Arama

Popüler aramalar

Büyüklük bu mudur!

Haberin Devamı

Bir kere Sivas’la, Bursa’yla, Kayseri’yle yaşananlar ‘ihtilal’ filan değil. Büyüklerin bir yıl şampiyon olamamayı bile ‘ölümcül hasret’ olarak niteleyen/yaşatan başarı arsızlığı/şımarıklığının sonucudur bugünkü tablo. Ve bundan kaynaklı orta ve uzun vadeli plan/programdan uzak, günü kurtarma adına kolaycılığa kaçan tercihlerinin kaçınılmaz bedeli ödeniyor sadece. İhtilalden söz edilecekse futbolumuzda, geçmişte altında nal kadar imzası bulunan Trabzonspor var ki, Şenol Hoca’yla bu kez hücum futboluyla geliyorlar gümbür gümbür! Öyle Türkiye’de kral, Avrupa’da yenilmeye doymayan pehlivanlıkla olmuyor ihtilal mihtilal!

Gelelim İstanbullu şımarıklara! Orta direk takımlar, aslında Amerika’yı yeniden keşfetmedi! Karşılarında her maçı kazanmak zorunluluğu olan, buna karşın 3 puanı daha maçlar oynanmadan çantada keklik gören ve bu rehavetle sahada yeterince savaşmayanların, birer kumdan kale olduğunun ayırdına vardılar! Ne yapacaklardı güçlerinin yetemeyeceği bu ‘saha dışındaki güçlüler’i alt edebilmek için; çeşitli kurnazlıklara ve pusu stratejisine başvuracaklardı elbette er meydanında ve çok koşup, çok mücadele edeceklerdi! Yoksa anlayış olarak, çağdaş Avrupa düzeyine bir adım daha yaklaştırmış değiller Türk futbolunu. Bakınız; Bursa’nın Şampiyonlar Ligi’nde düştüğü durum! Oysa ihtilalin gerçek sahibi Trabzon’u hatırlayın bir de... Bugün bile onaylamadığım, ama başarıya ulaştıkları ‘kontratak’ futboluyla Avrupa’da da nice başarıya imza atmışlardı.

Peki İstanbullu ‘el bebekler’ nerede hata yaptı bu süreçte? Gözleri görmeyen boksörün, eşit şartlarda dövüşebilmek için rakibini karanlık bir köşeye çekmesi benzeri tuzağa düştüler! Daha doğrusu, isteye isteye geldiler oyuna, zahmetsiz olduğu için işlerine geldi çünkü! Savunmayı sağlam tut, gol yeme, nasılsa duran toptan ya da rakibin yapacağı bir hata sonrasında bir atarsın, malı götürürsün! Tıpkı orta sınıfın kendilerine kurduğu tuzak gibi!
Hadi onlar ‘her bakımdan fazlası’ olan güçlülerle ancak böyle başa çıkabilecekleri sonucuna vardılar ve bunu da başarıyla uyguladılar. Peki aynı metod, kendini ‘büyük’ olarak nitelendirenlere yakışır mı? İçeride-dışarıda gol yerim korkusuyla savunma yap, kontratak kolla, at kendini sahtekarca yere duran top kovala, yuh artık! Gelinen nokta; pozisyonsuz maçlar! Bu kadarı da ayıp yahu!

Oysa büyükler nasıl davranmalı? Üstün olduğu malum artılarına (kalite); çalışmak, koşmak, güçlenmek, paylaşmak, takım olmak gibi ‘iş ahlakı gereği’ değerleri de birazcık ekleyecekler, o kadar! Şenol Hoca’nın Trabzonspor’u gibi. Yani beceri ve estetik içeren, buram buram gol kokan hücum futbolundan örnekler vermek, aynı zamanda da tuzaklara düşmemekten söz ediyorum! O zaman ne sahte ihtilal kalır ortada, ne sözde ihtilalciler!

Yazarın Diğer Yazıları
Tümü

‘’4 büyükler!‘’

20 Kasım 2010, Cumartesi 03:30
YAZININ DEVAMI

‘’Yalan rüzgârı!‘’

20 Kasım 2010, Cumartesi 03:30
YAZININ DEVAMI