MENÜ

Manchester City güle oynaya

25 Kasım 2021, Perşembe 15:00 Son Güncelleme: 25 Kasım 2021, Perşembe 15:00
- A +

Şampiyonlar liginde erken finalin ikinci randevusunda Manchester City, PSG’yi 2-1 yenerken sahada adeta bir futbol şöleni vardı. Guardiola ve Pochettino’nun karşılıklı taktik savaşının yanı sıra sahadaki isimlerin kalitesi müthiş bir maç izlettirdi.

Önde baskıyla topa sahip olma

M. City maça üçüncü bölgede yoğun presle başlarken aynı zamanda pas açılarını o kadar iyi kapattı ki PSG savunması topu ya çok riskli paslaşmalarla çıkardı ya da ileri vurmak zorunda kaldı. City bu baskıyı o kadar akıcı ve hatasız yaptı ki izlerken çok basit göründü. Bu açıdan kollektif oyun ve takım uyumu dediğimiz şeyin önemini gördüğümüz bir maçtı. Bunun o kadar da kolay bir şey olmadığını aynı maç içinde ara ara PSG’nin ön alan baskısı yapmaya çalıştığı anlarda, M. City iki üç pasla bu baskıyı kırarken çok net bir şekilde gördük. PSG çıkarken uzun vursa da kısa paslarla çıkmaya çalışsa da City’li oyuncuların orta yuvarlak civarında sürekli topu kazanıp hücum başlattı. Maç boyunca topa sahip olma oranları %55/%45 civarlarında City lehine olmasına karşın, City topa hep ikinci ve üçüncü bölgede sahip olurken PSG’nin çoğunlukla kendi yarı sahasında topa sahip olması yediği baskıyı gösteren en önemli emarelerden biriydi.

Neymar ve Messi’yi sahada tutma problemi

PSG’nin bu baskıyı yemesinin en önemli sebebi aslında PSG ileri üçlüsünün savunma katkısı vermemesi. Mbappe savunmasına ara ara yardım etse de Messi ve Neymar’ı aynı anda saha tutmanın böyle bir dezavantajı var. Bu oyuncuları bir arada tutarken bu sorunu yaşamamanın tek yolu ise topa sahip olmak. Böylece daha az savunma yaparak bu oyuncuların bireysel yeteneklerinden hücumda daha iyi faydalanabilirsiniz. Barcelona’da bu ikilinin sorun yaşamamasının en önemli sebebi de takımın sürekli topa sahip olmasıydı. Ancak PSG’nin böyle bir oyun oynamamasının yanında bir de karşısında topa sahip olma konusunda şu an dünyanın en iyisi olan takım olunca, PSG’nin çok da yapacak bir şeyi kalmadı. Hal böyle olunca da ileri üçlü dışında kalan gerideki sekizli nicelik olarak o kadar eksik kaldı ki City topu her aldığında bir anda rakip ceza sahasına geldi. Dar alanda sayısal dezavantajı nispeten sınırlayan PSG savunmasında günün en iyileri Kimpembe ve Marquinhos olmasa maç ilk yarıdan bile çözülebilirdi.

Satranç maçı gibi

Foden, Grealish, De Bruyne, Torres gibi eksiklere karşın hücum etkinliğinde hiç eksiği yokmuş gibi oynayan City tarafında sezon boyunca eksikliği çokça hissedilen santrafor eksikliği bu maçta daha çok hissedildi. Özellikle ilk yarıda Jesus da yedek olunca, M. City topları rakip ceza sahası içine kadar getirse de atakları bitirmekte sorun yaşadı. Pep de bunu görmüş olacak ki PSG’nin bir anda bulduğu golün ardından hemen Jesus’u oyuna attı. O dakikadan sonra maç boyu denenen soldan sağa atılan diyagonal paslarla Mahrez’i topla buluşturup sonrasında ceza sahasında bir etkinlik yaratma çabaları da sonuç vermeye başladı. City ilk golü bulduktan sonra Pochettino’nun galibiyet ihtiyacından dolayı aldığı Di Maria riski maçın çözen faktör oldu. Di Maria’nın girişinden sonra hücuma dönük oynaması geri sekizliden bir oyuncuyu eksiltince, oyun rus ruletine evrildi. PSG bariz gol fırsatını kaçırıp, City maç boyu denenen organizasyonla ikinci golü bulduktan sonra kontrolü tamamen eline alarak yaptığı en iyi yaptığı işi yaptı. Satranç gibi karşılıklı hamlelerle geçen maçta Guardiola’nın ‘şah’ dediği pas yaparak oyunu soğutma hamlesine, Pochettino bir karşı hamle bulamayınca adeta mat oldu.

Burak Özkarpuzcu


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...