MENÜ

Ya maç dönmeseydi ?

30 Nisan 2011, Cumartesi 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 22:26
- A +

Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. Hiçbir maç rakipsiz oynanmaz. Hiçbir maç bitiş düdüğü çalmadan bitmez. Hiçbir lig son maç oynanmadan bitmez. Fenerbahçe İzmir’de çok ama çok ağır bedel ödemekten güç bela kurtuldu. Maç dönmese koca bir sezon orada bitebilirdi. Hem de düşmesi hemen hemen kesinleşmiş bir takım karşısında, farklı mağlubiyete, daha doğrusu hezimete uğrayarak.

Havaya girmek başka havalara girmek başka işte. Havaya girmek nasıl Fenerbahçe’yi olmaz denilen yerden liderliğe taşımışsa, havalara girmenin de bedeli budur. Biri okyanusu geçirir, öbürü derede boğar. O akşamdan futbolcular, yönetim, camia ve taraftar büyük bir ders çıkarmadıysa, korkulan musibet tereddüt bile etmeden yeniden tekerrür eder. Çünkü herkes maçı aldık, hatta kalanları da aldık ve şampiyon olduk havasında... Rakibini inkar eden, kendini inkar eder.

Bucaspor karşısındaki tuhaf ve garabet durumun, motivasyonsuzluğun, konsantrasyonsuzluğun, şaşkınlığın, dağınıklığın ve “nasıl olsa alırız” gevşekliğinin, kalan 4 haftada bir daha asla ve asla tekrarlanmaması gerekiyor. Bir sefer mucize oldu, bir daha bekleyen de avucunu yalar. Bedeli çok ağır olur. Kalan maçların hepsi Bucaspor maçından çok daha zor. İttifakçılar, yandaşları ve yancıkları her hafta sonu, her ekranda engizisyonlar kuruyorlar. Fenerbahçe’nin yendiği takımı da, hocasını da, yönetimini de infazlıyorlar. Haysiyetlerine, namuslarına saldırıyorlar. Bu çok tuttuğu defalarca tescil edilmiş oyunu yeniden sahneye koyuyorlar. Sonraki rakiplere de bu yolla gözdağı veriyorlar.

Hakikaten kimin kime karşı nasıl ve ne kadar oynadığını merak eden varsa gösterge belli. Aynı takımın Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarındaki faul, sarı kart, kırmızı kart sayısına bakın. Bir de agresyonuna ve açık-kapalı oyununa...

Herhalde bunun ahkamını kesecek olanlar da Fenerbahçe’nin şampiyon olmaması için yarım saatte 4 gol yiyenler, adı açıktan şike skandalına bulaşanlar, şampiyonluk maçına 14 futbolcuyla gidenler, utanç sofralarında ‘üleşme’ yapanlar olamaz. İcazetle, biatla yola çıkanlar, okyanus ötesinden himmet bekleyenler olamaz.Bütün bu ‘örtülü’ gerçeklere, görmezden bilmezden gelmeye yemin ve iman etmiş gibi davranan, kavram sahtekarlığı yapan güruh da olamaz. İtirazımız buna...

Neymiş ? “Futbolu rahat bırakın!”mış. Bunun açılımı da “İlişmeyin işte, tezgahımız yürüsün biz de baronluğumuzu yapalım, üfürüp şişirdiğimiz balonlarla borumuzu ve borazanımızı öttürelim. Yandaş koro ile birlikte, kulüplere başkan, federasyona başkan, oraya menajer, buna antrenör tayin edelim.” Hadi canım oradan!

Asıl siz rahat bırakın futbolu, siz düşün yakasından!

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...