Beyaz Kuğu (Odette) kadar naif, kırılgan, içe dönük ve masum; Siyah Kuğu (Odille) kadar kurnaz, hasis, pervasız ve baştan çıkarıcı olması gerekmektedir. Nina’nın içindeki kötümcül ve yırtıcı tarafları bulmak için sancılı bir süreç yaşanacaktır. Bu sürecin sonunda, rakibi Mila’ya rolünü kaybetmek istemeyen Nina onu taklit etmiş, hatta onun gibi olmaya başlamıştır. Artık hem Beyaz Kuğu’yu hem de Siyah Kuğu’yu oynamaya hazırdır.. Mila da Nina’nın içindeki kötümcüllüğü, yırtıcılığı ortaya çıkarmayı başarmıştı.

Siyah Kuğu’ya dönüyorlar

Futbola dönelim. Sezon öncesi herkes ‘marka değeri’ büyüsünün etkisi altında güzel demeçleri, federasyona, hakemlere destek mesajları veriyor. Sezon ortası bir kulüp başkanının hakemleri hedef alan açıklamalarının ardından artçı depremler gelmeye başlıyor. Tıpkı Mila’nın Nina’yı kışkırtması gibi... Bir bakıyorsunuz sezona Beyaz Kuğu olarak giren kulüp başkanları sezon ortasında Siyah Kuğu’ya dönüşüvermişler. Hem de Nina’yı bile imrendirecek dansları ve manevraları ile iyilik ve kötülüğü aynı kalpte yansıtıbiliyorlar. Ve ne tesadüfidir ki, bu oyun her yıl aynı mevsimde ve aynı şekilde sahneleniyor.

Karanlık yanımız

Peki biz futbol izleyicilerinin bir seçme hakkı olsa kulüp başkanlarımızın, Siyah Kuğu gibi olmasını mı yoksa Beyaz Kuğu gibi olmasını mı tercih ederdik? Her şeye rağmen ‘siyah’ seçilecek gibime geliyor. Çünkü bu oyun bizim ülkemizde bizim karanlık yanımız için oynanıyor. (Filmin son sahnesinde ‘ölümü’ oynayan Nina, kendisini rolüne öylesine kaptırır ki gerçekten ölür. Her daim ‘futbolda kaos’ hezeyanı içinde olanlar da bir gün futbolda gerçek kaosu yaratacaklardır.)

NOT: Bu yazıyı tam 10 yıl önce 2011 yılında ‘Siyah Kuğu’nun cazibesi’ başlığı ile kaleme almıştım. Son günlerde iyice artan demeç savaşları sonrasında Türk futbolunda geride kalan 10 yılda pek de mesafe al(a)madığımızı düşünüyorum.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...