MENÜ

Büyük Usta Alex

07 Kasım 2010, Pazar 04:30 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 22:29
- A +

Fenerbahçe sisli puslu bir akşamda, hakem gözetiminde bir ‘şiddet’ testine daha tabi tutuldu. ‘Talimatlandırılmış’ Kamikazelerin tekmelerinden korkup geri adım atsaydı, maç en başından korku filmine dönerdi. Nitekim sinirleri ilk iflas eden Lugano oldu. Zokayı hem de soyunma odasında yutup, takımı 2 kişi birden eksiltti.

Sarı-Lacivertliler ilk yarıda her hatlarıyla istekli, mücadeleci ve çok hareketliydi. Maça galip başlamalarına rağmen yine ucuz ve hastalıklı bir gol yediler. ‘Cesur Yürek’ Gökhan ve ‘Büyük Usta’ Alex karşılaşmaya damga vuran isimlerdi. Ve tabii bu kez ‘nöbet’in hakkını veren Semih.

İkinci yarıda ritmini de, cesaretini de, özgüvenini de, hırsını da, hızını da soyunma odasında bırakmış bir Fenerbahçe vardı. Es-Es de bu fırsatı kaçırmadı. Bilica da ikramda kusur etmedi. Sıkıntılı bir dakikada fark bire inmişken, tribünler de maçı ikram etmek için elinden geleni yaptı. Toplu infaz tamtamlarını susturan da yine Semih oldu. O golde Alex’in fizik kurallarını alt-üst edip rakibinin içinden geçişi ve çıkardığı asist muhteşemdi. 

Ne kadar çok gol atarsa atsın, bu kadar kolay, bu kadar saçma ve bu kadar abuk gol yiyen bir takımın başı hep beladadır. Hele bir de daha sezon başında bu kadar puan vermişsen artık her maçın ‘kırılma maçı’ olması kaçınılmaz bir sonuçtur. 

Son sözümüz tekmelerin ve şanssızlıkların hedefindeki adam Emre’ye... Ama Can Yücel’in dizeleriyle: Aşk olsun sana çocuk/ Aşk olsun/Acıyorsam sana/Anam avradım olsun.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...