MENÜ

Biraz tempo...

02 Eylül 2014, Salı 20:35 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 22:16
- A +

Lakin henüz hala topu dikmek için çok erken. Şu aşamada yapılacak en iyi şey; pozitif veya negatif tüm tespitlerimizi dile getirerek 'daha iyi bir milli takım' projeksiyonu oluşturmaktan başka bir şey değil.

Sergiy Gladyr'den yoksun Ukrayna'ya yenilmekle hanemize bir yenilgi eklemekle kalmadık, ikili averajda da geri düştük. Grup ikinciliğinde hala gözümüz var ise bugün Finlandiya'yı en az 8 sayı farkla yenmemiz gerekecek.

Neleri iyi, neleri kötü yapıyoruz? Aslında her şey ortada, eminim teknik ekip bunların üzerine titizlikle eğilecektir. Ancak gözümüze gözümüze batan bazı şeyleri de dile getirmekte fayda var.

* Hazırlık sürecinden beri en büyük eksikliğimiz hücumda. Set hücumunda, özellikle bugünkü gibi şut yüzdemizin düşük olduğu dönemlerde facia skorlara imza atıyoruz. Bu şartlarda ne kadar iyi savunma yaparsanız yapın, ne kadar ribaund toplarsanız toplayın, 64 sayıda tuttuğunuz bir rakibi bile yenemiyorsunuz. Hele ki rakip, son periyotta biraz ritim bulup ilahi yardım alıyorsa sonuç böyle oluyor.

* Duygusal ve kırılgan mental yapımız, Edirne'den ötede başımıza iş açmaya devam ediyor. Takımın 30 yaş üstü iki oyun kurucusu, toplamda 13'te 4 şut isabetiyle oynuyor, bomboş şutları kaçırıyor. Bir, iki, üç tane değil, bir araba boş şut kaçırdık. Ender, Emir ve Cenk'in toplam şut isabet yüzdesi 26'da 8. Hızlı hücumlardan yalnızca iki sayı bulabildik.

Hal böyle olunca Koç Ataman'a dönük ''Takıma ritim ve moral kazandıracak, üst üste 2-3 hücumdan basket çıkaracak oyun çizemedi mi?'' sorusunu sormak yersiz oluyor.

* Göze batan bir diğer konu ise Oğuz Savaş dışında elini taşın altına koyan, sorumluluk ve risk alan, sivri bir oyuncumuzun olmayışı. Kullandığımız şutları hemen hepsi, 'formalite icabı' kullanılmış, ezber tadında hücumlar.

Şarkıda geçtiği gibi, 'sazı eline alan' biri yok takımda.

***

Bu denklemin x'inin bendeki cevabı tempo. Savunmadan daha çabuk toparlanıp çıkan, maçın belli bölümlerinde şut saatini 14 saniye olarak kabul eden bir milli takımın skor kıtlığı, özgüven ve ofansif sorumluluk dağılımı gibi yaraları sarabileceğini düşünüyorum.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...