MENÜ

Yazık çok yazık!

03 Mart 2018, Cumartesi 06:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 19:18
- A +
Perşembe akşamı oynanan ve adına derbi denilen bir maçın ardından methiyeler düzüp olayın keyfini çıkarmak lazım gelir aslında ama “neyse ki” futbol ortamımız buna izin vermiyor. Bu olayın nereden beslendiğini, nasıl buralara     gelindiğini sormak bir seçenek tabii ama bunu yapmak, zaman kaybına neden olup beyhude kürek çekmek anlamına da gelebilir. Bunun yerine kolaya kaçmak da mümkün tabii. Mesele bu maçla ilgili şunlar;

Söylenebilir:

Aslında erken verilecek sarı kartların (Soldado, Pepe, Mehmet Ekici, Volkan Demirel) ortamı daha da sakinleştireceği bir maçın bu hale gelmesinin pek çok sebebi olabilir. Bu nedenle sebeplere odaklanmak, bütünü görmeyi engelleyecektir. Neyse ki bütünü görmeye de gerek yok zaten. Herkes kendisini haklı görüyor; kime sorsan aynı şeyi söylüyor, o yüzden maçı konuşmanın bir anlamı da yok: Genel özeti “Kırmızılar doğru ama verilmeyen kartlar maçı bu hale getirdi.”

Sorulabilir:

Bazı şeyleri söylemek ekstra cesaret mi istiyor, nedir anlamadım ama durumu somutlaştırmak lazım; öyle “Hakem yüzde yüz haklı, yüzde yüz haksız bizim futbolcularımız; ama Beşiktaş’tan da en az 2-3 futbolcunun kırmızı kart görmesi lazımdı” demekle olmuyor bu işler: Soldado ile Pepe arasındaki kör dövüşü geçmişe mi dayanmaktadır? Soldado tatlı sert mücadele nasıl oynanır bize onu mu göstermek istemiştir? Öyle ya kart bile görmeden maçı tamamladı. Quaresma, arkadaşlarının intikamını almak isteyen bir lejyoner örneği nasıl olur onu mu kanıtlamaktadır? Volkan Demirel, mesela neden “beni atın” diye bağırmaktadır? Bu seviyede daha önce defalarca maç oynamış futbolcuların bu davranışlarını artık acemilik olarak görmek ne kadar doğrudur?
Daha maçın başında hakem taç/korner vuruşunu “yanlış” gösterdi diye yan hakeme fütursuzca koşup kavga eder gibi itiraz etmek nasıl açıklanmalıdır? Mehmet Ekici her olayın içine girerek Nobel Ödülü mü almak istemektedir? Fenerbahçe gol atınca Volkan’ın kendi tribünlerine koşup yaptığı artistik(!) hareketin epik değeri nedir? (Aykut Kocaman bile rahatsız oldu bu durumdan, düşünün artık.) Quaresma’nın kartında (ki orada kart görmesi gereken çok oyuncu vardı) Volkan mesela ne arıyordu orada ve Pepe’yi itmesinin gerginliği dindirme isteğindeki yeri nedir?

Sonuç:

Bütün bu sorular bir sebep aramak için değil; bu sorular birer sonuç aslında. Bir envanter çıkarmak için yani. Futbolun bu hale gelmesinin sebebi ne midir? Hangi hal? Yazarsak biz de ceza alır mıyız? “Hava güzel, futbol güzel...” deyip konuyu kapatalım mı?

NOT:
Aykut Kocaman’a, maç sonu yaptığı basın toplantısını maçla beraber tekrar izlemesini öneriyorum. O ne derse desin, herkes her şeyi görüyor. Yazık ediyor! Hem kendine hem Fenerbahçe’ye hem futbola, esas da Barış Tut’un büyük emek harcayarak yazdığı 380 sayfalık “Kocaman Bir Adam” kitabına yazık ediyor...

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...