Fenerli yılmaz... Fenerbahçe bitmez

03 Ocak 2019, Perşembe 06:39
- A +

Zaferler, yoluna döşenen engeller, ardından yine zaferler...

İki asırlık çınar Fenerbahçe, 112 şanlı yılı boyunca başarıdan başarıya koşar ve Türk toplumunun sevgisine mazhar olurken, sayısız zorluk ve engellerle karşılaşmış, ama Fenerbahçeliler’in birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleriyle güçlüklerin üstesinden gelmeyi bilmiştir. Kuruluşunun daha ikinci yılında, II. Meşrutiyet öncesi yaşanan toplumsal tedirginlik ve idari kırılganlıkları nedeniyle sarsıntı geçirmiş, ama kurucularının dirayetli davranışlarıyla daha da güçlenmiş ve kısa sürede ilk şampiyonluklarını kazanmıştı.

Talat Paşa’nın siyasi darbesi

Fenerbahçe hızla Türk sporunda göz kamaştıran bir Kulüp olurken, bu defa da iktidardaki İttihat ve Terakki Partisi’nin hücumlarına uğramış ve futbol takımlarının en iyi oyuncuları kandırılıp, Sadrazam Talat Paşa’nın kurdurduğu Altınordu Kulübü’ne katılmışlardı.

Fenerbahçe, kendisine yapılan bu siyasi darbeyi de atlattı, Kazım Karabekir’in “Türk yılmaz” marşındaki gibi yılmadı ve efsanevi Zeki Rıza’lı, Ala’lı, İsmet’li armadasını yarattı. (1)

Darbe sırası işgalcilerde...

Fenerbahçe’ye saldırma sırası, yurdumuzu işgal eden düşman kuvvetlerindeydi şimdi de...

İşgal kuvvetleri komutanlığı, 1920 Haziran’ında “işgalcilere düşmanca hisler beslediği ve Anadolu hareketine silah, personel ve cephane yardımı yaptığı” gerekçesiyle Fenerbahçe’yi kapattı.

Kuşdili’ndeki Kulüp binasının önünde yetmiş gün boyunca silahlı İngiliz askerleri gece-gündüz nöbet tuttu.

Fenerliler yine yılmadı; toplantılarını, futbolcuları Burhan Belge’nin evinde yaptı ve bu krizden daha da güçlenerek çıktı. 1921 ve 1923 Şampiyonlukları’nı aldılar.

İşgal kuvvetleri futbol takımlarına karşı ezici bir üstünlük kurup, kazandıkları benzersiz zaferlerle Ulusal Kurtuluş Savaşı Komuta Heyeti ve Mehmetçikler’e moral ve güç aşıladılar. Kibirli İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Sir Charles Harington’ın koyduğu ‘Harington Kupası’nı da kazanıp milletimizin tüm fertlerine büyük coşkular yaşattılar.

Adalet’e karşılık ‘küçük Şeytanlar’

1950’lerde ise saldırı, bir sanayi grubundan geldi. Adalet Mensucat Şirketi’nin kurduğu Adalet Futbol Takımı, Fenerbahçe’nin başarılı oyuncularına el attı ve o zamana kadar görülmemiş paralarla bazı oyuncuları kandırmaya muvaffak oldu.

Fenerbahçe yine pes etmedi ve kurduğu ‘Küçük Şeytanlar’ lakaplı yeni takımıyla zaferlere imza attı.

Stat kapısına ‘satılık’ ilanı

Fenerbahçe, Adalet saldırısıyla uğraşırken, bir yandan da kendi imkânlarıyla stadının kapasitesini büyütüyordu. Yeni onsekizbin kişilik tribünün inşaasından doğan banka borçlarını ödemede zorlanmaya başladı.

1951 yılı Ocak ayında, Yapı Kredi Bankası, stadı icradan satışa çıkardı ve stat kapısına satış ilanı asıldı. (2)

İşte bu mali kriz de pes ettiremedi Fenerbahçe’yi... Şampiyon olmaya devam ettiler, yeni amatör şubeler açtılar, borçlarını ödediler ve üstüne üstelik 60 bin kişilik yeni bir stat projesi hazırlatıp, Türkiye’nin o zamana göre en büyük stadyumunu gerçekleştirme çalışmalarını başlattılar 1955 senesinde..

1960’ta idam kararları bile çıkar

Ardından 27 Mayıs 1960 darbesi geldi...

İktidarı ele geçiren askeri yönetim, bazı Fenerbahçeli idarecileri hapse atar, ikisini idama mahkum eder ve Kulübü kapatmakla tehdit eder.

Fenerbahçeliler’in kılı kıpırdamaz.

