MENÜ

Merhaba futbol

10 Ekim 2020, Cumartesi 06:58 Son Güncelleme: 09 Ekim 2020, Cuma 22:53
- A +

Her futbol sezonu başlangıcında artık geleneksel hale gelen ‘Merhaba futbol’ yazımı her yıl karışık duygular içerisinde ve ilk kez de sezon başladıktan sonra kaleme alıyorum. Geçen yıl son yılların en zor sezon başlangıcını yaşadığımızı yazmışım. Zorluklar gözümde öylesine büyümüş ki, “Kulüplerin mali yapılanmaları, yayıncı krizi derken artık ligimiz başladı” diye özetlemişim 2019 yılı başlangıcını…

Nihat Özdemir’in başarısı

Bu yazının yayınlanmasından 7-8 ay sonra dünyayı korona belasının kasıp kavuracağından hiç birimizin haberi yoktu. Meğerse tüm dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 belası bizi bekliyormuş… Ne dersek diyelim sadece futbol değil tüm spor branşlarını olumsuz etkileyen süreçlerle karşılaştık ve hâlâ da sorunlar çözülebilmiş değil, büyük bir belirsizliğin içinde futbol maçları oynanıyor. Bundesliga’nın öncülüğünde Avrupa’da Mayıs ayında başlayan futbol liglerine Türkiye de büyük tartışmalar eşliğinde TFF Başkanı Nihat Özdemir’in liderliği, Yönetim Kurulu’nun kararlılığı ile Haziran ayında Süper Ligi oynatma başarısı ile katılmıştır.

Mali kıskacın içerisinde

Elbette futbolumuzu kuşatan çalıları tam olarak budayamamış olsak da her zaman Türk futboluna umudumu korudum. Özlem ve heyecanla beklediğimiz ligimiz sonunda başladı ve bundan sonra bu güzel oyunun tadını çıkaralım. Korona gölgesinde 21 takımlı bir lig deneyimi yaşayacağız. Mali kıskacın içerisinde 18 oyuncu transferi ile adeta ‘bu sene şampiyon olmalıyız’ diyen Fenerbahçe başta olmak üzere diğer tüm kulüplerimiz kadrolarını güçlendirdi. Daha heyecanlı olacak Hiç de alışık olmadığı yerde sezonu bitiren Fatih Terim ve öğrencilerinin sezona fırtına gibi girerken 2-3 hafta da fırtınanın dinmesi, şampiyonluğu son haftalarda Başakşehir’e kaybeden ve transferde büyük kayıplarına rağmen Trabzonspor’un yine iddialı olması, Sergen Yalçınlı Beşiktaş’ın şampiyonluğa ortak olma arzusu ve şampiyon olduktan sonra ‘büyülenmiş’ bir şekilde 360 dakika gol atamayan Başakşehir’in hayal kırıklığı içerisinde kadrosunu son günde yaptığı transferlerle güçlendirerek koruması.. Hepsi bize 42 haftalık maratonun geçmiş sezonlara göre daha heyecanlı geçeceğini gösteriyor.

Filozof kayıkçı diyaloğu gibi

Yepyeni sezon, yepyeni heyecanlar, keyifler, hüzünler, yeni transferler, eskimeyen tartışmalar gerginlikler içinde büyük rekabet bizi bekliyor. İster pembe gözlük takmış olalım; bu rekabet içinde hayatı ıskalamayalım, tıpkı filozof ile kayıkçının arasında geçen diyalog gibi...

Önemli olan keyif almak

Bir filozof fırtınalı bir havada karşı kıyıya geçmek için kayıkçının küçük sandalına biner ve aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Filozof: Tarih hakkında hiçbir şey biliyor musun?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman ömrünün yarısını boşa geçirmişsin. Peki, hiç matematik öğrendin mi?

Kayıkçı: Hayır!

Filozof: O zaman ömrünün yarısından çoğunu ziyan etmişsin. Tam bu anda büyük bir dalga sandalı devirir, filozof ve kayıkçı suya düşerler.

Kayıkçı: Peki sen yüzme biliyor musun?

Filozof: Hayır!

Kayıkçı: O zaman sen ömrünün tamamını boşa geçirmişsin. Kıssadan hisse, hayatı anlamlandırmaya çalışırken bazı temel şeyleri ıskalamamak ve hayatın değerini bilmek gerekir. Önemli olan keyif almak

Taktik direktörlük yapacağız!

2020-2021 futbol sezonu başladı. Sezonun sona ereceği 16 Mayıs 2021 tarihine kadar hepimiz futbol yorumcusu olarak teknik, taktik direktörlük yapacağız. Evde, sokakta kahvede, hakem, hoca, yönetici kararlarına, futbolculara dair açılımlar getireceğiz: “Hoca 3-5-2’de neden ısrar etti anlamadım. Adamın futbol felsefesi yanlış. İşin matematiğini bilmiyor, Dön 4-4-2’ye, çıkar şunu, al sağ tarafa fuleli, driplingci filancayı, besle tandemi... Ah biraz tarih bilseler, bak 80’de şu maçta ne olmuştu... Vizyon yok bunlarda... Halbuki dünya futbolunda...” Hal böyle iken önümüzdeki 10 ay boyunca futbolun felsefesi, tarihi, matematiği havada uçuşacak.

Iskalamamak için…

Sonra ligler bitecek, dönüp arkaya baktığımızda, o tartışmalardan geriye hiçbir şey kalmamış olacak. Sadece “Bu lig güzel geçti mi, kimin maçından, oyunundan, yönetiminden zevk aldım?” diye düşüneceğiz. O sezonun sonunda, o anları yaşamış olmamın hazzı, eğlendiğimiz, coştuğumuz, güldüğümüz, ağladığımız, kızdığımız zamanlar, kısaca duygularımız ve duyumsadıklarımız bir hoş seda olarak kalacak. Üçün beşin ikinin, matematiğin, felsefenin hesabını yapmadan, gönül verdiğiniz renklerin, sevgilinin seyir zevki ile hayatımızın bir eğlencesi olarak gördüğümüzde bir şeyleri ıskalamamış olacağız.

Enseleri karartmayalım

Futbolun geçtiği zorlu aşamalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteği ve “Kasapoğlu’nun futbola yaklaşımı” yazımda uzun uzun anlattığım gibi Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nun sorunları çözmek için her zaman futbol ailesinin içinde olması, ‘geleneklerimizde Türk sporunu desteklemek var” diyen Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören’in Misli. Com ile basketbol ve voleyboldan sonra futbolda 2. ve 3. Lig kulüpleri için verdiği can suyu, yine TFF Başkanı Nihat Özdemir’in dediği gibi de ne kadar çok futbol konuşur ne kadar az tartışırsak bu oyunu o kadar çok sevdirir, ilgiyi artırırız.

Güler yüzle yaşamak

Her ne kadar bir kaos ortamı gözükse de hepimizin yüreğine su serpen bir Milli Takımımız var. Şenol Güneş yönetiminde önde basan ve tempolu futbolu uygulamaya çalışan Milli Takımımız’ın maçlarından keyif almadığını söyleyen kimse görmedim. Şu ölümlü dünyada futbolu anlamlandırmaya çalışmaktan daha çok, futbolu hayatı yaşar gibi güler yüzle yaşamak bizi mutlu kılacak. Kayıkçının denize düşen filozofa dediği gibi, “Ömrümüzün tamamını boşa geçirmemek” için, futbolu sadece futbol olarak, bu “Basit” zevkleri ile yaşayacağımız bir sezon diliyorum. Merhaba futbol! Sağol.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...