İki sorun aşılmalı
Haberin Devamı ›
İki sorun aşılmalı
Büyük takımların transfer stratejileri, diğerlerine göre daha farklıdır. Çünkü sadece eksik bölgelere takviye yapmak ve varolanlara alternatifler yaratmak bir başına yeterli olmaz. Her yıl, yeni bir ‘yıldız yüze’ de ihtiyaç duyarlar. Resmi ürün ve kombine satışlarını patlatmak, taraftarda heyecan fırtınası estirmek için bu olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Oysa Galatasaray’ın şu ana kadar gerçekleştirdiği transferlerin arasında böyle bir isim bulunmuyor. Kadrodaki pek çok yıldız ise, bu anlamda ‘yüz eskimesine’ uğramış pozisyonda! Umarım yönetim, geciken transferleri gerçekleştirmek amacıyla yaptığı yoğun çalışmada bu noktayı da gözardı etmez. Alt yapıya önem vermek ve her yıl bir-iki ismi Türk Futbolu’na kazandırmak ne kadar önemliyse, kulübün parasal, camianın da moral açıdan ayakta durabilmesi için mutlaka yıldız transferi yapılmalı. Rakipler üst üste bomba patlatırken, sen başka bir büyük olarak buna seyirci kalamazsın. Çünkü günümüzün acımasız rekabet anlayışı bunu kesinlikle affetmez! Galatasaray’ın acil çözüm bekleyen bir sorunu budur.
İkinci sorun ise futbol anlayışında... Galatasaray, Barcelona ile şöhrete ulaşan pas futbolunu geçen sezon uygulamaya çalıştı, ancak kadro yapısı ve mantalite sorunu nedeniyle yürütemedi. Şimdi de Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’ye benzer bir anlayışı oturtacağı konuşuluyor. ‘Konuşuluyor’ diyorum, çünkü izlediğim maçlarda bunun izlerini göremedim! Sonuç olarak, modaya uyup ‘pas futbolunun’ peşine takılanlar şunu unutmamalı, önemli olan konu pas verme değil, pas alma kültürünün yerleştirilmesi ve geliştirilmesidir. Ayrıca bu pratik rakip sahaya taşınmalıdır. Bizde maalesef tam tersi yapılmakta... Takımlarımız kendi yarı sahasında topu dolaştırmayı ‘pas futbolu’ sanmakta... Futbolcular ise, eli belinde ya da rakibin arkasına saklanarak, top ayağında olan takım arkadaşının ne yapacağını izlemekle yetinmekte! Boşa çıkan ve kendini gösteren, her zaman oyunun içinde bulunan, inisiyatif alan isim sayısı çok az.
Bundan ötürü çoğu zaman topla buluşan futbolcu, ne kadar iyi niyetli olursa olsun baskı yiyor ve topu ya kaptırıyor ya da geriye oynamak zorunda kalıyor. Bu da, tribünlerin tepkisini çekiyor. Gerçek şu ki, ‘pas alma kültürü’, bugünden yarına oluşturulamaz. Uzun bir süreç gerektirir. Önce beyinler hazırlanmalı, sonra da bıktırırcasına yapılacak tekrarlarla bu anlayış pekiştirilmeli. Tabii geçen sezon Galatasaray’ın yaptığı gibi, bir Fenerbahçe yenilgisiyle ‘bas topa dön geri’ gibisinden korkaklığa/kolaycılığa kaçmadan, pes etmeden!