Günü Kurtarmak

25 Ocak 2012, Çarşamba 12:00
- A +

Türkiye’de futbol her geçen yıl daha da küçülüyor. Her yıl daha az insan tribünlerden maç seyrediyor, daha az insan Türkiye liglerini ve takımlarını televizyondan izliyor. Buna karşın, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerin ligleri her geçen yıl daha da fazla Türk’ün ilgisini çekiyor.
Kulüplerin borçları her yıl daha da artıyor, her geçen yıl kulüplerin ekonomik mevta haline gelmiş yapıları daha da çürüyor. Her yıl hem kulüpler hem milli takımlar seviyesinde sportif başarılar daha da azalıyor. Yurtdışına yolladığımız futbolcu sayısı her yıl daha da düşerken, yabancı futbolcu sayısı her yıl daha da artıyor. Ve hala ülke nüfusumuzun sadece yüzde yarımına bile lisanslı futbol oynatamıyoruz.

Bu sistemi korumak  veya devam ettirmek mi, yoksa bu sistemi yıkıp yeni bir düzen kurmak mı? Bugün aslında oylanacak olan bu 58.Madde’ye dokunmadan bir kerelik puan silme cezasını kabul etmek Türk Futbolunda neyi değiştirecek ya da neyi kurtaracak?Sadece günü.

Çoğunluk,  küme düşme cezası verilirse, Türk Futbol ekonomisi çöker diyor, dayandıkları ana nokta ise yayın hakları gelirlerinin düşmesi. Üç büyükler her yıl yayın geliri almasa bu açığını yine her yıl 3-4 yabancı transferi yapmayarak kapatır. Bu sistemde borçlandıra borçlandıra içini boşalttıkları yüz yıllık kulüplerin düştüğü mali açmazlar daha da büyüyecektir. Yayın gelirleri, onların, sadece kısa vadeli nakit akışı için kullandıkları bir finansal argümandır.

Şişirilmiş, denetlenemeyen “Obez” Türk Futbol ekonomisi küçülmeden, futbolumuz idari, mali ve sportif anlamda sağlıklı bir yapıya kavuşamayacaktır.

Bugüne kadar sistemin figüranı olmayı kabullenmiş Anadolu kulüpleri ise İstanbullu büyük ağalarının elini tutmamak derdinde, önlerine  konana hiç itiraz etmeden kabulleniyorlar. Korkuları karaktersizliklerinden değil, tamamen maddi. Sistem çökerse batarız diyorlar, sanki batmamışlar gibi.
Bu çarpık ve çağdışı sistemin bağımlı hale getirdiği kulüplerin hiçbirinin ne Türk Futbolu ne de kendi gelecekleri umurlarında bile değil, öncelik günü, yani sistemi kurtarmakta.Sorarsan  kendilerinin  dışında herkes suçlu.
Nazım Hikmet bu dizeleri sanki onlar için yazmış
Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup, deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm.

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...