Liyakat meselesi!

01 Ekim 2016, Cumartesi 02:30 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 19:44
- A +
Bu ülkenin insanının tamamını mutlu eden az şey vardır bizim topraklarda. Milli takımın başarıları da onlardan biridir. Ayrışan katmanları öyle ya da böyle bir arada tutmayı becerebilen ender tutkal milli futboldur. Birbirinin gözünü oyacak kadar nefret eden bazı kulüp taraftarları bile kendi formalarıyla sarmaş dolaş olur milli gollerde. 15 Temmuz’dan beri en çok söylenen şey, “Ne olur liyakat ile görev verin. Partizanlık yapmayın, ayrımcılık yapmayın, ne görev verecekseniz o işi layıkiyle yapacak olana verin” olmuştur.

‘Bana yapmayın, sizi bitiririm...’

Bu feryat, siyaset arenasında karşılık bulur mu onu bilemem ama bizleri en çok birleştiren şey olan futbolda bir karşılık bulamadığı, dün açıklanan ve Arda Turan’ın alınmadığı milli takımda belli oldu. Takım arkadaşının ağzına silah dayayan gencimizi milli takıma çağırarak, “Onu da kazanmalıyız” diyen milli direktör, dünyanın en büyüğü Barcelona’da oynayan, üstelik şu anda da belli bir formu yakalanmış bu genci harcayarak aynı yüksek şefkati esirgemekten çekinmiyor. Çünkü orada saygısızlığın bizzat kendisine yapıldığını düşünüyor. Yani, “Ne yaparsanız yapın ama bana yapmayın, sizi bitiririm” kafası, şisik egolar, milli takımda yeri olmayan kavramlar...

Terim’in çiftliği değil!

Orası Türk Milli Takımı, Fatih Terim’in çiftliği değil. Gerçi öyle görüp öyle yönetiyor ve buna da başkanlık makamı müsamaha ediyor olabilir ama oranın gerçek sahibi Türk futbolseveridir. Yönetenler de bu milletin elemanlarıdır. Arda, milli formaya layık görülmemiş olabilir ama bana düşündürdüğü, o formayı dağıtma görevinde olanların o göreve şu anda layık olup olmadığıdır.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...