MENÜ

Winner Madrid

05 Mayıs 2022, Perşembe 11:05 Son Güncelleme: 05 Mayıs 2022, Perşembe 11:05
- A +

Real Madrid’in Şampiyonlar Ligi’ndeki epik sezonu devam ediyor. Grup aşamasından itibaren her turda ikonik anlarla ve geri dönüşlerle tur atlayan Real Madrid, yarı final aşamasında da 180 dakikanın tamamını geride kapatırken yine epik bir duraklama dakikaları performansı ve uzatmalarla dünyanın en iyi takımlarından birini eleyerek finale çıkmayı başardı.

Bu maçı analiz ederken 90 dakikadaki oyunu ve sonrasını ayrı ayrı anlatmak gerek. Çünkü 90 dakika boyunca oynanan oyunu taktik ve teknik olarak açıklayabiliriz ancak 90. dakika ve sonrasını sadece bu oyunu sevmemizdeki en büyük neden olan futbolun cilvesiyle açıklayabiliriz. Bunun adına ister şans ister kazanma kültürü diyelim ancak bu şekilde üç tur atlayan bir takım için söylenecek tek kesin şey asla yılmadıkları ve oyunun gerçekten 90 dakika olduğunu hatırlattıklarıdır. 

Walker sakatlığı maçın kilit noktası

Pep Guardiola ve Manchester City 90 dakika boyunca en doğru taktiksel yaklaşımı uyguladı. Skor avantajıyla çıktığı ikinci maçta Real Madrid’e karşı total bir topa sahip olma oyunu oynamayıp yer yer topu rakibine bırakarak karşısındaki iyi kontratak takımına fırsat vermedi. Aynı zamanda bu şekilde oyun temposunun yükselmesine de izin vermeyerek Real Madrid’in istediği bol geçişli kaos oyununun da oluşmasını engelledi. İlk maçta göze çarpan en büyük sorun olan Vinicius Junior savunmasını bu defa sakatlığını tam atlatamamış olsa da sahada olan Kyle Walker ile çözdü. Şu anda dünya üzerindeki belki de en formdaki kontra savunmacısı olan Walker’ın maçta olduğu anlar da olmadığı anlar da büyük fark yarattı. Real Madrid kontrataklarındaki kilit top taşıyıcı olan Vinicius Jr. savunmasında asla hata yapmayan Walker, geride Real Madrid set hücumlarında da sergilediği performansla oyunda kaldığı süre boyunca hatasız oynadı. Sağ kanatta merkezileşerek oynayan Valverde’nin varlığında Vinicius Jr.’ın savunulması, Real Madrid hücumlarının büyük oranda zayıflaması anlamına geliyordu ki öyle de oldu. Vinicius Jr. alan bulamadıkça Benzema da top almak için daha geriye gelip, daha çok gezmek zorunda kaldı. Zaten maç başındaki kadro ve planıyla Manchester City total bir dominasyon sağlamasına rağmen değişiklikler sonrası bu dominasyonun azaldığını gördük.

Değişiklikler oyunu Real’e döndürdü

Real Madrid Rodrygo’nun oyuna girişiyle sağ kanadını da kullanarak Benzema ve Vinicius üzerindeki ilginin bir kısmını üzerine çekerek diğer iki hücumcuyu da rahatlattı. Orta saha üçlüsünü tamamen değiştirip merkezdeki dinamizmi artırarak maç sonunda Manchester City’e üstünlük sağlamaya çalıştı. Özellikle Casemiro’nun City golünden hemen önce yaptığı hatalı baskı oyundan ne kadar düştüğünün çok büyük bir göstergesiydi. Bunların olduğu sırada City’de Walker sakatlanıp çıkarken Cancelo Vinicius’un savunmacısı oldu. Sol bekte de Zinchenko oyuna girince ilk maçtaki kanat savunması problemi tekrar ortaya çıktı. Aynı zamanda golü de bulan Pep, iki farklı skoru da elde edince elindeki tüm gerçek hücum silahlarını da birer birer çıkarmaya başladı. Skoru tutmaya yönelik yaptığı İlkay ve Fernandinho hamleleri de iki farklı avantaja sahip ve oynaması gereken kısa bir süre olan bir takım için oldukça normal hamleler. Ancak rakibiniz böyle bir Real Madrid olunca neler olabileceğini Pep Guardiola olsanız bile kestiremeyebiliyorsunuz.

Real Madrid mucizesi

Real Madrid’in bu maçta 90 sonrası yaptıklarının da önceki turlarda yaptıklarının da taktiksel bir açıklaması yok. Adanmış ve odaklanmış bir oyuncu grubu, kazanma kültürüne sahip bir hoca ve kulüp ile bunların hepsinin birlikte getirdiği bir futbol şansı veya mucizesi. Yine sadece 10 dakikada fişi çekecek performansı sergileyerek müthiş bir geri dönüş sağlasalar da şunu unutmamak lazım ki Real Madrid ilk golü atana kadar maç sonuna doğru maçı bırakmış bir görüntüdeydi. Aynı zamanda maç boyunca kaleyi bulan şut atmakta da zorlanmıştı. 90 dakika bittiğinde kaleyi bulan yalnızca 3 şutları vardı. Ancak o kadar yüksek verimle bunları bitiriyorlar ki böyle epik durumlar ortaya çıkıyor. Bunları yapabilmesi Real Madrid’in gerçekten ne kadar büyük bir takım olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Sonuç olarak 180 dakika sonunda bir şekilde galip gelmeyi bilmek büyük takımların en büyük özelliğidir. Bu turda da olan buydu. İyi takım elendi, büyük takım finale çıktı.


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...