Başarılı geçen sezonu Türkiye Kupası ile taçlandırmak isteyen Bordo-Mavililer, yarı finalde Gençlerbirliği ile kozlarını paylaşacak. Kritik karşılaşma ateş hattındaki Başkent ekibi için de çok şey ifade ediyor. Konyaspor’un ardından son finalist bu akşam belli olacak.
Galatasaray-Antalyaspor karşısında perde kapanmasın diye özellikle ilk yarı uğraşsa da Türkiye’de düşecek son takım hariç, neredeyse her şey belirlendi ve perde kapandı.
Dün gece şampiyonluğun ilanından sonra Ali Sami Yen Stadı'nın tribünlerinde açılan bir pankart aslında 21. Yüzyılı tek kelimeyle özetliyordu.
Prestijden öte anlam taşımayan maçta kazanan taraftar oldu! Her ne kadar tribünler tıka basa dolmasa da, haklı ve yerinde tepkiler; karanlık geceyi aydınlattı. Futbola gelince... Sergen Yalçın’ın ruhu takıma da sirayet etmiş. Anlaşılmaz bıkkınlık var. Maç bitse de, gitsek havası hakim. Hedef kalmamış. Peki ya, formanın ağırlığı. Sergen hocanın forma adaletsizliği yine sürdü.
Fenerbahçe, şampiyon olur, ligi ikinci bitirir ya da üçüncü olur.
Futbolun sürprizler oyunu olduğu bilinir ancak bazı durumlar vardır ki, “Bu kadarı da fazla” dedirtir. Örneğin namağlup Fenerbahçe’nin lig sonuncusu Karagümrük’e kaybetmesi gibi… Dün akşam da Antalyaspor ilk atağında golü bulunca, Galatasaraylılar buna benzer kötü sürprizli bir ilk yarı izledi. Oysa topla oynayan da golü arayan da Sarı-Kırmızılılar’dı. Ancak ikinci devreye tedirgin başlayanlar da yine onlar ve taraftarlarıydı.
Derbiler bazen puandan çok veri üretir. Herkesin zihninin başka hedeflerde dolaştığı, sezonun büyük ölçüde şekillendiği bir atmosferde oynanan bu maç da tam olarak öyleydi. Trabzonspor, İstanbul’a eksikleriyle ve riske etmediği oyuncularıyla geldi; sahaya çıkan kadro alışıldık değildi ama sahadaki duruş tanıdıktı: 11 kişi, 11 Trabzonsporlu. Karşılaşmanın skorundan ziyade verdiği mesajlar önemliydi.
Galatasaray için sezon Fenerbahçe derbisinin son düdüğüyle bitmişe benziyordu. Geçen hafta Samsun deplasmanında yaşanan hezimetin ardından dün Ali Sami Yen’de Antalyaspor’a karşı ilk yarıda kadronun hiç reaksiyon verememesi şaşırtıcıydı. Oysa Osimhen dahil Galatasaray eksiksiz sahadaydı ama ilk yarı oynanan futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Okan Buruk’tan Barış Alper’e kadar sahadaki her bir Galatasaraylı’nın stresi gözle görülecek kadar belirgindi.
Şampiyonluk maçında Galatasaray, 50 bin taraftarının erken gol beklentisi ve baskısı altında, küme düşme hattındaki Antalyaspor karşısında ilk yarıda oldukça gergin bir görüntü sergiledi. Aslında böyle maçlarda oyuncuların vasatın biraz üzerine çıkması bile çoğu zaman yeterlidir.
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu, sezon boyunca kurulan oyun planının ve bu planın kritik anlarda korunabilmesinin sonucu olarak okunmalı.