Arama

Popüler aramalar

Rezaletin daniskası

Haberin Devamı

Bir takımın yumuşak karnı orta sahasıysa eğer... Geçen sezonu da derin başarısızlıkla geçirdiyse bu sebepten... Ve yeni sezona da aynı isimlerle başlanıyorsa acemilikten / beceriksizlikten / şanssızlıktan... Ya da adına ne derseniz deyin... Oturup ağlaşmanın anlamı da yok, kabul edilebilir bir yanı da... Galatasaray’ın OFK Belgrad’la 2-2 berabere kaldığı maçın ardından bundan fazlasını söylemek için insanın yapacak başka bir işinin de, düşünecek başka bir konusunun da olmaması gerekir! Rövanşta Galatasaray’ın turu geçme olasılığı çok yüksek olsa da, yenen gollere bakıldığında ve saha içindeki anlamsız koşuşturmacalar düşünüldüğünde, insanın içini yine de büyük bir karamsarlık kaplıyor doğrusu... Takım olamama, birlikte hareket edememe, umursamama gibi ağır arıza hallerinin ‘salt transfer yaparak’ giderilmesi de kolay kolay olanaklı gözükmüyor!

Aslında olaya biraz geniş çerçeveden bakmakta yarar var değerlendirme yaparken... Birinci ilkemiz, hâlâ hazırlıklık maçları oynama dinginliğindeki ‘Avrupa’nın gerçek futbol büyüklerinin’ anlamlı ve planlı hedeflerini, kendi insanımıza her sezon başında ‘süslü paketlerle hayal olarak’ satmamalıyız! Öncelikle ‘dünyanın en büyük derbisi’ diyerek, aslında en rezilini insanlara sunanlarla vedalaşmak bu işin olmazsa olmazıdır! Bu yönetici olmuş, teknik adam olmuş, futbolcu olmuş, hiç fark etmez... Ya da futbolun diğer herhangi bir aktörü... Futbol adı altında sahnelenen ‘skorbol’un bugünü de yok, yarını da çünkü... Bir var bir yoklarla ne futbolun zevki kalır, ne de albenisi... Sonra da ekonomisi çatırdar ve çöker ki, yalan üzerine kurulan her düzenin başına gelen gibi! Hep yazıp çiziyoruz, söylemekten dilimizde tüy bitti neredeyse... Hücum ağırlıklı bir anlayış hakim olmazsa futbol sahalarına, sistem yerine karambolü, devamlılık yerine günübirlikçiliği, takım yerine bireyselliği ön plana çıkartır ve bunu savunursak, varılacak nokta aha burasıdır, hepsi o kadar...
Çarşamba ve perşembe akşamı oynanan üç maç içinde yine de biraz olsun izlenilebilir olanı, Ali Sami Yen’dekiydi. Ama o da yeterli değil... Tamam haticecilerdeniz öncelikle... Ama biliriz ki, netice olmazsa da bazı işler yürümez! Ama biz diyoruz ki, neden ikisi birden olmasın? Ve bunun yolunu da gösteriyoruz net olarak, tavsiye bakımından! Çıkıp oynayacak, takımı antrenere edip taktik verecek halimiz yok yani, bazı çok bilmişler gibi!

Yazarın Diğer Yazıları
Tümü

‘’4 büyükler!‘’

02 Ağustos 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Yalan rüzgârı!‘’

02 Ağustos 2010, Pazartesi 04:30
YAZININ DEVAMI