Arama

Popüler aramalar

Frank Rijkaard'a 'satırlı' saldırı

Sahadaki herkesin gole ‘bir şekilde’ katkı sağlamasını ve maçlarda pozisyon/estetik zenginliği olmasını beklerim. Çünkü yaşamımdan/diğer hobilerimden/sevdiklerimden ‘çalıp’ ayırdığım o her 90 dakikalık dilimlerin tüm bunlara değmesini isterim. Bazıları gibi yavan bir maçın ardından ‘17’de 17 galibiyet aldık, bir rekor daha kırdık’ mastürbasyonu yapmam yani! Futbolsever olarak, futbolun güzelliklerini izlemek isterim, öncelik bundan ibarettir.

Haberin Devamı

Haaa, Adnan Polat ya da Aziz Yıldırım konumunda olurum, o zaman başka... ‘Kazanalım da, nasıl kazanırsak kazanalım’ yaklaşımını, yöneticilerin ‘olayın ekonomik boyutu’ penceresinden bakarsam anlayabilirim. Tek hobisi, yaşama tek bağlılığı taraftarı olduğu takımın başarısı olanları da bu nedenle bir yere kadar anlayabilirim. Ama bir futbol eleştirmeninin, sırf berabere kaldığı ya da yenildiği, daha da gerçekçisi, ezeli rakibinden geri düştüğü için bir teknik adama veya bir futbolcuya ‘satırlarla’ acımasızca saldırmasını anlamam, anlayamam.

Zaten en büyük sorun da bu... Hayata nasıl bakıyorsa insan, futbola bakışı da öyledir. Eğer sen bir takımın şampiyonluk gecesine gidip halaylar çekip, horonlar tepiyorsan, o kulübün başkanıyla, yönetimiyle, muhalefetiyle ‘bir şekilde’ parasal konularda dirsek temasındaysan, eh, o yazılarını da, o söylemlerini de bu şekilde yapman çok doğaldır o zaman! Özetle, ‘spor yazarı/gazeteci’ ile diğerleri arasındaki farkını anlamak isteyenlerin, olaya buradan bakması gerekmektedir.

Haberin Devamı

Gelelim hücum futbolunun savunma yapmamak, kendini kaybetmişçesine ailece saldırmak, asli görevinden uzaklaşmak olmadığını anlatan örneğimize... Bir stoper düşünün, duran toplarda rakip ceza alanına gider ve gol arar... Ama aynı stoperin en önemli işi, rakiplerle boğuşmak, arkadaşlarının boşluğunu doldurmak, kısaca savunmaktır işte. Diyelim ki, biraz daha hücum ağırlıklı bir anlayışla oynayan takımın elemanısınız. 90 dakikada bir-iki kez, ama gerek duyulduğunda, riski de göre alarak hücuma katılabilirsiniz. Ama Servet gibi, 90 dakikanın her anında, Messivari biçimde rakip sahada slalom yapmaya kalkarsanız, bitersiniz! O zaman da, ahı gitmiş vahı kalmış Ceyhun bile üzerinize basıp geçer ve madara olursunuz! Hücum futbolu, ‘disiplinsizliği’ kesinlikle kaldırmaz. O nedenle sorun Rijkaard’da ya da sistemde değil, bazı futbolcuların kavrama yavaşlığında!

*****

Sabri’siz ve Keita’sızlık
Sistem önemli, ama o sisteme uygun futbolcuların varlığı da yabana atılmamalı. Sarı-Kırmızılılar, geçen sezonlarda sol kanat ağırlıklı saldırıyordu. Keita’nın gelişi ve Sabri ile uyumuyla birlikte çift kanatlı oynamaya başladılar.

Bir de maç içinde forvetin rotasyonu devreye sokulunca, rakiplerin işi daha zorlaşmıştı. Son Ankaragücü maçında sağ kanatsız olmanın acısını çekti Cim Bom. Sabri ve Keita olmayınca, sol taraf da değişti, hatta savunmanın göbeği de... Eee, bu kadar değişikliğe uğrayınca, dengesizlik de kaçınılmaz oluyor. Sahaya 11 kişi çıkmak ayrı, 11 formda isimle çıkmak apayrı!

*****

Cim Bom’u 10 kişi bırakın
Bu sezon öylesine bir bakış var ki Galatasaray’a karşı, gerçekten insanın aklı almıyor. İlk maçlarını, iyi de oynayarak kazanan takım için, ‘Hele bir ciddi rakiplerle oynasın’ dendi ilkin.

Haberin Devamı

Oynadı ve kazandı da... Ardından hiç geriye düşmedi, bir de o zaman görmek gerek’ düşüncesi ortaya atıldı. Penaltıları verilmedi ve geri düşürüldü, birini kazandı, birini kaybetti. Şimdi sırada, ‘10 kişi kalınca ne yapacaklar bakalım’ sorusuna bir yanıt aranıyor. İlk maçta, özellikle de ilk yarım saat içinde bir Galatasaraylı atılsın ve bu merak da giderilsin! Abartmıyorum, gidişat bu yöne doğru!

*****

6 yetmez 16 olsun!
Kasımpaşa, Sturm Graz ve Ankaragücü maçlarında Galatasaray’ın resmen 3 penaltısı yendi. Üçü de görülmeyecek türden pozisyonlar değildi. Hakemler öyle yorumladı! O nedenle diyorum ki, değil 6, 16 hakem yönetse maçları, bu yorumlarla aynı tas aynı hamam!

*****

Ayhan’ı aramak
Ayhan Akman’ın savunma ile hücum hattını birbirine yakınlaştıran çabaları, Sarı-Kırmızılılar için büyük anlam ifade ediyor. Ancak sakatlıktan döndükten sonra bir yetersizlik seziliyor Ayhan’da... Linderoth döndüğünde bir süre dinlendirilmeye ihtiyacı var.

Yazarın Diğer Yazıları
Tümü

‘’4 büyükler!‘’

10 Ekim 2009, Cumartesi 04:30
YAZININ DEVAMI

‘’Yalan rüzgârı!‘’

10 Ekim 2009, Cumartesi 04:30
YAZININ DEVAMI