Şampiyonluğun sırrı!

13 Nisan 2017, Perşembe 02:30
- A +
“Her günün belirli saatlerini, yılın belirli aylarını, ömrün belirli bir kısmını üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı bir şeye ayırdığımızı düşünecek olursak; derin ve anlaşılmaz görünen esrarengiz bir şeyle karşılaşan bütün diğer ilkel toplulukların yapmış olduğu gibi, bizim de, her ne olursa olsun kontrol gücüne sahip olduğumuz yanılsamasını bize yaşatan, dahice fakat tuhaf ayinler geliştirme noktasına kadar gerilememizde şaşılacak bir şey var mı?” diyor Nick Hornby Futbol Ateşi’nde...

Belki de gol atsın diye yapılır

Geçen hafta şöyle bir bilgi düştü sosyal medyaya: “Fenerbahçe, ligde oynadığı son 2 maçta da ‘Yönetim istifa’ tezahüratı yapılırken gol attı.” Belki Fenerbahçe taraftarı, takımı gol atsın diye “yönetim istifa” tezahüratını sürekli yapabilir artık. Beşiktaş-Olympiakos maçında Aboubakar kırmızı kart görüp takımı 10 kişi bıraktıktan sonra, biz de arkadaşlarla yerlerimizi değiştirmiştik. Ayrıca hiç mağlubiyet yüzü görmemiş bir formam var ki; Vodafone Arena’daki maçlara onunla gidiyorum. Saçma olduğunu biliriz; ama takımımızın galip gelmesi için çeşitli totemlerimiz, uğurlarımız vardır. “Ben stada gitmedim, yenildik” diyenler, “Formamı giymedim o yüzden böyle oldu” diyenler...

Kim yapmıyor ki bunları Totemlerimiz, vazgeçilmezlerimiz. Söylesek de, söylemesek de yaparız bunları. Duyduğum, okuduğum, gördüğüm ve yaptığım birkaç tanesini sıraladım:
■ Maçtan önce kokoreç yemek... (Bir teknik direktörümüzün en önemli uğuru bu mesela)
■ Aynı formayla maça çıkmak.
■ Kalenin içine okunmuş üflenmiş çeşitli şeyler gömmek.
■ Rakip takımın ataklarını durdurmak için sürekli aynı lafı tekrarlamak (‘Gol değil’, ‘hoşt hoşt’...).
■ Maçtan önce iki rekat namaz kılmak. Daha sonra forma giyip maçı izlemek.
■ Devre arasında çay almak.
■ Rakip takım gol atınca, takımımız gol atsın diye tuvalete gitmek.
■ Yenildiğimiz maçta oturduğumuz koltuğa bir daha oturmamak.
■ Sürekli aynı kıyafetle maça gitmek.
■ Deplasman maçlarını hep aynı yerde seyretmek.
■ Maçlarda belli pozisyonları bozmamak. (Bir arkadaşımı çok önemli bir maç esnasında banyoya kilitlemişler.)
■ Kötü giden maçlarda sürekli yer değiştirmek ve takımımız gol attığında kesinlikle yer değiştirmemek.
■ Penaltı atılırken gözlerimizi kapamak ya da arkamızı dönmek.
■ Maçlardan önce hep aynı yere gitmek. (BJK’lilerin Köyiçi’ne gitmesi)
■ Maçı ayakta izlemek.
■ Yenildiğimiz maçı beraber izlediğimiz kişilerle bir daha maç izlememek.
■ Rakip takımdaki iyi oyuncunun adını ağzımıza almamak.
■ Maç bitmeden skor kaç kaç olursa olsun galibiyet sevinci yaşamamak.
■ Penaltı olunca sevinmemek.
■ En uğurlusu saate baktığımızda saatin takımımızın kuruluş yılını göstermesi.
■ En uğursuzu ise uğurlarımızı açıklamak ve uğur yaptığımızı belli etmek...

Sevgili Yusuf Yazıcı...

İyi bir futbolcu olduğunu biliyorduk geçen sezondan beri. Ama sen zaten iyi bir futbolcu olduğun için Trabzonspor’dasın. Ve her gün üstüne koya koya daha da büyüyorsun. Biz izleyenlere büyük keyif veriyorsun. Beşiktaş karşısında da çok çok iyi bir maç çıkardın. Herkesi gölgede bıraktın. Bugünlerde senden iyisi yok. Herkes seni övüyor; gazeteler, televizyonlar hep senden bahsediyor. Ama!.. Unutma ki şimdi seni övenler, önceden başkalarını da övmüştü...

Kendini her şeye hazırla!

Bu topraklarda bir maç, iki maç iyi oynadığında/oynattığında kahraman ilan edilip zirveye çıkarılırsın... Sonra bir maç kötü oynadığında/oynattığında seni öyle bir aşağıya çekerler ki, tepe taklak olursun... O sebepten; sen, seni kahraman ilan edenlere sakın aldırma! Daha çok eksiklerin var. Çok çalış! Kendini her şeye hazırla! Trabzonspor’da oynamanın gururunu yaşa! Ve Sadece işine bak! Daha çok yolun var alınacak...
YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...