Volkan Demirel'i kim ikna etti?

05 Ocak 2019, Cumartesi 09:40
- A +

Volkan'ın, Fenerbahçe'ye geri dönüşünün hikayesi çok ilginç. Yaratılan algının aksine işin çok daha başka olduğu iddiası var.

Dediğim gibi iddia olduğundan şimdilik isim vermem mümkün değil. 

O güne dönelim. Volkan'ın, basın mensuplarının karşısına çıkıp, sesinin titrediği, gözlerinin dolduğu anlara.. 

Hani 'Koskoca Fenerbahçe kulübü, efsane kalecisine, kaptanına böyle bir geri dönüşü mü reva gördü!' türünden eleştiriler var ya. Biliyoruz ki, çoğu, sosyal medyada etkileşim alabilmek için yazılıp çiziliyor.

Normal taraftarı anlamak mümkün de yıllardır gazetecilik yapanlar? 'Olacak şey mi bu kardeşim!' diyen Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor tandanslı gazeteciler işin doğrusunu bilmiyor mu?

Bilmiyorlarsa bile o gün Dereağzı'nda bulunan meslektaşlarına bir 'alo' diyerek, işin aslını öğrenemezler mi? Doğruyu öğrenmeye çalışmak, gazeteciliğin önceliklerinden değil mi?

Çok uzun yazmaya gerek yok. Çoğunluğun bildiği üzere Volkan açıklamayı idman sahasında yapacaktı, hava şartları olumsuz olunca topluca içeri girildi. Hepsi bu..

Kim bu hatırlı büyük?

Gelelim asıl konuya. Volkan Demirel nasıl affedildi? Ya da Volkan özür dilemeyi nasıl kabul etti? Volkan'ın çok yakın dostlarına onu anlatmalarını istediğinizde söyledikleri şey hep aynı oluyor: "Çok dürüsttür. Adamdır. Geri vitesi yoktur. Karakterlidir. Kimseden çekinmez.." Sürekli bu -belki bir kısmı abartılı- sözleri duyarsınız.

Sahada rakip takım taraftarları için ne kadar itici ve tahrik edici gözükse de yakın dost çevresinde her zaman takdir alan bir karakterden bahsediyoruz.

Peki böylesi bir karakterin, bunca zaman bekleyip şimdi özür dilemesi normal mi?

Aktaralım. İddia şöyle; Volkan hiçbir zaman özür dilemeyi düşünmedi. Çünkü özür dilenecek bir şey yaptığına inanmıyordu. Zaman zaman, 'gerekirse özür de dilerim ama özür dilenecek bir şey yapmadım' diyerek, tavrında kararlı olacağını da ispatladı.

'Darağacında olsak bile..'

Ancak... İşler bu noktaya gelince hatırını kıramayacağı bir isim kendisinden ricacı oldu. İddiaya göre o isim, Volkan'a aynen şunları söyledi: "Bak şimdi. Konu Volkan, konu Ali, Veli filan değil. Konu Fenerbahçe.. Fenerbahçe'nin itibarı, geleceği, her şeyi. Asırlık kulüp, ilk yarıyı düşme potasında kapattı. Bu zor zamanlarda takımın yanında olmayacaksan ne zaman olacaksın.

Kaptanlık, liderlik böyle zamanlarda sevdalısı olduğun takımın başında olmayı gerektirir. Karar elbette senin. Özür dileyip dilememek de senin kararın, saygı duyarım. Ama bak tekrar söylüyorum, Fenerbahçelilik böyle zamanlarda takımda olmayı gerektirir. 3 Temmuz'u hatırla. Neler çektiğimizi, neler atlattığımızı. Hep ne diyoruz? Darağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe..."

Ses titremesi, gözlerin dolması

Bu sözler sonrası Volkan, dönmesi gerektiği kararını verir. Önce, yönetimiyle görüşür, "Basının karşısında özür dileyeceğim" der. Ardından o kısa açıklamayı yapar. O ses titremesi, gözlerin dolması da aslında o an yaşadığı duygusallıktan değildir. Geri adım atmayı düşünmediği halde, özür dilemesi gerektiğine inanmadığı halde özür dilemek zorunda kalmasındandır. 'Ben duygusal bir adamım' dediği anları hatırlayın. Volkan için de tüm Fenerbahçeliler için de zor bir sahne. Ve her ne kadar kötü gözükse de o sahnenin iyi niyetli bir yaratıcısı var! 

YORUM YAZ

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.