Adalet ya da cehalet

06 Ekim 2018, Cumartesi 12:33
- A +

Türk Dil Kurumu'na göre linç: "Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi" olarak tanımlanıyor. "Öldürme" gibi uç bir sonuca varılmadığı durumda da eylemin adını pekala "linç girişimi" olarak tarifi edebiliyoruz ve olayın vehameti çok değişmiyor.

Bizim toplumumuzda da linç girişimleri gün geçtikçe artmakta ne yazık ki. Eğer bir arama motoruna "linç girişimi" ya da "linç" yazarsanız karşınıza çıkan sonuçlardan bunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Yakın zamanda, futbolla ilgili bir olay daha eklendi bu sonuçlara. Beşiktaş-Kayseri maçından sonra evine dönmeye çalışan Gediz Beşiktaşlılar Derneği'nden sekiz kişi, Bozüyük'te bir dinlenme tesisinde, sözde sevdasının peşinden Sivasspor deplasmanına giden yüzlerce Bursaspor taraftarının saldırısına uğradı. Sağduyulu Bursasporlular sayesinde sadece iki Beşiktaşkinın yaralandığı olayda, "Adam tek, vurmayın" diye bağıran kişinin sesi ise hala kulaklarımda.

Forma linç sebebi

"Üzerinde bir takımın formasını taşımak" da artık bir linç girişimi sebebi oluşturabiliyor maalesef. Bu olayda herhangi bir adalet duygusundan, adli bir konudan ya da "haklı-haksız"dan bahsedebilmek mümkün değil. Yüzlerce kişi, Beşiktaş forması giymeyi "suç" olarak kabul edip, sekiz kişiye saldırmayı kendine hak görebiliyor. Çünkü onlara göre karşı taraf "suçlu" ve bu suçun cezasını vermek de kendilerinin hakkı.

Linç ya da linç girişimi dediğimiz bu olaylar kitle (sürü) psikolojisinden kaynaklanıyor. Çünkü kişi tek başına yapamayacağı, ahlaki bulmadığı işi kitle olduğunda rahatlıkla yapabilir. Çünkü kitleleri tehlikeli yapan en önemli özellik, bireyin bastırdığı içgüdüsel birtakım davranışlarını kitleden güç alarak ortaya çıkartmasıdır. Çünkü kitle psikolojisi, sorumluluk almamayı kolaylaştırır ve yapılan eylemi mübahlaştırır.

Sürü için her şey mübah!

Beşiktaş taraftarlarına yapılan linç girişiminde de saldırganların her biri, bireysel bir sorumluluk üstlenmeden arkasına aldığı cenahın çokluğuna sığınarak bu eylemin içerisinde bulunmuştur. Belki de çoğu, hala karşı tarafın suçlu olduğuna ya da kendisini "tahrik" ettiğine olan inancını sürdürmektedir. Onların karşısında Beşiktaş forması ile oturmanın mutlaka cezası verilmelidir...

Beşiktaş ya da herhangi bır takımın formasını giymek suç değildir. Suç olan, yüzlerce kişinin sekiz kişiye saldırmasıdır. O sebeple, saldırganların hepsi tek tek tespit edilmeli ve suçlarının karşılığındaki ceza verilmelidir. Bu olay herhangi bir camiaya mal edilemez pek tabii ki; ancak her camia, yaşanan bu vakalardan dolayı olan sorumluluğunu kabul etmelidir.

Cahillik değil, öldürmeye teşebbüs

"Cahiller, kendini bilmezler" diye geçiştirdiğimiz için bu kişiler bir türlü bitmek bilmedi. Toplu halde yapılan bu saldırıdaki failler, öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Bunların artık Sporda Şiddet Yasası'na göre değil, "kasten yaralama, öldürmeye teşebbüs" suçlarından yargılanmalarının zamanı gelmedi mi? Yoksa illa ki birilerini öldürmeleri mi beklenmeli? 

Toplumsal cinnet vakalarının yol açtığı linç kültürünü "cahilliğin silahı" olarak görüyorsak, bu silahı ancak ve ancak hukuksal yaptırımlarla yok edebiliriz. Eğer linç eylemi içerisinde bulunan her bireyin cezalandırılmasını sağlayacak bir adalet yapısı oluşturamazsak, kendini herhangi bir konuda haklı ya da "tahrik altında" gören kitleler, karşısındaki azınlığa saldırma hakkına sahip olmaya devam edecektir. İşte o zaman adaletin yerini linç alır ve cehalet, topluma egemen olur. Ne yazık ki, bizim toplumumuz da buraya doğru gidiyor. 

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...