Sevmek bile yasak

17 Eylül 2011, Cumartesi 12:00
- A +

“Arma namusumuz, forma kefenimiz, alnımızın teri bizim şerefimiz” diye bir pankart hazırlamış Gaziantepli Fenerbahçeliler... Polis  ‘sakıncalı ’ görüp içeriye almamış... Üzerine yorum yapmaya bile gerek var mı? Bu neyin öcüdür, nasıl bir hınçtır, ne tür bir kindir?
Pazartesi maç yapmış bir takımın, ikinci maçını deplasmanda ve Cuma günü oynaması da tasarlanmış, kurgulanmış tesadüfler zincirinin başka bir parçası... Yoruma gerek bile yok!
Garabete bakın ki; şike ve teşvik teşebbüsüne dahi küme düşme cezası öngören talimatname maddesinin kaldırılması için diğer kulüpler imza toplarken, Fenerbahçe’nin Başkanı bu girişime Metris’ten keskin bir rest çekip, açıktan veto eden ‘tek isim’ oluyor. Herhalde dünya tersine döndü; diğerleri Fenerbahçe dostu oldu, o ise Fenerbahçe düşmanlığı yapıyor!
Polisler kadar, rakipler de, hakemler de durumdan vazife çıkarmayı biliyor elbette... Gözaltına alınma, adliyelere düşme, hapse girme korkusuyla ya da aferin alma kaygısıyla gol yememek, penaltı vermemek için herkes kendini yırtıyor. Fenerbahçe aleyhine olacak tartışmalı pozisyonlarda tereddüt bile edilmiyor. Cesaret tavan yapıyor. “Maksat Fener’e gol olsun” hesabı...
Fenerbahçeli futbolcular şunu çok iyi bilsinler ki; bu yıl bütün maçlarda asla skor üzerinden değerlendirilmeyecekler. Ancak mutlaka mücadele olarak değerlendirilecekler. Kendilerini sahada ölümüne paralamaya, meydan okumaya, hırsları ve istekleriyle rakipleri yıldırıp, bezdirmeye hiç olmadığı kadar mecburlar. Eksik gibi değil, çok fazlaymış gibi hissetmeleri ve hissettirmeleri şart. Emeklerini aşağılayanları, ancak böyle aşağılayıp rövanşlarını alabilirler. Zulmün kalelerini tek tek yıkmanın tek yolu da bu!
 “Şikeci Fener” Metris’e ikinci selamı da Gaziantep’ten gönderdi. İki Alex bir Bienvenu... Kaldı mı 32 selam? 

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...