Bütün bu zaman dilimlerinde yukarıda da bahsettiğim dört teknik direktör ile (Derwal'in yardımcısı Mustafa Denizli'yi de katabiliriz bu listeye) Galatasaray hem Türkiye Ligi'ni hem de katıldığı Avrupa Kupaları'nı domine etti.
Dün gece Galatasaray’ı izlerken edindiğim ilk izlenim takım hava olarak yetersiz. Belki oyun olarak baskılı istekli gibi görünse de inandırıcı değiller.
Oğuzhan Çakır, karşılaşmanın sonucuna doğrudan etki eden büyük bir hata yapmadı ve maçı genel olarak kontrol altında tuttu. Ancak sarı kart uygulamalarında belirgin bir tutarsızlık gösterdi. Maçın başında İİlkay, Barış Alper ve Perez-Barış Alper pozisyonlarında net sarı kartlar kaçırıldı.
Galatasaray kaybedilen Süper Kupa ve ardından çok kötü bir oyun oynanan Fethiyespor maçlarının ardından lige döndü. Aslında kağıt üzerinde lige döndü, sahadaki oyuncuların da kulübedekilerin de ligin ikinci yarısının başladığından pek de haberi yoktu.
Galatasaray’ın sezonun tam ortasındayken verdiği fotoğraf oldukça kafa karıştırıcı. Süper Kupa finalindeki kötü futbol, oyun gücündeki gözle görülür düşüş, peş peşe gelen sakatlıkların üzerine Osimhen’in hâlâ dönmemesi ve Torreira’nın sarı kart cezası eklenince Galatasaray için Gaziantep maçı bir anda kabusa dönüştü. Okan Buruk’un elinde artık geniş bir kadro yokken transferlerin gecikmesi tehlikenin boyutunu büyüteceğe benziyor. Dün as kadrosundan 5 eksiği olmasına rağmen Gaziantep’in yedek kulübesinin Galatasaray’ın kulübesinden daha zengin olması durumun vahametini gözler önüne seriyordu
Fenerbahçe Beko, deplasmanda farklı yenildiği ligin flaş takımı Valencia’yı iyi savunma yapıp durdurdu, De Colo’nun yıldızlaştığı maçı kazanıp zirveye biraz daha yaklaştı.
İlk yarı planını bekleme üzerine kurmuş olan Keçiörengücü alanını terk etmeyince devre boyu topla oynayan Beşiktaş oldu.
İkinci yarıda işi şansa bırakmayan Trabzonspor, gerçek gücünü sahaya yansıtınca farka koştu ve aradığı morali İstanbul’da buldu.
Rakip eksik kaldıktan sonra fark geldi.
Beyoğlu Yeni Çarşı’nın hücum edemeyeceğinin öngörebilir olduğu maçta ilk devredeki sorun daha çok Fenerbahçe’nin “pas hızı”ndaki tavrındaydı.