“Bizi işgal kuvvetleri de kapattı, ulusal kurtuluş hareketine destekte öncü olduğumuz için... Atatürk’ün, milli mücadelenin kulübünü şimdi de siz mi kapatacaksınız, işgalcilerden sonra?”

Askeri idarenin komutanı, şerefle hak edilmiş bu sözler karşısında geri çekilir.

Ve ardından şampiyonluklar peşi sıra gelir. 1965 yılında, 8 spor dalında 19 şampiyonluk!

En büyük darbe 3 Temmuz’da vuruldu

1983 yılında yine bir mali kriz ile karşı karşıya kalır Kulüp... 75 Milyon Lira’lık bir borç! O yıllarda çok büyük olan bu rakamın da altından kalkılır ve 1984-85 Şampiyonluğu gelir.

3 Temmuz kumpası ise yöneticilerine ve Fenerbahçe’ye şahsi, mali, idari ve sportif büyük darbeler indirir.

Yüzlerce Milyon Dolar’lık maddi kayıp, acılar, kaçan şampiyonluklar...

Ama Fener yine yılmaz.

Dokuz spor dalında çok görkemli başarılar kazanılır. Alt yapı, kurum içi sosyal ilişkiler, eğitim ve kültür alanında yatırımlar yapılır.

Bu camia hep çözümler üretmiştir

112 yıllık tarihlerinde Fenerliler olağanüstü sıkıntılı zamanlardan çözümler üreterek ve daha da güçlenerek çıkmışlardır. Birlik ve beraberlikle, fedakârlıklarla, akılcı çözümlerle birlikte sarsılmaz bir kararlılıkla...

Kısacası camianın tek bir vücut olarak damgasını vurduğu Sarı Lacivert ‘seferberlikler’ ile...

Bu krizden de çıkış yolu var

Şimdi 112. yılımıza giriyoruz ve yine zorluklar...

Çok ciddi bir borç yükü ve futbolda arzu edilmeyen neticeler...

Sportif alanda Fenerbahçe, iki asırlık engin birikimlerinden, kültür ve geleneklerinden yararlanmalı, serinkanlı düşünüp akılcı kararlarla düşen futbol çıtasını yukarılara çıkartmalıdır.

Mali kriz için ise camianın değerleri ve özkaynakları üzerinde çatısını kuracağımız bir ‘seferberlik’ organizasyonu ile sıkıntıları aşmalıyız.

İvedilikle birlik beraberlik şart

Hedefe giden yolda, aynı büyüklerimizin yaptığı gibi, ivedilikle birlik ve beraberlik sağlanmalı, onlar gibi dirayetli, çelebi davranmalı ve yönetim kurulumuzun önderliğinde zorluklarla mücadele ederek Fenerbahçe bayrağını daha yükseklere taşımalıyız. Gücümüzün kaynağı; büyüklerimizin, camiamızın bireylerini kenetleyerek, omuz omuza yarattığı benzersiz görkemli tarihimizdedir.

Dün, bugün ve yarın “Fenerbahçe ben’im” diyen Fenerbahçeliler’in olacaktır.

“Fenerli yılmaz, Fenerli yılmaz... Cihan yıkılsa, Fenerbahçe bitmez.” (3)

Kaynaklar:

1) Asr-ı Fener ve Rüşdü Dağlaroğlu kitapları...

2) 1951 yılında Yapı Kredi Bankası Kazım Taşkent’e aitti...

3) Kazım Karabekir’in “Türk Yılmaz” marşından esinlenilmiştir...

Melih Esen Cengiz'in özgeçmişi

1954 yılında Ankara’da doğdu. Darüşşafaka Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde İktisat, ABD New York eyaletindeki Syracuse Üniversitesi’nde İşletme öğrenimi gördü. Uzun yıllar özel sektörde yönetici olarak çalıştı. 1992 yılında 1907 Fenerbahçe Derneği’ni kurdu. 2009 yılında Fenerbahçe’nin ilk yüzyılını anlatan “Asr-ı Fener” kitabını derledi ve yayına hazırladı. 2010 yılında bir televizyonda spor tarihi üzerine programlar hazırladı ve sundu. Yazmaya, Üniversite yıllarında Türk Sinematek’inde ve Türk Film Arşivi’nde düzenli olarak izlediği filmlerin etkisiyle senaryolarla başladı. İlk kitabı ‘Bir Osmanlı Yazı’ 2012 yılında Altın Kitaplar Yayınevi tarafından yayınlandı. Bu romanını yine aynı yayınevinden çıkan “Marlene’in Yetimi” (2013), “Terk Edilmiş Manalar Cenneti” (2014), “Kudüs’ün Güvercinleri” (2016), “Paylaşılamayan Cinayet” (2018) romanları takip etti. “Bardaki Dante” adlı iki perdelik bir tiyatro oyunu da bulunmaktadır.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...